A - I n f o s

anarş ** istlerce hazırlanan, anarşistlere yönelik, anarşistlerle ilgili çok-dilli haber servisi

Bütün dillerde haberler
Son 40 ileti (Ana sayfa) Son iki haftalık iletiler Eski iletiler arşivimiz

Son 100 ileti, farklı dillere göre
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Son 24 saatte, bütün dillerdeki postaların ilk birkaç satırı
Links to indexes of First few lines of all posts of last 30 days | of 2002 | of 2003
| of 2004 | of 2005 | of 2006 | of 2007 | of 2008 | of 2009 | of 2010 | of 2011 | of 2012 | of 2013 | of 2014 | of 2015 | of 2016 | of 2017
üye olun

(tr) DAF, Meydan #36 - "Krize Hazir Misin?"

Date Mon, 6 Mar 2017 11:30:46 +0200


Issizlik her zaman bir seçimdir. Daha düsük ücretle çalismayi kabul eden insanlar için is vardir. ---- (Klasik Ekonomi Ekolü) ---- Siyasi Iktidar rejim degisikligi manevrasinda referandumdan sonuç bulmayi beklerken ekonomi uzun bir süredir krizde! Ekonomistler krizi enflasyon, resesyon, stagflasyon ile açiklarken, bizler yani isçiler içinde oldugumuz bu krizi, isyeri kapatmalar, isten atilmalar, ücretlerde ki genel düsüs ve zamlarla hissediyoruz. Ancak iktidarlar tarafindan bulandirilmaya çalisilan gerçekler kafamizi karistiriyor olabilir ya da kafamizi karistiranlarin kafasi gerçekten karisik olabilir. Su süreçte önemli olan da bunu ayirt edebilmek ve harekete geçmek. ---- Anlasilmazligi Kirmaya Çalismak ---- Stagflasyon. Yani, resesyonla enflasyonun ayni anda yasanmasi... Içinde bulundugumuz kriz en çok da buna benziyor. Neden mi?

Bir devletin ekonomik büyüklügü, gayrisafi yurt içi hasilasidir. Yani o devletin sinirlari içerisinde, üretilen tüm nihai mal ve hizmetlerin para birimi cinsinden degeridir. (Örnegin üretilen kamyonun para cinsinden degeri GSYH'ya dahil edilir.) GSYH, genellikle bir yil için ele alinir.

Nihai mal ve hizmetlerse, üretilen toplam mal ve hizmetlerden üretim için kullanilan ara mallar düsüldükten sonra geriye kalan degerdir. (Yani, kamyon için üretilen tekerlekler hesabin içerisine katilmaz; kamyonun son hali katilir.) Iki ya da daha fazla çeyrek yillik zaman diliminde, ekonominin arka arkaya negatif büyüme göstermesinin ismi resesyon yani ekonomik durgunluk olarak tanimlanir. Özetlemek gerekirse resesyon, genel olarak ekonomiye yayilmis, istihdam, gelir ve diger degiskenlerde birkaç aydan fazla süren önemli ölçüdeki düsüs demektir.

Enflasyon ise, dolanimda bulunan para miktariyla, mallarin ve satin alinabilir hizmetlerin toplami arasindaki açigin büyümesi sonucu ortaya çikan; fiyatlarin toptan yükselisi ve para degerinin düsmesi biçiminde kendini gösteren ekonomik ve parasal süreçtir.

Enflasyon ve ekonomik durgunluk(resesyon) ayni anda yasaninca, issizlik artarken fiyatlar da hizla yükselir. Bu yüzden ekonomistlerde içinde bulundugumuz krize stagflasyon adini koyuyorlar. 1920'lerden Bugüne, Baskan Koltukta Kriz Kapida

Ekonomisi 1920'li yillar boyunca dünyanin geri kalanindan çok daha iyi durumda olan ABD; Birinci Dünya Savasi yillarinda ekonomik olarak zorda olan Avrupa ülkelerine yardimlar yapti. Buna öncülük eden isimlerden birisi, 1920-28 arasinda Ticaret Bakani olan Herbert Clark Hoover'di. Hoover, 1928 yilinda ABD'nin 31. Baskani oldu. Cumhuriyetçi Parti'den baskan seçilen Hoover "Dünyada baska hiçbir devlet, tarihinde yoksulluga karsi elde edebilecegi son galibiyete biz Amerikalilar kadar yaklasmamistir" açiklamasinda bulunduktan yedi ay sonra New York borsasi çöktü; ABD dünya tarihinin en büyük krizine yakalandi.

Krizle birlikte sirket iflaslari ve fabrika kapanmalari ardi sira sürdü. 1932'ye gelindiginde, ABD'de issiz insan sayisi 13 milyonu asti. Dolayisiyla ilk elden Avrupa'ya verilen krediler ve yardimlar geri istendi. Sonraki süreçteyse dünyada 50 milyon issizin oldugu, toplam üretimin %42 oraninda düstügü, ticaretin %65 oraninda azaldigi küresel bir kriz patlak verdi.

