A - I n f o s

anarş ** istlerce hazırlanan, anarşistlere yönelik, anarşistlerle ilgili çok-dilli haber servisi

Bütün dillerde haberler
Son 40 ileti (Ana sayfa) Son iki haftalık iletiler Eski iletiler arşivimiz

Son 100 ileti, farklı dillere göre
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Son 24 saatte, bütün dillerdeki postaların ilk birkaç satırı
Links to indexes of First few lines of all posts of last 30 days | of 2002 | of 2003
| of 2004 | of 2005 | of 2006 | of 2007 | of 2008 | of 2009 | of 2010 | of 2011 | of 2012 | of 2013 | of 2014 | of 2015 | of 2016 | of 2017
üye olun

(tr) DAF, Meydan #35 - "Demokrasinin Muglakligi" - Hüseyin Civan

Date Fri, 10 Feb 2017 01:46:11 +0200


Demokrasiyle Sikistiriliyoruz ---- Demokrasinin bu sinirli yapisinda dahi muhalefet etmekte israrci olan "demokratik" seçim, referandum, plebisit vb. yanlilari, ayni stratejinin bir parçasi olarak devletli sistemin aldatmacasina dahil olurlar. Bu sistemin içinde kazanmak yoktur. Kazandigini zannetmek vardir. Demokrasi kelimesinin içerigini "daha iyi" dolduranlar, yalnizca kelimenin varolusundaki kötülügü kamufle ederler. ---- Demokrasinin Muglakligi ---- 15 Temmuz'da yasanan darbe girisiminin ve sonrasinda ilan edilen OHAL uygulamalarinin, cografyadaki siyasette yarattigi dönüsüme tanik olmaktayiz. Bu dönüsümün sadece siyasetle sinirli kalmadigi, ekonomiden topluma, bu dönüsümün birçok farkli alanda etkisinin oldugu bir zaman diliminin içinde yasiyoruz. Bu dönüsümün siyasal alandaki dönüstürücülügünü yapisal, kurumsal ve söylemsel olarak hissetmekteyiz.

Yapisal olarak hissetmekteyiz, çünkü Tayyip Erdogan ve partisinin, devletin yapisinda bir degisiklige gittigi açik. Bu yeni yapiyi güçlendirmek adina, kurumlar arasi hiyerarsi de yeniden sekillendirilmekte, hatta bazen olmayan kurumlar var edilerek politik isleyise dahil edilmektedir.

Bu dönüsümün söylemsel iz düsümünü anlamak için, yine Tayyip Erdogan'in 15 Temmuz sonrasindaki politik açiklamalarinda aramak gerek. Söylemsel düzeyde, siyasal iktidarin (bu siyasal iktidarin artik bizzat Erdogan'da vücut buldugunu gözden kaçirmadan) demokrasiyle ne kadar hasir nesir olduguna iliskin girisilen ufak bir çaba bile, bu dönüsümü anlamamiz açisindan bir kolaylik saglayacaktir.

Demokrasi Sevdasi

Tayyip Erdogan'in 15 Temmuz'dan bu yana Cumhurbaskanligi resmi internet sitesine kayitli konusmalarina bir göz attigimizda:

Ilk konusmasi 15 Temmuz sonrasinda gerçeklesen "ulusa seslenis" konusmasi... Konusmanin "millete hitap" diye isimlendirilmesi bile sürecin siyasal söyleminin nasil degistigini görmek açisindan önemli bir ibaredir. 19.07.2016'daki "millete hitap" konusmasindan 14.12.2016'daki 32. Muhtarlar Toplantisi'na kadarki süre içerisinde toplam 42 konusma gerçeklestirilmis; gerçeklesen bu 42 konusmada, demokrasi kelimesi 165 kez dillendirilmistir. 15 Temmuz öncesinde gerçeklesen ve yine ayni kaynaktan bulunabilecek 42 konusamadaysa, demokrasi kelimesi sadece 45 kez dillendirilmistir. 15 Temmuz öncesi ve sonrasi demokrasi kelimesi kullanimlarindaki bu fark, kelimenin 15 Temmuz'dan sonra nasil da popülerlestigini göstermek adina kritik bir ayrintidir.

Özellikle 15 Temmuz sonrasi "demokrasi meydanlari"na, "demokrasi nöbeti" tutanlara, "demokrasi ve sehitler mitingleri"ne yönelik konusmalarda kullanilan demokrasi kelimesi sayisi, 15 Temmuz öncesi gerçeklesen uluslararasi konferanslardaki konusmalardaki sayisindan bile (BM Medeniyetler Ittifaki Bulusmasi konusmasi, Dünya Insani Zirvesi konusmasi vb.) daha fazladir.

