A - I n f o s

anarş ** istlerce hazırlanan, anarşistlere yönelik, anarşistlerle ilgili çok-dilli haber servisi

Bütün dillerde haberler
Son 40 ileti (Ana sayfa) Son iki haftalık iletiler Eski iletiler arşivimiz

Son 100 ileti, farklı dillere göre
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe_ The.Supplement

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Castellano_ Català_ Deutsch_ Nederlands_ English_ Français_ Italiano_ Polski_ Português_ Russkyi_ Suomi_ Svenska_ Türkçe

Son 10 Postanın İlk Birkaç Satırı
Son 24 saatte, bütün dillerdeki postaların ilk birkaç satırı
Links to indexes of First few lines of all posts of last 30 days | of 2002 | of 2003
| of 2004 | of 2005 | of 2006 | of 2007 | of 2008 | of 2009 | of 2010 | of 2011 | of 2012 | of 2013 | of 2014 | of 2015 | of 2016 | of 2017
üye olun

(tr) DAF, Meydan #35 - Anarsistlerin Ekonomi Tartismalari (23): Zapatistlerin Perspektifinden Ekonomi Politik (2)

Date Sun, 8 Jan 2017 15:10:34 +0200


Anarsist Ekonomi Tartismalari baslikli yazi dizimizin bu bölümünde, önceki sayida ilk bölümünü yayimladigimiz, Subcomandante Insurgente Moisés'in, Zapatistlerin ekonomik pratigini ve özgün çözümlerini içeren sunumuna devam ediyoruz. Bu bölümde, Zapatistlerin kapitalizme direnirken yasami nasil yeniden yarattiklari ve direnmeyen toplumlarin yasadiklari irdeleniyor. ---- Bütün bu anlattiklarimdan sonra, kendi tarihimize baktigimizda, sordugumuz soru sudur: Kapitalizm altinda, gittikçe daha fazlasini almak için, bizim üstümüzde tahakküm kurma sekillerini neden degistirdiler? Biz ezilenler neden ayni sekilde devam ediyoruz? ---- Bu sorulari kendimize soruyoruz çünkü partici kardeslerimiz -onlara böyle diyoruz çünkü bize zarar vermeyen, kardeslerimiz- dedigimiz particileri digerlerinden ayiriyoruz. Lanet olasi paramiliterlere kardeslerimiz demeyecegiz.

Neyse, partici kardeslerimizin durumu böyle. Halk tarafindan bilinir oldugumuzda, yoldas Vilma'nin dedigi gibi, biz Zapatistler Toprak Ana'mizi iyilestirdik. Sanki anamizi bizden ayirmislardi ve bizim onun oldugu yeri bulmamiz gerekiyordu ve onu buldugumuzda onu geri almamiz gerekiyordu. Bunu söylemenin birçok yolu var ama mesele onu geri almaktir, kendi aramizda kavga etmek degil.

Anamizi bizden ayirdilar ve örgütlenmeye basladik. Önce örgütlenmek gerekir ve biz de bunu yaptik. Onu geri alabilmek için kadinlar ve erkekler olarak örgütlenmek zorundaydik. Bunu söylemenin baska bir yolu yok.

Her sey Toprak Ana'dan kaynaklanir. Bu yüzden onu kurtarmamiz gerekiyordu ve onu nasil isleyecegimizi bulmak için örgütlenmeye basladik. Yillar geçtikçe, kötü hükümet, patronlar ve toprak sahipleri bizlerin, Zapatislerin yüzünden, bu topraklarin, bu binlerce hektarin artik üretken olmadigini söylemeye basladilar. Ve biz Zapatistler bunu kabul ediyoruz: Bu topraklar toprak sahipleri için ya da kapitalizm için üretken degil. Bizim için üretken, çünkü simdi üretilen sey, eskiden toprak sahiplerinin ürettigi binlerce büyük bas hayvan degil. Simdi üretilen ayni bunun gibi binlerce ve binlerce misir koçani.