Geçtigimiz Ocak ayinda Ankara'da gerçeklesen Dünya Gümrük Günü Kutlamalari kapsaminda Basbakan Binali Yildirim'in Türkiye Odalar ve Borsalar Birligi'nde gerçeklestirdigi konusma, bize sadece Hoover'i hatirlatmakla kalmadi. ABD'de baskanlik koltuguna oturacak olanin Trump olma gerçegiyle iliskili olmak üzere yüregimize su serpilmek söyle dursun, Yildirim'in konusmasi yangina bir varil benzinle gitme etkisi yaratti: "Simdi ABD baskani da oturdu yerine, kisa sürede her sey düzelecek." Kesinlikle!

Hiçbir Kriz Çözümsüz Degildir

Ekonomik kriz, kapitalizmin isledigi her cografyada, sermaye siniflarinin ezilenlere dayattigi toplumsal bir gerçekliktir; krizin kimler için firsat kimler için issizlik ya da yoksulluk olacagi da asikardir. Ancak farkli zamanlarda farkli cografyalarda ekonomik krizlere karsi girisilen kolektif çabalar, yalnizca krizin etkilerinden siyrilabilmeyi degil, kapitalizmin islemedigi bir yasami düsünebilmeyi mümkün kilmak adina önemlidir. Bu yüzden hiçbir kriz çözümsüz degildir.

Söz konusu bu kolektif çabalardan birisi, 1930'larda Iberya'da yasanmistir. CNT (Ulusal Emek Konfederasyonu) içerisinde hareket eden isçiler halkin katilimiyla, sehirlerde ve köylerde, yüzlerce kolektifin isletebildigi bir ekonomi olusturmuslardi. Bahsedilen bu yeni ekonomik ve toplumsal düzen, krizin patlak verdigi bir zamanda aniden ortaya çikmamistir, yillarca süren hazirliklar sonucu gerçeklesmistir.

Kendinden yönetim komitelerince idare edilen bu kolektifler, kendi üretim-dagitim-tüketim aglarinin kontrolüne sahipti. Devletten bagimsiz olusturulan bu ekonomi, ekonomik krizden sadece ezilenlerin lehine bir sonuç çikarmadi; üretim artisi ve altyapinin gelistirilmesi ile devletten ve kapitalizmden bagimsiz bir ekonominin gerçek olabilecegini de gösterdi. Keza, devletsiz ve kapitalizmden bagimsiz yeni ekonomiyi olusturabilmek için dönemin en örgütlü sendikasi olan CNT'nin (1936 Zaragoza Kongresi'nde) aldigi kararlar da bu yöndeydi; gereksinimleri karsilayacak öz-örgütlülükler olusmali, özgür üretici örgütleri üretim-dagitim-tüketim aglarini örmeli, özel mülkiyet ve devlet mülkiyeti ortadan kaldirilmali.

Bu süreçte sadece ekonomi degil, tüm toplumsal yasam yeniden yaratildi. Olusmaya baslayan kolektifler, kitlikta bile ihtiyaçlari bedelsizce halka dagitti, kit olani karneye bagladi. Ürün degisimi için bir dizi komün olusturuldu. Neyin, nasil yapilacaginin konusuldugu halk meclisleri ve federasyonlar olusturuldu.

Bunlarin hepsi bir yandan ekonomik krize, bir yandan devlet fasizminin dayattigi siyasal kosullara karsi yasamlarini idame ettirmeye çalisan halkin örgütlü gücü tarafindan basarildi.

Arjantin 1998-2002 Krizi'nde Basarilan

Kapitalizm, 1930'lardan bu yana asikar bir sekilde degisti. Küresellesme, üretim sistemlerinde degisim, teknoloji, hiz ve tüketim kültürü kapitalizmin ivme kazandigi dayanaklar oldu. Kapitalizm, en basit toplumsal iliskilerin içine sizabildigi gibi makro düzeyde de her seye etki edebilme gücüne ulasti.

Ancak kapitalizm krizden kurtulamadi ve sermayedarlar bu durumu "kisa sürede büyük vurgun" yapabilecekleri zamanlar olarak gördü. Bu süreçlerden birisi, 1998-2002 yillari arasinda Arjantin'de yasandi. Ekonomik kriz süresince, birçok patron ve yatirimci, paralarini baska cografyalarda muhafaza etmeyi seçti. Sonuç olarak, küçük ve orta ölçekteki isletmeler kapandi; buralarda çalisan birçok isçi, issizlik ve yoksullukla karsi karsiya kaldi. Ancak, onlar da 1930'lardakine benzer bir sekilde, üretim, dagitim ve tüketim iliskilerini kendi kontrollerine aldilar; onlari bu durumda birakan kapitalistlere ve devlete güvenmeden, kendi çözümlerini olusturdular. Kapanan fabrikalari yeniden açip isletmeye basladilar ve isçi kooperatiflerini kurdular.

