A - I n f o s

anarş ** istlerce hazırlanan, anarşistlere yönelik, anarşistlerle ilgili çok-dilli haber servisi

Bütün dillerde haberler
Son 40 ileti (Ana sayfa) Son iki haftalık iletiler Eski iletiler arşivimiz

Son 100 ileti, farklı dillere göre
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Son 24 saatte, bütün dillerdeki postaların ilk birkaç satırı
Links to indexes of First few lines of all posts of last 30 days | of 2002 | of 2003
| of 2004 | of 2005 | of 2006 | of 2007 | of 2008 | of 2009 | of 2010 | of 2011 | of 2012 | of 2013 | of 2014 | of 2015 | of 2016 | of 2017
üye olun

(tr) DAF, Meydan #35 - "Gerçekten Gerçek" - Özgür Erdogan

Date Thu, 16 Feb 2017 15:00:39 +0200


Gerçegin Anlamsizlastirilmasiyla Sikistiriliyoruz! ----
Gerçege duyulan güven azaltilirken, yalanlar manipülasyonla iktidarin iletisim biçiminin gerçegi oluyor. Gerçek, titizlikle saklanarak, bozularak, anlamsizlastirilarak; bireyler ve toplumlar kendi yasamlarindan uzaklastiriliyor; daha da ötesi aptallastiriliyor. ---- Bir Seyler Degisirken... ---- Belki de birçogumuz hissediyoruz ve taniklik ediyoruz; dünyada bir seyler degisiyor. Sinirlar yerinden oynuyor. Yeni bir kavimler göçü Avrupa'nin kapilarini döverken, birilerinin maskesi düsüyor "Avrupanin Degerleri" denen safsata rafa kaldiriliyor. Savas, terör ve terörist kavramlari yeniden yazilirken, savasin biçimi de degisiyor. ---- Metropollerin ortasinda patlatilan bombalar, bir gecede dümdüz edilen sehirler farkli isimlerle yeni savas kavramlarini süslüyor. Dünyayi sofra, kendilerini ev sahibi ilan edenlerin aksam yemeklerine yeni misafirler ekleniyor, kimisi masadan kovuluyor. Yasadigimiz cografyada ve dünyada "otoriter popülizm" ya da "alternatif sag" denilen yeni bir tür fasizm yükseliyor. Sosyal medya ve sanal aglar, günbegün yasamlarimizi kusatirken; merkez medyalar daha da çirkinlesip daha da çirkeflesiyorlar.

Asil önemlisi, tüm bunlarin nedeni ve ayni zamanda sonucu olarak, "gerçeklik" algimiz sakatlaniyor. Dogruya ve gerçege duyulan güven azalirken, yalan ve manipülasyon asil iletisim biçimi halini aliyor. Gerçek, titizlikle saklanarak, bozularak, anlamsizlastirilarak; bireyler ve toplumlar kendi yasamlarina kör ediliyor; daha da ötesi aptallastiriliyor.

Yeni Bir Tür Bilgisizlik

Bombalarla parçalanmis bedenler, harabeye çevrilmis kentler, uc uca eklenmis yollar, köprüler, tüneller, Partili - Partisiz cumhurbaskanligi, suikaste ugrayan bir Rus Büyükelçisi, Avrupa Birligi ile iliskiler, Trump'in baskanlik zaferi, Brexit karari... Pek tabii ki, ayni sahada onlarca oyuncunun oldugu bir tenis maçini seyreder gibi bütün bunlari takip etmeye çalisan insanlar. Kimisi telefonun ekranina, kimisi televizyonun ekranina kimisi de, bir baskasinin agzina bakarak anlamaya; ögrenmeye çalisiyor çevresinde ve dünyada neler olup bittigini. Fakat ortada birbiriyle çelisen o kadar çok bilgi dolaniyor ki, kimse hangisinin dogru oldugunu bilmiyor. Sosyal medyada "Halep'te katliam var" basliginin altinda bir dolu katliam fotografi paylasiliyor bir iki saat sonrada bunlarin yalan oldugu ortaya atiliyor... Çok geçmeden haberi yalanlayan haberde yalanlaniyor...