Toprak sahiplerinin bizden ayirdigi topraklarda, Toprak Ana bize önce bunun gibi ufak misir koçanlari verdi. Ve onlari bizden aldilar. Bizim bu topraklari herhangi birinden ayirdigimiz yalandir. Toprak Ana'ya o kadar kötü davranmislar ki, ilk aldigimiz hasatlar ufakti. Dedelerimiz topragi nasil isleyeceklerini biliyorlardi ve biz de adim adim kendi yolumuzu bastan bulduk, yine Toprak Ana'yla birlikte.

Bu kurtarilmis topraklari kolektif olarak isliyoruz. "Kolektif olarak" diyoruz ama bunun nasil yapilacagini bulmak için çok pratik yapmak gerekiyor. Örnegin basta topragi hepimiz birden kolektif olarak islemeye basladik. Yani, kimsenin kendi milpasi (misir tarlasi) yoktu. Hepimiz tamamen birlikteydik. Sonra, çok fazla yagmur, kuraklik ya da firtina sorunlariyla karsilastik ve kayiplardan çok zarar gördük. Yoldaslar böyle yapmamamiz gerektigini söylemeye basladi. Neden kendimiz örgütlenip, kaç gün kolektif isleri, kaç gün kendi islerimizi yapacagimiz konusunda bir karara varmiyoruz?

Her seyden önce bu fikir kadin yoldaslardan geldi. Kolektif olarak çalistiklari için, bir kadin yoldas çocugunu milpaya bir sey almaya gönderdiginde, herkes gidiyor ve orada ne varsa toplaniyordu; çünkü milpa herkese aitti ama bir anlasma yoktu.

Kadin yoldaslar bunu bir sorun olarak görmeye basladilar ve isleri yapmanin çesitli yollarini kesfettiler. Örnegin birisi kolektif milpadan misir almak istediginde ne yapilacagini bilmiyordu, çünkü o zaman misirin hepsi hizlica bitiyordu. Nasil kullanilacagi üzerine bir anlasma olmadigi için kolektif biçim bozuluyordu. Böylece kadin yoldaslar bir anlasma yaptilar-x gün hep beraber kolektif olarak çalisacagiz ve x gün kendimiz için çalisacagiz.

Kolektif çalisma köy seviyesinde yapiliyor, yani yerel seviyede, toplulukta; ayrica bucak dedigimiz seviyede, 40, 50, 60 köyden olusan bucaklarda yapiliyor ve ayrica belediye seviyesinde, 3, 4, 5 bölgeyi kapsayan Isyandaki Otonom Zapatist Belediyeler'de kolektif çalisma yapiliyor. "Bölgenin kolektif isleri" dedigimizde ise, Realidad ya da Morelia ya da Garrucha gibi 5 bölgeden birinin tüm belediyelerinin islerinden bahsediyoruz.

Yani bölgelerden bahsettigimizde yüzlerce ve yüzlerce köyden bahsediyoruz ve belediye dedigimizde düzinelerce köyden bahsediyoruz. Kolektif isler böyle yapiliyor ve kolektif isler sadece Toprak Ana üzerinde yapilmiyor.

Size daha net bir örnek vereyim. Sehirden gelen bir kadin yoldas vardi ve Zapatist yoldasin esine bagirdigina ve sarhos olduguna sahit oldugunda çok öfkelenmisti. Yoldasa sakin olmasini, çünkü kadin yoldasimizin bu konuyu gündem edecegini ve yarin ya da öbür gün bagiran yoldasa yönelik bir yaptirim olacagini söyledik. Biz "temiz" kelimesini kullandik diye, mucizevi bir sekilde her seyin temiz olacagini düsünmemeniz gerekir ya da "siyah" dedigimizde her seyin siyah olacagini. Hayir, bu, durumu idealize etmek olur. Ama evet, kadin yoldas bunu bildirecek ve ardindan bir yaptirim söz konusu olacak.