Bu isçi kooperatifleri bünyesinde, sonradan FaSinPat (Patronsuz Fabrika) ismini alacak Zanon'u, Hotel Bauen'i, takim elbise üreten Brukman fabrikasini ve Chilavert Matbaasi'ni bulunduruyordu. Kriz süresince söz konusu bu sirketlerin bazilarinin patronlari, isçileri fabrikadan çikarmak için polis zorunu kullanmaya çalisti; ancak isçiler birçok kez devlete, polise ve patronlara karsi üretim alanlarini korudu.

Bölgesel toplantilar, mahalle toplantilari gibi karar alma süreçleri isletildi ve nüfusun 3'te 1'i bu toplantilara katildi. Bu toplantilar sokak baslarinda, kentin açik alanlarinda yani kisacasi insanlarin bulusabilecegi her yerde yapiliyordu. Insanlar, birbirlerine saglik, kolektif yiyecek alimi, bu yiyeceklerin dagitimi noktasinda dayanisma gösterebilmek üzere örgütlülükler olusturdu. Saglik ve egitim için yine benzeri karar alma süreçlerinden, yeni yapilar ortaya çikti.

Devletten ve Kapitalizmden Bagimsiz Bir Ekonomi Örgütlemek

Devletin propaganda araçlariyla "çok uzagindayiz" izlenimi verilmeye, iç ve dis siyasal gündemlerle görünmez kilinmaya çalissa da aslinda bugün bir krizin içerisindeyiz. Son üç aydan bu yana sözde "terörizme karsi" düzenlenen "sokaga çikin" kampanyasinin aslinda "sokaga çikip alisveris yapin kampanyasi"ndan baska bir sey olmadigini; elinde dolar tutup da dolarini bozdurmayanin "vatan haini" ilan eden "milli ekonomik seferberlik kampanyalari"nin varligini; Türkiye'nin puanini düsürüp "ülke üzerinde oyun oynayan" ve üstüne bir de FETÖ'cü olan kredi derecelendirme kuruluslarini yeniden hatirlar; sayisiz siyasetçinin "Kriz mi, o da ne! Ekonomi tikirinda!" yalanlarini da eklersek, bugün hissettigimiz ve giderek daha da içine sürüklendigimiz krizi görmek daha mümkün olur.

Bugün içerisinde bulundugumuz ekonomik, siyasi ve toplumsal durum oldukça belirsiz. Ekonomik krize dair konusulanlar ya da tartisilanlar "komplo teorisi" olarak damgalanip ört bas edilmek istense de; ekonominin yakin bir zamanda altüst olacagi asikar. Asikar olan bir baska durumsa, bu ekonomik krizden kurtulusun makarna, bulgur depolamak, döviz almak, altin saklamak gibi yöntemlerle asilamayacagidir.

Hazirlikli olunmasi gereken sey, devlet ve kapitalizm disi bir ekonomiyi kolektif bir sekilde olusturmanin kosullarini hazirlamaktir. Bu hazirlik, devletin yapay gündemleri disinda, toplumsal muhalefetin örgütlemesi gereken bir süreçtir. Paylasma ve dayanisma iliskilerini örgütsel düzeyde somutlastirmak ve toplumsallastirmak bu süreçte asil yapilmasi gerekendir.

Issizligin gün be gün arttigi; kisi basi gelirin giderek azaldigi; alim gücünün mütemadiyen azaldigi ve "asgari yasama kosullari"nin düstügü bu kosullarda ve belirsizlikte; bizleri bir arada ve ayakta tutacak öz-örgütlülügümüzden baska güvenebilecegimiz hiçbir sey yok. Iktidarlar "kriz yok" yalaniyla bizleri bir krizin en derinine sürüklerken; patronlar krizden pay kapmaya ve daha da zengin olmaya çalisirken; yapabilecegimiz tek sey yüzümüzü birbirimize dönmektir; dayanismayi örgütlemektir.

Devletlerin tarih boyunca yarattiklari ekonomik krizlere karsi yasamanin ve krizden kurtulmanin yolunu yeni bir ekonomik model yaratmada bulan farkli halklar gibi; yapmamiz gereken bizleri özgürlestirecek ve kapitalist krizin sikismisligindan çikartacak üretim-dagitim-tüketim kolektiflerini, öz-örgütlülükle olusturulmus atölyeleri, kooperatifleri paylasma ve dayanisma temelli iliskilerle bugünden yaratmaktir.

Bu yazi Meydan Gazetesi'nin 36. sayisinda yayinlanmistir.

http://meydangazetesi.org/gundem/2017/02/krize-hazir-misin/
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazirlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
Subscribe/Unsubscribe http://ainfos.ca/mailman/listinfo/a-infos-tr
Archive http://ainfos.ca/tr