Bilgiye ulasmak açisindan bütün avantajlarina ragmen, bir bilginin çok farkli kaynaklardan, farkli yorumlanarak, degisik kullanicilarina ulasiyor olmasi sosyal medyanin basli basina "gerçekligi zedeleyen" bir özelligi olarak ele alinabilir. Üstüne üstlük, iktidarlarinda bu alani "kendi ellleriyle yarattiklari trol ordulariyla" çok iyi manipüle etmesiyle, merkez medyanin "tek yönlü iletisimine" karsi, "çogulcu" ve "katilimci" bir alternatif olarak gösterilen sosyal medyada ya inandiriciligini yitiriyor ya da -en azindan kendi alicisina karsi- merkez medyanin söylemlerinin yinelendigi bir mecraya dönüsüyor. Ortaya atilan bir yalan haber, -Facebook'un bir özelligi olarak- benzer kullanicilar arasinda yayilarak, büyüyor ve kendi gerçekigini kazaniyor. Dogru haber ya da bilgi ise zaten o haberin dogrulugunu bilen azinlik arasinda dolasip, toplumun diger kesimlerine ulasmiyor; ulasamiyor.

Dahasi gerçegin bu sekilde anlamsizlasmasi "yeni bir bilgisizlik" üretiyor. Fakat bu bilgisizligin kaynaginda "bilgi eksikligi" degil; "bilgi kirliligi" yatiyor. Dolayisiyla burada kimilerinin iddia ettiginin aksine, egitimli ya da egitimsiz olmak manasini yitiriyor.

Nihayetinde "izleyiciler" izleyici olmaktan çikip, sahneye dogru yürüyebilecek bir gerçege ya da gerçeklige bir türlü erisemiyor. Herkes, olan biteni buzlu bir camin ardinda izliyor. Kisacasi gerçeklik eriyor; anlamsizlasiyor; atillasiyor.

Bir Yalan Nasil Olur da, Bir Gerçege Dönüstürülür?

Yazinin basinda bahsettigimiz gibi, dünyada bir degisim var ve bu degisimin en belirgin sonuçlarindan ve yaraticilardan biri de, "Alternatif Sag" ya da "Otoriter Popülizm" diye adlandirabilecegimiz bir iktidar biçimi.

Özellikle son 3-5 yildan bu yana, Avrupa'da ve ABD'de hatta yasadigimiz cografyada da, "muhafazakar" hareketlerin güçlendigini görüyoruz. Fakat bu hareketler bildigimiz anlamda; sisteme içkin olan ve tahmin edilebilir hamleler yapan "merkez sag" hareketlerinden farkli olarak oldukça marjinal çikislari, kaba bir popülarizmi birer yöntem olarak kullanan hareketler. Ingiltere'de halkin Brexit kararini vermesinde etkili olan UKIP (Birlesik Krallik Bagimsizlik Partisi) lideri Nigel Farage, ABD'de baskanlik seçimlerini kazanan Donald Trump, Fransa'da irkçi Ulusal Cephe'nin lideri olan Marine Le Pen, Hindistan'in iktidar partisi Bharatiya Janata'nin lideri Narendra Modi ve hatta yillardan beri özellikle Taksim Gezi sürecinin -devamindan bu yana- bu stratejileri kullanan AKP ve lideri Recep Tayyip Erdogan'da bu akimin temsilcileri arasinda sayilabilir.

Peki, nedir bu tarz liderlerin ve hareketlerin alamet-i farikalari?

Bu is için öncelikle tehlikelerle kusatilmis bir cografya (olmazsa yaratilir) ve bu tehlikeleri savusturabilecek mesihvari bir lidere ihtiyaç duyulur. Bu zat "halktan biri gibi davranan", "halkin degerlerini önemseyen"; kendinden önce, "halki hakir gören" elitlerin tahtini sarsan ve ülkeyi eski sanli günlerine tasiyabilecek projelere sahip olan bir "dünya lideri" olmalidir. Kimisi yerli ve milli degerleriyle Osmanli olmaya kosarken, kimisi Büyük Britanya kralligini geri çagirabilecegini; kimisi de Amerika'yi eski sasali günlerine çevirebilecegini iddia eder. Burada muhakkak bir düsman vardir. Bu düsman genelde dini ve etnik degerlere göre belirlenir. Bir yanda "göçmenler", diger yanda "Kürtler" dis mihraklarla bir olup ülkenin düzenini, insanlarin refahini, ekonominin istikrarini bozmaktadirlar. Yüzyillardan beri, milliyetçilik ve din ilüzyonuyla içleri oyulan toplumlar, bu çerçevedeki söylemlerle ayik tutulur. Çevrelerinde bir hayranlik halesi olusturan bu liderler, zaman içerisinde bunu katiksiz bir bagliliga ve biata dönüstürürler. Durmadan yalan söylerler, her seyi çarpitirlar. Yalanlarinin ortaya çikmasini umursamazlar. Bir yalanlari ortaya çiktiginda, daha büyügünü söylerler. Zaten eski siyaset ve siyasetçilerden herhangi bir beklentisi kalmayan insanlar; çogu zaman bile isteye, kimi zamanda istemeden bu yalanlara inanirlar. Ve inanilan her bir yalan, halkla lider arasindaki bagi daha da güçlendirir. Belirli süre sonra, is öyle bir noktaya varir ki, gerçek bütünüyle ortadan kaybolur.

