A - I n f o s

anarş ** istlerce hazırlanan, anarşistlere yönelik, anarşistlerle ilgili çok-dilli haber servisi

Bütün dillerde haberler
Son 40 ileti (Ana sayfa) Son iki haftalık iletiler Eski iletiler arşivimiz

Son 100 ileti, farklı dillere göre
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Son 24 saatte, bütün dillerdeki postaların ilk birkaç satırı
Links to indexes of First few lines of all posts of last 30 days | of 2002 | of 2003
| of 2004 | of 2005 | of 2006 | of 2007 | of 2008 | of 2009 | of 2010 | of 2011 | of 2012 | of 2013 | of 2014 | of 2015 | of 2016 | of 2017
üye olun

(tr) DAF, Meydan #41- Açlik Eyleminin 232. Gününde Semih Özakça Ile Röportaj

Date Mon, 20 Nov 2017 08:26:11 +0200


Açlik eyleminin 232. gününde Semih Özakça ile direnisi, Nuriye ve Semih hapishanede tutsakken disarida yapilan dayanisma eylemlerini, NuSe sürecini, hapishanede yasadiklarini, devletin ilk günden beri uyguladigi baskilari, zulmü ve kötülügü konustuk. ---- Önce islerinizden atildiniz, isinizi geri istediginiz için eylem yaptiniz. Bu eylemlerde defalarca saldiriya ugrayip gözaltina alindiniz. Devlet bu gözaltilarla yetinmeyince tutuklandiniz. Tüm bu yasadiklarinizi nasil görüyorsunuz? ---- Isten atilmamiz bir sonuç. Baskilar, gözaltilar, iskenceler, tutuklanmamiz; hepsi birer sonuç. Hepsinin bir nedeni var. Sonuç varsa neden de vardir. Neden, iktidarin halka saldirisi. Neden bu saldiri oluyor? Bu bir çeliskiden kaynakli, egemenlerle halk arasindaki çeliskiden. Temel nokta o çeliski ve çeliskinin tarihsel bir yönü var. Tarihte birçok asamadan geçen baskilarin ve zorbaliklarin her zaman sürdügü bir sahnede, ancak bunlarin yöntem ve uygulamalari degiskenlik gösteriyor. Türkiye fasizmle yönetilen bir ülke ve bu gerçek her zaman vardi. Bu gerçeklikle düsündügümüzde, böyle bir saldiriya maruz kalmamiz olagandi. Isin dogasi geregi böyle olacakti. Direnisin karsiligi da daha fazla saldiri oldu.

Insanlarin direnisimizi sahiplenmesi, tek basina isten atilma meselesi olarak bakmamasi, sadece Nuriye Abla ve benimle yürüyen bir süreç olarak görülmemesi; iste bu gerçeklik. Herkesin sahiplenmesi ve kendi memnuniyetsizliklerinin de ifade edilis biçimi olarak görmesi, direnisimizin mesrulugunu günden güne arttirdi. Iktidarla, baski ve zorbalikla, katliamcilikla mücadele edildigi gerçekligi ve farkindaligiyla süreç sahiplenildi ve böylelikle mücadele kanali olustu.

Direnis alaninin çok kalabalik olmadigi zamanlarda, bir teyze her gün oradan geçiyor, bizi görüyordu. Arada bir bize dönüp "Yavrum sizi kim duyuyor?" diye sesleniyordu. Sonra destek büyüyüp açlik greviyle sonuçlaninca çok kalabalik olduk. O teyze sevinçle gülerek dedi ki "Basardiniz ya, basardiniz!" Bu artik bizim eylemimiz olmaktan çikti.

