(tr) DAF, Meydan #49 - AVM'ler Yükseliyor Semtler Dönüşüyor

a-infos-tr at ainfos.ca a-infos-tr at ainfos.ca
15 Mayıs 2019 Çar 08:15:11 CEST


Asıl olarak devletin iç/dış politikalarının konuşulduğu genel seçimlerin aksine yerel 
seçimlerde -her ne kadar şimdilerde devletin bir "beka sorunu" olduğu gündem edilmiş olsa 
da- adaylar yerel, "mahalli" konular üzerinden yarışmaktadır. Bundan dolayı da geçtiğimiz 
seçim sürecinde "Beyoğlu'nda zaman geçiren/yaşayan profil değişti, Kadıköy doldu taştı, 
Bakırköy ve Kartal boşaldı" şeklindeki sorunlar, adaylara duyurulması için daha çok gündem 
edilmiştir. Kısacası İstanbul'un bu ilçelerinin "o eski halinden eser yok şimdi". Bunların 
yanı sıra gerek tüketime ve inşaata odaklı neoliberal ekonomik politikaların gerekse 
muhafazakar milliyetçi politikaların ilçelere ve İstanbul'un tamamına yönelik büyük 
etkilerini yaşıyoruz. Kentsel dönüşümlerle değişen yaşamlar, inşaatı tamamlanmamış binalar 
ve yıkılmayı bekleyen yıkık dökük yapılarla hayalet mahallelere dönüşen mekanlar ve diğer 
pek çok kentsel sorun... Seçim döneminde adayların vaatleri de ilçelerin yaşadığı 
sorunlara konu olmuştu. Örneğin CHP'nin Kadıköy adayı Şerdil Dara Odabaşı'nın, Beyoğlu 
adayı Alper Taş'a "Beyoğlu'nda seçimi kazan da Kadıköy'ü kurtar. AKP belediyesi 
İstanbul'un vitrini Beyoğlu'nda eğlence, kültür, sanat hayatını bitirdiği için herkes 
Kadıköy'e geliyor, seçmenler aşırı yoğunluktan şikayetçi" söylemleri de bu yönde bir 
açıklamadır.

Peki gerçekten ilçelerde yaşanan bu değişikliklerin nedenleri nelerdir? 
Beşiktaş'ın/Kadıköy'ün dolup taşmasının, belirli ilçelerin boşalmasının ve nitelik 
değiştirmesinin nedenleri nedir?

Kadıköy/Beşiktaş Doldu Taştı!

Beşiktaş'ın ve Kadıköy'ün ziyaretçilerle dolup taşmasıyla ilişkili olarak insanların, 
ekonomik ve daha çok siyasi baskılar sonucunda büyük bir dönüşüm geçiren Beyoğlu'ndan veya 
"çevre" diye nitelendirilecek mahalle ve ilçelerden vakit geçirmek, eğlenmek, alışveriş 
yapmak amaçlı buralara gelmelerine odaklanmak eksiklik olacaktır.

Evet, Kadıköy'ün "Kadıköylülük" kimliği üzerinden belirli bir nüfus grubunun ekonomik, 
sosyal, politik ve/veya kültürel gelişimlerini korumak ve sürdürmek için mekânsal olarak 
kümelendiği yerlere yönelik tanımlanan bir tür "enklav" (enclave) gibi lanse 
edilmeye/düşünülmeye başlandığı ve bu haliyle -Louis Wirth'in tanımıyla- bir tür "gönüllü 
getto" havasına bürünmeye başladığını söyleyebiliriz. İşte bu algıyla ilişkili olarak 
gelişimin neden ve nasıl olduğuna da bakmak gerekmektedir. Bu gelişimin temelinde 
Kadıköy'e metrosundan metrobüsüne, treninden vapuruna pek çok farklı yolla ulaşımın 
kolaylaşmasının etkisi olduğu gibi Kadıköy'ün çizdiği "muhalif ve özgür bir ortam" 
betimlemesinin de etkisi bulunmaktadır. Ama bunlar resmin tamamı değil; işin tuzu biberi, 
cilasıdır.

Genetiği Değiştirilmiş Beyoğlu

Her ne kadar bugün, siyasi iktidarın karşısında bir mücadele alanı olarak kullanılan ve 
toplumsal muhalefet için değerli olan pek çok siyasi değeri yitirmeye başlasa da Beyoğlu, 
özellikle Gezi Parkı Direnişi ile önemli bir simgesel mekandı. Direnişin sonucunda Topçu 
Kışlası yapılamamış olsa da AKM'nin yıkılması, Taksim Meydan Camii ve Taksim Meydanı 
Yayalaştırma Projesi mekanın fizikselliğinde, hafızasında ve kültürel kodlarında önemli 
değişiklikler meydana getirdi, getirmeye devam ediyor. Tarlabaşı gibi mahallelerde devam 
etmekte olan soylulaştırma ve yerinden etme uygulamaları, İstiklal Caddesi üzerindeki 
restorasyon çalışmaları ve kültür sanat merkezlerine yönelik politikalar da dönüşümün 
sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik ayaklarından birkaçıydı. Ayrıca Arap nüfus ağırlıklı 
turistlere göre ekonomisinin yeniden düzenlenmesinin önünün açılması yoluyla da 
Beyoğlu'nun  hızla cazibe merkezi olmaktan çıkarılmaya çalışıldığını; başta 
üniversiteliler olmak üzere kentli orta sınıfın mekânla arasına mesafe koymasına yönelik 
hamleler yapıldığını görmek gerekmektedir.