Aslina bakilirsa, bu ayni zamanda bir suç ortakligidir. Liderlerinin vatan, millet, sakarya söylemleri ile bir savasa girmesini desteklemis olan halk, bu savasta yikilan sehirleri, katledilen insanlari bir sekilde vicdaninda ve zihninde mesrulastirmaya ihtiyaç duyar. Çogu zaman bunu kendi yapamadigindan lider tekrar devreye girer ve daha büyük bir yalanla gerçegi daha da diplere iter. Bu böyle sürer gider, her bir yalanda suç ortakligi büyür, yeni yalanlar ötekini dogurur. Bu dakikadan sonra, bagimsiz, objektif bir gerçeklikten söz edilemez. Gerçeklik liderin iki dudaginin arasindadir. Bir seyin varolup olmamasi, liderin sözlerine baglidir.

Yasadigimiz topraklarda, son dönemde yasanan olaylar ve gelismeler bizler için böyle bir akimin pek de yeni olmadigini gösterir nitelikte. Iktidar öyle çok, öyle hizli yalanlar söylüyor ve söyledikleri yalanlari yine kendileri öyle hizli yalanliyorlar ki, iktidara yakin yayin organlari bile çogu zaman onlara yetisemiyor. Örnegin, dünün öfkeli gençleri ya da direnis hareketi sayilan ISID ve El Nusra bir gün içerisinde düsman addedilip eli kanli teröristler haline gelebiliyor. Rus uçaginin düsürülme emrini ben verdim diyenler, çok degil birkaç ay sonra, bu bir "FETÖ Komplosudur" diyebiliyor. Bir zamanlar iktidarini paylastigi bir cemaati aralarindaki çikar çatismalari yüzünden tamamiyle ortadan kaldirmaya çalisiyor. Üstüne üstlük, bu yapiyi büyüten ve onun semirmesini saglayan kendisi degilmis gibi kendisine muhalif olan birbirleriyle alakasiz tüm diger kesimleri de "FETÖ"cü olarak yaftalayabiliyor.

Nihayetinde tüm bu olanlar liderin hayranlari tarafindan görmezden geliniyor. 2023 hedefleri, Neo-Osmanlicilik, Malazgirt Zaferleri, 15 Temmuz Sehitleri ve benzeri efsaneler, kendi gerçekligini yaratmistiyor. Ve artik bu gerçeklikte gerçeklige zerre kadar yer kalmiyor.

Gerçek-Ötesi Zamanlarin Kazananlari ve Kaybedenleri

Iste tam da bu tartismalarin alevlendigi noktada Oxford yilin sözcügü olarak Post- Truth sözcügünü seçmis ve bunu su sekilde tanimlamistir: "tarafsiz gerçeklerin kamuoyu fikrini etkilemede duygulara ve kisisel inançlara cazip gelen seylerden çok daha az etkili olmasi durumuyla ilgili olan ya da bu anlama gelen."

Kavramin kendisi her ne kadar 7-8 yil önce ortaya atilmis olsa da, tam Trump'in seçilmesinin arifesinde, liberaller-demokratlar tarafindan tartisilmaya baslanmasi bir tesadüf degil. Tipki bu cografyaya bu meseleyi ithal edenlerin, eski sistemde kismen de olsa söz sahibi olan liberaller ve Kemalistler tarafindan tartisilmasinin tesadüf olmamasi gibi.

Ellerini iki yana açarak "bu insanlar tüm bunlara nasil inaniyor?" diye sikayet eden bu zat-i muhteremlerin de asil derdi "Gerçegin Anlamsizlastirilmasi" degil, kendi varoluslarinin gitgide anlamsizlasmasidir. Çünkü yeni yeni kendini gösteren bu "gerçekdisi" durum, bir önceki gerçekligin haylaz, terbiyesiz, simarik ve dizginlemez çocugundan baska bir sey degildir.