15 Temmuz'dan sonraki konusmalarda demokrasi kelimesinin beraber kullanildigi diger kelimeleri gözden geçirdigimizde "demokrasi mücadelesi", "demokrasi nöbeti", "demokrasi direnisi", "demokrasi meydani", "demokrasi ülkesi", "demokrasi dersi", "demokrasi destani", "demokrasi kahramani" gibi ikili kullanimlarin yani sira, "demokratik parlamenter sistem"in, "gerçek demokratligin" övüldügü "tatli su demokratligi"nin yerildigi konusmalara rastlamak mümkün. Bunun disinda kismen demokrasi tanimlarinin yapildigi konusmalarda "demokrasi milli iradenin üstünlügüdür", "demokrasi milletin taleplerinin iktidar oldugu bir rejimdir" gibi ibarelerle demokrasi, 15 Temmuz sonrasi olusan siyasal ortama göre yeniden tanimlanmaktadir.

Demokrasinin Muglakligi

15 Temmuz'dan sonra ilan edilen OHAL, çikarilan KHKlar, sikiyönetim uygulamalariyla tutuklananlar, kapatilan dernekler-basin ve yayin kuruluslari... Bu ve benzeri uygulamalarin her geçen gün arttigi, devlet baskisi ve siddetinin her geçen gün daha fazla hissedildigi bir ortamda mevcut siyasi iktidarin demokratik olmamak ve hatta diktatörlükle elestiriliyor olmasini, yukarida örnekledigimiz söylemsel dönüsümle beraber düsündügümüzde, is içinden çikilmaz bir hale dönüyor.

OHAL süreciyle beraber, yasadigimiz cografyada gözlerimizden kaçmayan demokrasiye iliskin bu ikirciklik aslinda küresel siyaset sahnesinde de mevcuttur. Örnegin ABD'nin dünyanin farkli cografyalarindaki isgallerini mesrulastirmak için demokrasiyi kullandigini ya da Israil devletinin Filistinlileri öldürme hakkini "demokratik seçim"lerle sagladigini biliriz. Bati diye tabir edilmeyen cografyadaki bazi siyasal iktidarlarin diline dolanan ya da Arap Bahari gibi süreçlerde ulasilacak hedef olarak gösterilen demokrasi teriminin içerdigi tezatliklari görmek açisindan önemlidir.

Dolayisiyla, ya demokrasi kavraminin birbiriyle tezat halde bulunan milyonlarca anlami var ya da kavramin kendisi anlamsiz. Jean-Luc Nancy "demokrasinin her anlama (politika, etik, hukuk, uygarlik) geldigi için hiçbir anlam ifade etmez" oldugu tespitinde bulunuyor. Siyasal erdemin tümünü temsil ettigi ve ortak iyiligi saglamanin tek yolu oldugu için kelime, en sonunda her sorunlu niteligi, her türden sorgulama veya tartisma olanagini ortadan kaldiriyor.

Içinde bulundugumuz süreçte Tayyip Erdogan ve partisinin agzina pelesenk ettigi demokrasiyi, benzer bir yerden düsünmek gerekiyor. Yani kavram varolussal olarak her tarafa çekilmeye müsait. Birisi bir seyi demokrasi için yaptigini söylerken; baska birisi ayni seye, neden olarak demokrasiyi göstererek karsi çikabilir. Demokrasinin ifade ettigi toplumsal modelin neye tekabül ettigine iliskin muglaklik açiktir. Her sey demokrasi için yapilir, her icraat daha demokratik olma vaadiyle desteklenir.

Demokrasinin bu belirgin olmayan anlami, terimle kast edilenin devletin kurulus biçimi mi yoksa devletin yönetim teknigi mi oldugunun anlasilmamasinda yatar. Yani terimle iktidarin hem mesrulastirmasi hem de isleyis biçimi tanimlanir. Bu Georgio Agamben'in ifadesiyle hukuksal-anayasal bir terminolojinin bir yönetim teknigiyle uzlastirilmaya çalisilmasidir.

Demokrasinin bu ikili anlamina benzeyen durum, Aristotales'in "politea" ve Rousseau'nun "toplum sözlesmesi" terimlerinde de mevcuttur. Kelimeler "anayasa" ile "yönetim"i imler. Ikisi de birbirinden farkli olmasina ragmen, bu anlamlarin ayni kelimelerle karsilanmasiyla birbirine baglanir.

Yine Agamben'den alintilarsak "Bugün hükümet ve ekonominin gitgide her türlü anlamdan mahrum birakilan halk egemenligi üzerindeki ezici hakimiyetine tanik oluyorsak bunun nedeni; Bati demokrasilerinin borçlariyla birlikte kabul ettigi bir felsefi mirasin bedelini ödemekte olmasidir belki de". Bunun anlami sudur; devletin basi konumundaki siyasal iktidar ya da hükümet basit bir icra aygitiymis gibi gösterilir. Yani "milli irade"nin sadece uygulayicisidir. Ancak devlet iktidarinin temel gizemi "milli irade", halk egemenligi vs. degil, bu siyasi iktidarin uygulayicisi olmasinda yatar.