Biz eylemimizi herkese, tek tek anlattik. Yanimizdan çok geçen giden oldu. Küçük hareketlerle, küçük eylemlerle ördük biz süreci. Eylemin büyüklügü de o birikimden. O birikimi yaratabilmek içinse kararli bir irade ortaya koymak gerekiyor. Bedel ödeme cüretinde olmak gerekiyor. Mücadeleye etmeye, direnmeye kararliysa birisi, zaten o bedel ödenecektir. Bunu göze almasi gerekiyor. Bunun anlik bir sey olmadiginin, bir basin açiklamasi yapip gitmek olmadiginin; tarihsel bir sey oldugunun herkes tarafindan bilinmesi gerekiyor. Bu tarihin bize verdigi bir sorumluluksa ve bir direnise baslamissak, kazanimla sonuçlanmasi gerekiyor. En son sunu söylemeliyim: Kazandik biz. Birçok kazanimimiz var. Ama neden isimizi de geri almayalim ki? O kadar bedel ödedik...

Disaridaki süreci takip edebiliyorduk, neler yasadiginizi görüyorduk. Ancak içerideki durumunuza dair çogu zaman bilgi alamadik. Içeride nelere maruz kaldiniz?

O andan, tutuklanisimizdan itibaren daha da güçlendim. Çünkü kafamda daha da netlesti bazi seyler; "Bir baski var. Bu baski ne için yapiliyor? Direnisi bitirmek için. Benimki inat degildi. Inadindan vazgeçebilir insan. Biz israrciydik. Bunu almamiz gerekiyor, alacagiz diyorduk. Bu bizim hakkimizdi. Bu israr bir düsüncenin, iradenin ürünü oldugu için, en önemlisi bir inancin ürünü oldugu için vazgeçirmeye çalisiyorlar. Bu baskilar varsa ben kazanmaya dogru adimlar atiyorum demektir." Bu bana güç verdi. Iktidarin, egemenlerin direnise karsi yaptigi bir saldiriydi bütün süreç kisaca.

Mahkemenin tahliye kararini bekliyor muydunuz? Bu kararda ne etkili oldu?

Tahliye olmam herkes için sasirtici oldu. Benim için sasirtici olan kisim, tahliye olmam degildi. Ben tutuklandigimdan beri içeri, disari diye ayrim yapmadim. Direnis sürüyordu benim için. Hep bir bag kurdum. Bu yüzden, tahliye olmamin olumlu veya olumsuz bir etkisi yoktu benim açimdan. Simdi baktigimizda, tahliye olmami direnisin bir kazanimi olarak görüyoruz tabi ki. Ancak bizim açlik grevimizin bitmesi için talebimizin gerçeklesmesi lazim. Biz su an öncelikli olarak "Nuriye Hoca zorla müdahale tehdidi altinda, serbest birakin!" diyecegiz, ama temel noktamiz yine "Emekçilerin islerini geri verin, KHK'lari iptal edin." demek olmali. Biz tutsakken isimizi verselerdi açlik grevi bitmis olacakti. Emekçilerin direnisi devam edecek. Dünyanin baska yerlerinde yapilan baskilara karsi da bütün halklarin, dünyada emegiyle geçinen bütün insanlarin direnisi devam edecek; ta ki zulüm bitene kadar, açlik bitene kadar...

Nuriye ve Semih için süreç nasil devam edecek?

Kisa vadede ne asamadayiz? Anliyoruz ki, Nuriye Hoca su anda benden daha sikintili bir durumda. Bu sebeple bu kadar tedirgin oldular, bir hastaneden kendilerinin daha kolay ulasabilecekleri baska bir hastaneye götürdüler. Gerçi açlik grevinde kime ne olacagi belli olmaz. Ben de simdi konusuyorum ama sonra enerjim düsüyor, yorgun oluyorum. Ruh halim hep ayni, ama fiziksel açidan degisiklikler oluyor. Sagligimiz sürekli degisken.