Bu liberal anlayis özellikle 2. Dünya Savas'indan sonra kendi gerçekligini yaratmis, insan haklari, demokrasi, uygarlik söylemlerinin altinda kapitalizmin yürütücülügünü yapmistir. Bu söylemleri istedigi zaman uygulamis, istemedigi zaman uygulamamistir. Fakat bugün, bu anlayis devletler ve kapitalizmin toplumlarin ve dünyanin üzerinde yarattigi tahribati onaramadigi gibi; ayni zamanda bunu gizleyememistir ve inandiriciliklarini yitirmislerdir. Dolayisiyla, artik kapitalistlerin onlara biçtigi rolü layikiyla yerine getiremedikleri için, kapitalizm görevi kimi yerlerde "otoriter popülaristlere" devretmistir ya da bu akim bu bosluktan faydalanip görevi kapmistir.

Fakat buradan ikisinin de kapitalizm ürünü olarak ayni sey oldugunu söylemek gibi bir hataya düsmemek gerekir. Elbette ikisi de yalan söylemektedir. Elbette Irak'ta Körfez Savasi'ni bin bir yalanla çikartanlar, bugün cumhuriyetçileri yalancilikla suçlayan demokratlarin ta kendisidir. Elbette bugün, Recep Tayyip Erdogan'i tek adam olmakla suçlayanlar, tek adam gelenegini bütün siddetiyle 1923'den bugüne tasiyanlardir. Bununla beraber bu ikisini aynilastirmak, bugünün devrim öncesi Iran'iyla, devrim sonrasi Iran'i ikisi de müslümandi diyerek aynilastirmak kadar abestir.

Peki Hangi Gerçek?

Gerçegin kirilmasi, gerçegin anlamsizlastirilmasi elbette yeni bir sey degildir. Genel itibariyle, kisinin yasamla dolayimsiz bir iliski kuramadigi; kurulmasina izin verilmedigi her durum "gerçekligin anlamsizlastirildigi" birer vakadir. Bu durum da, gerçekligi her zaman kendi ihtiyaçlari dogrultusunda dönüstüren iktidardan bagimsiz düsünülemez. Dolayisiyla iktidar, varligini biraz da gerçekleri manipüle edebilmesine borçludur.

Yasamin kendisine bir meydan okuma olan iktidar, yasamin karsisina her zaman bir kurgu ile çikmak durumunda kalmistir. Dinler, uluslar, devletler ve kapitalizm bu kurgunun hem yaraticisi hem de birer parçasidirlar.

Son kertede, iktidar kendi gerçegini yaratip, bireyi ve toplumlari bir kurguya mahkum ederek, kendi gerçekliklerinden uzaklastirmis ve kölelestirmistir. Devlet ve kapitalizm de, tarihleri boyunca farkli kurgularla bu oyunu sürdürmüs, kölelerin gerçeklik yani özgürlük arayisi da bugüne kadar süregelmistir. Ancak bu kurgular her zaman birbirinin aynisi olmamistir, hatta bazen kurguyu yapanlar da o kurgu içerisinde kaybolmus gerçeklik freni patlamis bir kamyon gibi içindekilerle beraber bir uçurumdan asagiya dogru son sürat sürüklenmistir. Bu uçurum dibinde en az iki büyük enkaz yatmaktadir: Birinci ve Ikinci Dünya Savaslari!

Tarihte bu tip zamanlar, genelde dönüm noktalarini isaret eder. Yani gerçekligin yerine konan kurgu zaman içerisinde gerçekligin kendisi olarak algilanmaya baslamisken yeni bir kurgu, önceki kurgunun yerini alir. Ve önceki kurguya dair olan birçok seyi, bazi objektif gerçeklerle beraber yerle bir edebilir. Belki bugün içinde bulundugumuz durum da, yeni bir kurguya geçerken yasanan yerle bir olmaya isaret ediyordur.

Elbette bütün bunlar, bir neden-sonuç zinciri gibi uzayip gitmez. Bu kurgulari yazan ayni tarih bu kurgulari kendi gerçekliklerini yaratarak yerle bir edenleri de yazmistir. Yasamla dolayimsiz bir iliski kurma arzusu, kurgulardan kurtulma mücadelesidir; özgür olma, varolma mücadelesidir! Dolayisiyla bu kurgular varoldukça bu mücadele de sürecektir. Ta ki toplumlar kendi gerçekligini yaratincaya kadar!

Özgür Erdogan

ozgure@meydangazetesi.org

Bu Yazi Meydan Gazetesi'nin 35. sayisinda yayinlanmistir.

http://meydangazetesi.org/gundem/2017/01/gercekten-gercek-ozgur-erdogan/
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazirlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
Subscribe/Unsubscribe http://ainfos.ca/mailman/listinfo/a-infos-tr
Archive http://ainfos.ca/tr