Demokrasiyle beraber birbirini mesrulastiran ve birbirine tutarlilik kazandiran bu iki unsur, birbirine demokrasiyle baglanir. Ancak birbirinden farkli bu iki unsur nasil birbirine baglanir buna iliskin herhangi bir veri yoktur. Yönetimin kurulus biçimi, yönetim teknigine indirgenir. Demokrasi kelimesinin muglakligi buradan gelir.

Kutsal Demokrasi

Simdiki devlet iktidarinin, demokrasinin varolussal muglakligindan yararlaniyor olusu tam da beklenendir. Bize farkli gelen OHAL sürecinde demokrasinin içerisinde bulunan bu zitligin, bu kadar asikar biçimde görünmesidir. Mevcut siyasi iktidar bir taraftan seçilmisligi üzerinden, öte yandan "demokratik isleyisi yok edici baska bir gücü bertaraf etmesi" (15 Temmuz) üzerinden iktidarini iki kez demokrasiyle kutsamis, yaptiklarini ve yapacaklarini iki kez mesrulastirmistir. Bu mesruluk saglandiktan sonra, yine ayni sekilde seçilmis olmalarina ragmen vekillerin, belediye baskanlarinin ya da diger seçilmislerin hapse atilmasinin ya da görevden alinmasinin ayni mantikta tutarsiz oldugu açiktir. Keza bunun disinda birçok baski ve siddet dolu uygulama, ayni tutarsizlik içerisinde konusulur. Örnegin, 15 Temmuz'dan sonra yükselen idam isteminin "halk istiyor" diye ifade edilip "demokratik bir talep" ya da "milli iradenin istegi" kapsaminda tartisilmasi...

Mesele bu tutarsizligin bizzat demokrasinin içerisinde oldugu gerçegini kavramaktir. Platon'un "demokrasi paradoksu" bu noktada kullanislidir: Halk bir tiran tarafindan yönetilmek istediginde ne olacak? Bu varolussal zitligi içerisinde tasiyan demokrasinin aptallastirici etkisidir. Siyasi iktidarin demokratik olmadigindan dem vurarak yine demokrasi içerisinde bir çözüm arayisi, ayni tutarsizligi israrla devam ettirmektir.

Demokrasinin bu sinirli yapisinda dahi muhalefet etmekte israrci olan "demokratik" seçim, referandum, plebisit vb. yanlilari, ayni stratejinin bir parçasi olarak devletli sistemin aldatmacasina dahil olurlar. Bu sistemin içinde kazanmak yoktur. Kazandigini zannetmek vardir. Demokrasi kelimesinin içerigini "daha iyi" dolduranlar, kelimenin varolusundaki kötülügü kamufle ederler yalnizca.

Tayyip Erdogan ve AKP'nin "devleti ele geçirirken demokrasiyi öldürdügü"ne üzülenler, sadece demokrasinin bu etkisinde kalmamakta, bu etkiyi kendileri de üretmektedir. Bir sonraki asamada, demokrasiyi yoktan var eden "oylama" benzeri uygulamalarda, sorunsallastirdiklarina çözüm aramakta; ayni kisir döngü içerisinde çözüm bulamamaktadir. Yasadigimiz cografya içerisinde, "toplumsal muhalefet"in sorundan kurtulmak için önerdigi "yaratici" çözümler yogunlukla buna odaklanmis vaziyettedir. Oysa "oylama ya da benzeri demokratik çözümler aslinda, bir üst gücün talep ettigi rizadir. Bu güçle ayni fikirde olundugu sürece riza olarak çalisir."

Demokrasiyi Tanimlama Gerekliligi

Bir tarafi demokrasi bir tarafi diktatörlük olan bu ikiz yapinin nasil birbirinden ayrilamayacagini anlamak için seçimlerin hangi yollarla yapildigina, partilerin ve parlamenter gruplarin nasil kurulduguna, yasalarin nasil önerilip, oylanarak kabul edilip, nasil uygulandigina bakmak yeterli olacaktir.

Demokrasinin bu aldatici etkisini kirabilmenin yegane yolu, onu iyi tanimlayabilmekten geçer. "Demokrasi bir yalandir, zulümdür ve gerçekte oligarsidir; yani ayricalikli bir sinifin çikarlarini gözeten birkaç kisinin yönetmesidir." der Malatesta ve söyle devam eder; "Diktatörlükler, demokrasilere yalnizca iktidari ele geçirebilenlerin daha rahat despotluk ve tiranlik yapabilecegi bir yönetim biçimi bulduklarinda karsi çikar."

Hüseyin Civan

hcivan@meydangazetesi.org

Bu Yazi Meydan Gazetesi'nin 35. sayisinda yayinlanmistir.

http://meydangazetesi.org/gundem/2017/01/demokrasinin-muglakligi-huseyin-civan/
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazirlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
Subscribe/Unsubscribe http://ainfos.ca/mailman/listinfo/a-infos-tr
Archive http://ainfos.ca/tr