"Süreç nasil ilerliyor"dan önce, "nereye kadar" sorusuna bakalim. Bir karanlik var mi ortada, var. Her türlü bedeli göze aldik dedik mi baslarken, dedik. Söyledigimiz sey neydi? Isimizi istiyoruz, talebimiz çok net, eylemimizin nihai amaci bu. Bu eylemin amacina ulasabilmesi için mücadele etmeliyiz, Nuriye Hocanin da böyle düsündügünü biliyorum.

Sonrasinda iki tane ihtimal var. Kazandik -bunu bir yere koyalim-. Onun disinda iki ihtimal var. Birinci ihtimal, isimizi geri aliriz; ki benim inandigim seçenek bu. Mücadeleye, direnise inandigim için bana en yakin gelen seçenek.

Tabi isimiz geri verilmediginde de kazanacagiz -bunu da ayri bir yere koyalim- ama vermediklerinde ne olur? Sakat kalacagiz. O sürecin ne getirecegini söylemeyeyim, duygusal açidan etkilenebilecek insanlar var. Ama biz kararliyiz. Bu direnisle ilgili Tayyip Erdogan diyordu ki; "Iki terörist ögretmen için dünyayi ayaga kaldiriyorlar." Bu bizim irademiz, ne zaman bitip bitmeyecegini kararliligimizla belirleyecegiz. Ben kazanacagimiza inaniyorum. Hiçbir zaman umutsuz olmamaliyiz. Arada küçük yenilgiler ya da kazanimlar olsa da, nihai bir zaferimiz olacak. Hakliyiz ve biz kazanacagiz.

Sizinle dayanisma gösteren herkese yönelik bir baski süreci isletildi. Adinizi telaffuz etmemizi bile yasakladilar. Bu yasaklamalara karsin NuSe diye bir dayanisma süreci örüldü. Bu süreç de dahil olmak üzere, dayanismalarin direnise etkisi nasil oldu?

Bir kültür yaratilmis, bir direnme kültürü. Hem de böylesi bir süreçte, böyle bir kararlilikla herkesin ortaklasabilmesi, iktidar açisindan çok tedirgin edici bir sey. Avukatim anlatti disaridaki süreci. NuSe yazilamalarini, çekilen videoyu da öyle gördüm. Çok güzeldi hepsi, çok mutlu oldum. Yapanlarin emegine saglik. Uzun zamandan beri çok nadirdir bu uzunlukta bir direnisin, bu kadar inisli çikisli olup hala büyüklügünü koruyabilmesi, hala insanlar tarafindan yapilan eylemlerle sahiplenilmesi, birinin dayanisma için bir seyler yapma istegi ve en önemlisi yapma gerekliligi hissetmesi çok önemli. Bir insan için bir seyler yapabilirsiniz. Bunu birkaç kere de yapabilirsiniz. Biz bir iradeyi ortaya koyarak ve bedel ödeme cüretini göstererek o alana çiktik zaten, orada ilk gün tutuklanabilirdik, orada ölebilirdik, kafamizin kirildigi gözümüzün morardigi oldu. Nuriye Ablayla iki ay boyunca topalladik biz. Birbirimize tutunarak yürüyorduk ama yine de gidiyorduk alana. Iste böyle bir durumda dayanisma daha önemli hale geldi, büyüdü ve biz de büyüdük.

Bize vakit ayirdigin için tesekkürler, direnisinizi dayanismayla selamliyoruz.

Emekçilerin direnisi devam edecek ve baska yerlerde yapilan baskilara ragmen, bütün halkin, dünyadaki bütün emegiyle geçinen insanlarin direnisi devam edecek, ta ki zulüm bitene kadar, açlik bitene kadar...

Bu röportaj Meydan Gazetesi'nin 41. sayisinda yayinlanmistir.

http://meydangazetesi.org/gundem/2017/11/aclik-eyleminin-232-gununde-semih-ozakca-ile-roportaj/
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazirlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
Subscribe/Unsubscribe http://ainfos.ca/mailman/listinfo/a-infos-tr
Archive http://ainfos.ca/tr