Mesele örgütlü olmaktir. Çünkü önceden, kadinlara kötü davranildiginda, hiçbir yetkili, meclis üyesi ya da vali, kadinlarin sorunlarini çözmüyordu. Ve dahasi, yetkililer, meclistekiler ve vali daha da kötüydü; sorunu çözmeleri mümkün müydü?

Kolektif çalismaya geri dönelim. Biraz önce bahsettigim seyin satisi gibi baska tip kolektif islerimiz de var. Ve bunu sevdigimiz için yapmiyoruz, çünkü biz Zapatistlere göre, kapitalizmi durdurmak için onu yok etmek zorundayiz. Ve onu yok etmenin yollarindan biri üretim araçlarini kendi elimize almak ve onlari kendimiz yönetmek. O zaman, bir seyler satarsak - mesela toprak gibi, ama oradaki sey de ne? Içinde çiçeklerin oldugu? Kapitalizm tarafindan üretildi, degil mi? Ya taktigin gözlükler? Onlar ne olacak? Üstündeki her sey?

Ama evet, bunu kapitalizme bir çizik atmanin bir yolu olarak düsünüyoruz. Evet, onun karini biraz düsürecegimiz dogrudur. Yalan degil, anliyoruz. Ama biz bir sey yapiyorsak, her birimiz arasindaki iletisim yoluyla bir karara vardigimiz için yapariz ve söylemek baska, yapmak baskadir. Mesela, Chedrahui (süpermarket zinciri) buraya geldiginde (San Cristóbal de las Casas), burada birçok STK'nin "izin vermeyecegiz" dedigini hatirliyorum. "Buradan satin almayacagiz" dediler. Verdikleri sözü iki hafta bile tutamadilar. O yüzden, söylemek baska, yapmak baskadir.

Simdi sizlerle, Toprak Ana'yla ilgili islerin yani sira çesitli kolektif isleri yaparken kesfetmeye basladigimiz bazi seyleri tartismak istiyorum. Direnisimizle ilgili bazi seyleri görmeye, bir seyler kesfetmeye basladik.

Bu direnise toplumlarimizdaki yoldaslarimizla basladik ve direnme fikrinin nasil dogdugunu size anlatmak istiyorum. Kötü hükümet, ona karsi ayaklandigimiz günlerde, bize karsi casusluk yapmalari için insanlari kullanmaya ya da onlardan faydalanmaya basladi. Zapatistlerin ne yaptiklarini ve nasil hareket ettiklerini dinleyen bu insanlara "kulaklar" diyorduk. Yoldaslar, ögretmenlerin böyle kulak olarak çalistigini fark ettiler ve onlari kovdular.

Böylece yeni bir sorunumuz oldu - artik ögretmenimiz yoktu. O zaman yenilik yapmali, hayal etmeli ve yaratmaliydik. Sonra, daha önce anlattigim gibi, hükümet herkese birçok proje dagitacagini söylemeye basladi. Sanki digerleri bize imrenmeye baslamisti, çünkü hükümetin bu projeleri, Zapatist olmasinlar diye dagittigini açikça görüyorduk. Böylece bizim yüzümüzden bu seyleri veriyorlardi. "Iyi madem" dedik.

Ve o zaman yoldaslar "Hayir" dediler, isyanci ve militanlar '94 te öldükleri için. "Eger silahlanip oraya gittiysek ve yoldaslarimiz orada öldüyse, kötü hükümetin verdigi artiklari, sadakalari, kirintilari neden kabul edelim? Henüz Zapatist olmayanlari, Zapatist olmasinlar diye satin aldigi gibi, bizi de satin almak istiyor."

Böylece kötü hükümetten bir sey kabul etmemenin savasçi olmakla ayni sey oldugu fikri büyüyüp çogalmaya basladi. Sonra, bunun sadece bir sey kabul etmemekten daha fazla olmasi gerektigini kesfetmeye basladik. Size bunu anlatiyorum çünkü biz ne zaman Toprak Ana'yi islemeliyiz demeye basladik, hükümet o zaman particilere projeler dagitmaya basladi. Biz böyle konusmaya baslayinca yoldaslar, "Evet tabii ki, çünkü bizim büyük dedelerimiz ve büyük ninelerimiz hayattayken, fasulyeyi, pirinci, yagi ve sütü sadaka olarak mi aliyorlardi?" Hayir, tam tersine, emeklerinin hepsi dogrudan patrona gidiyordu. Hükümet size neden bir kilo minsa (misir unu), maseca (misir unu), fasulye, vs. versin? Ve bunlar genetigi degistirilmis ve kimyasal olmakla kalmiyor, gerçek süt bile degil.

Iste o zaman Toprak Ana'yi islememiz gerektigine karar verdik. Ve direnisi gerçekten güçlendirmeye basladik. Bunu hemen anlayan yoldaslarin simdi fasulyesi, misiri, kahvesi, hindileri ve diger hayvanlari var. Partici olanlar oluklu teneke çati, çimento ve diger ucuz insaat malzemesi aliyorlar. Onlar topragi islemedigi için ve yoldaslarin kaynaklari oldugu için, yoldaslarin bir ihtiyaci oldugu zaman ve particilerden el arabasi ya da oluklu çati almak istedikleri zaman, particiler aninda satiyor. Yoldaslar topragi isledigi için bunlari alacak kaynaklari var.

Yoldaslar neler oldugunun farkina vardi, biz ne yapacagimizi bulduk. Çünkü biz yerliler çok pratik insanlariz. Ise yarayan bir sey gördük mü, "iste simdi onlari hakladik" deriz ve hepimiz onu yapmaya baslariz ve ise yaradigi için devam ederiz. Bu yüzden yoldaslar topragi daha da fazla islediler.

Hükümet tam bu zamanlarda birçok proje dagitacagini söylemeye basladi. Herkese "su kirmizi oluklu çatilara bakin" diyorlardi, çünkü verdikleri çatilar hep kirmiziydi. Ama yoldaslar da evlerine bu çatilari dösemislerdi. Hükümet "Bakin, bunlar bizim projelerimizden geliyor" derken yalan söylüyordu; çünkü o çatilari yoldaslar satin almislardi. Sonra hükümet ne oldugunu anladi ve insanlari kontrol etmeye çalistilar. Evlerini hükümetin verdigi malzemeyle yaptiklarini göstermeye zorladilar. Particiler de ayni kontrolleri yapmaya basladilar çünkü onlarin da ev projeleri vardi ve aksi halde malzemeler Zapatist'lerin eline geçiyor diyorlardi.

Bizler, Zapatist toplumlarda yasayanlar, partici kardeslerimizin sartlarini görüyoruz ve dürüstçe, yoldaslar, nasil yasadiklarini görmek insani üzüyor. Aci bir üzüntü duyuyoruz çünkü tanidigimiz gençlerin çogu artik orada degiller. Amerikan rüyasinin pesinde, yesil paralari, dolarlari bulmak için gitmisler. Çogu hiç dönmemis ve dönenlerin eski benliklerinden bir sey kalmamis ve kötü yoldalar, madde bagimlisi olmuslar, esrar içiyorlar. Ve esrar içmeyenler de farkli bir kültürle dönmüsler. Artik pozol (Meksika kirsalinda ögle yemegi olarak tüketilen, sulandirilmis daridan yapilan bir içecek) içmek istemiyorlar ve daha kötüsü, ne oldugunu bile bilmiyorlar.

Çocuklari anne ya da babalarinin evine döndügünde anne ve babalarinin durumu iyi degil çünkü hükümet onlari elleri kollari bagli oturmaya alistirmis. Beyinleri, Oportunidades (hükümet programi) yardimlarini ne zaman alacaklarina programlanmis. Simdilerde Prospera diyorlar sanirim. Yani partici kardesler ise yaramaz hale gelmis çünkü artik topragi islemiyorlar. Sanirim onlari tanimlayan terim "itaatkar".

Kölelik döneminde, en azindan patronun seni kölelestirdigini biliyordun. Ama artik hayir, çünkü simdi seni alistirdi, çipini yani beynini programladi. O yüzden neler oldugunu anlamiyorsun ve bunun arkasindaki yüzleri, seni kandiracak olan Peña Nieto ya da Velasco ya da bir baskasi görmüyorsun.

Bunu neden yapiyorlar? Çünkü bunlar, istediklerini almak için kullandiklari öbür yüzleri ve istedikleri Toprak Ana, çünkü onun bütün zenginliklerini söküp almak istiyorlar. Toprak Ana'yi almalarinin tek yolu zorla almak degil. Ordunun ve polisin öldürmek zorunda oldugu durumu istemiyorlar, ama gün gelecek, yaptiklarina izin vermeyecek olan halkla çatisacaklar. Simdilik, bütün o projeler halki onlara alistirmak için, topragi islememeye alismalari için. Halk bu sekilde alisiyor ve tapuya basvuranlar için durum daha kötü çünkü onu satabilirler.

Sonuçta topraklari ellerinden alinabilir ve partici kardeslerimize olan budur. Kapitalizmin elde etmeye çalistigi sey budur-Toprak Ana'da olanlar.

Partici toplumlarda bunu söyledigimizde durum gerçekten üzücü, size örnek vereyim. Umarim o kardeslerimiz de simdi buradadir ve söylediklerimizi teyit edebilirler. La Realidad yakinlarinda bir toplum var, Nuevo Momón köyüne dogru, sanirim adi Miguel Hidalgo. Birkaç ay öncesine kadar, oradaki kardeslerimiz, ögretmen yoldasimiz Galeano'yu katleden CIOAC-H içindeydi. Ögretmen yoldas Galeano'ya olanlardan haftalar sonra, o kardeslere bir sey oldu. Artik CIOAC olmak istemiyorlardi ve ayrildilar, farkli parti politikalari, farkli siyasi ideolojiler ve projeleri yüzünden. "Kenara çekilmek, sonunda birbirimizi öldürmekten iyidir" diye karar verdiler. Toplumlari, onlari siddetle kovdugunda siginmak için 94'te (Zapatistlerin) geri aldigi topraklara geldiler.

Orada saygi görmüyorlar. Bunun sorumlusu bir ölçüde o toplumsal örgütlerin liderleri çünkü kendilerini savunmuyorlar, satiyorlar ve bir ölçüde de o örgütün kendilerini örgütlenmeyen erkek ve kadinlari.

Bahsettigimiz felaket durum bu. Hükümet, o partici toplumlari bu duruma alistirmis ama size bir, bir buçuk ay önce olan bir seyi anlatayim. Biliyorsunuz, hükümet, sosyal yardimlarda kesinti yapmak zorunda kalacagini açikladi ve o toplumlarda ögrenciler okuma yazma bilmedigi halde burs aliyorlar. Her ögrenci 1000 ya da 1200 pezo aliyordu ve örnegin okula giden dört çocugu olan bir aile 5000 pezo aliyordu. Anne babalar buna alistilar.

Artik bu aile, dört çocuk için toplam 800 pezo aliyor. Simdi bu aile "Simdi bizi oyuna getirdiler" diyor. Evet kardeslerim, sizi oyuna getirdiler. Size ne diyebiliriz?

Subcomandante Insurgente Moisés'in Konusmasi

4 Mayis 2015

Çeviri: Özgür Oktay

Bu Yazi Meydan Gazetesi'nin 35. sayisinda yayinlanmistir.

http://meydangazetesi.org/gundem/2017/01/anarsistlerin-ekonomi-tartismalari-23-zapatistlerin-perspektifinden-ekonomi-politik-2/
________________________________________
A - I n f o s Anartistlerce Hazirlanan, anartistlere yonelik,
anartistlerle ilgili cok-dilli haber servisi
Send news reports to A-infos-tr mailing list
A-infos-tr@ainfos.ca
Subscribe/Unsubscribe http://ainfos.ca/mailman/listinfo/a-infos-tr
Archive http://ainfos.ca/tr