Bakırköy ve Kartal'da Yaşanan Dönüşüm

Neoliberal ekonomi politikalarının getirdiği rant gelirinin değişimi, ulaşım yatırımları, 
ekonomik ve siyasi etkenler nedeniyle bazı alanların yükselişe geçip belirli mahalle ve 
semtlerin eski değerini yitirmesi neticesinde geniş boyutlarda dönüşümler yaşanmaktadır. 
Tüketim odaklı ekonomi ve rant gelirinin önemli bir kaynak olarak görüldüğü ekonomik 
yaklaşımın bazı ilçelerde kentsel dönüşümü ve yerinden edilmeyi etkilediği gibi zaman 
geçirmek, eğlenmek veya alışveriş yapmak için orada yaşayanları da başka merkezlere 
yönelttiğini de görmek gerekmektedir. Bakırköy ve Kartal'da yaşanacak geniş çaplı bir 
dönüşüm öncesinde "kuzuların sessizliği"  boyutunda artan boş, kiralık/satılık daire ve 
işyerleri de bu durumu kanıtlamaktadır.

AVM'ler Yükseliyor Semtler Düşüyor

1988 yılında Bakırköy'de, Türkiye'nin ilk AVM'si (Galleria) açılmıştı. O günden bugüne 
artan AVM'ler modern ve farklı ihtiyaçların giderilmesini sağlamalarının yanı sıra 
alışverişin ötesinde bir olgu haline gelmiştir. Teknolojinin internet üzerinden alışverişe 
birçok olanak sağlaması, insanların telefonları ile alışveriş yapabilme durumu, AVM'lerin 
giderek daha çok sosyal ve eğlence amaçlı vakit geçirebileceği rekreasyonel açık ve kapalı 
mekânlar haline dönüşmesinde bir etken olmuştur. Ayrıca son 20 yıl içinde kapalı, 
kontrollü ve içe dönük bir tipoloji de sunan alışveriş merkezleri, 1993'ten sonra karma 
kullanımlı ofis, konut vb. işlevleri de barındırmıştır. Alışveriş mekanı kentten kopuk 
fakat kendi içinde kent parçalarını barındıran yapılara dönüşmüştür. Bu değişim ile 
birlikte büyük alışveriş merkezlerinde alışveriş, tüketici için kolay, rahat, çeşitli, 
zevkli ve daha ekonomik hale gelmiştir. Bu AVM'ler, en yüksek gelir seviyesinden en düşük 
gelir seviyesine kadar toplumun her kesimine hitap ettiği için geniş bir kesimin ilgisini 
çekmektedir.

Bu durumda hem alışveriş hem rekreasyon alanı olarak AVM'ler, küçük/çevre semtler üzerinde 
ciddi sosyo-kültürel, sosyo-ekonomik ve yerleşimsel etkilere sahiptir. Bu etkilerin en 
başında  insanların bulunduğu ve bulunmak istediği mekanları değiştirmek istemesi ve 
eğlence, giyim ve yemek alışkanlıklarındaki değişim gelmektedir. Kent mekanı, alışveriş 
merkezi içinde yeniden yapılanmakta ve AVM'ler de kent merkezine alternatif 
oluşturmaktadırlar. Kısacası yaşam alanı ve toplumsal mekan olmaları nedeniyle AVM'ler 
çekici özelliğe sahiptir. AVM'lerin sayısında artış yaşandığı gibi AVM'lerde zaman geçiren 
insanların sayısında da artış söz konusudur. 2019'un ilk aylarında açıklanan sayısal 
verilere bakarsak da İstanbul'da toplam 123 aktif, 15 inşaat halinde olmak üzere toplam 
138 AVM bulunmaktadır.

AVM'ler halihazırda düşüşte olan semtlerdeki/ilçelerdeki insanları çekse de doğal yeşil 
alanlara, sahillere sahip olmamaları ve genellikle alkol kullanımına uygun olmamaları 
nedeniyle belirli bir kesimin de alternatif merkezlere doğru gitmesinin önüne 
geçememiştir. İşte tam da bu noktada, gittikçe artan tüketim mekanları ve muhalif havası 
nedeniyle Beşiktaş ve özellikle Kadıköy bu alternatifi oluşturmaktadır.

Çare?

Kentsel problemler temel olarak mekansal problemlerdir. En başta belirtmek gerekir ki 
mekan sadece bir konum belirtmemektedir. Toplumsal ilişkilerin gerçekleştiği alan olması 
nedeniyle toplumsal dönüşüme de zemin hazırlamaktadır ve mekana en ufak müdahale büyük 
toplumsal sonuçları beraberinde getirmektedir. Bu ilişkisellik hali geniş pek çok yapı ile 
iç içe geçmiş olduğu için de bu tür kentsel sorunların birden çok "çare"si bulunmaktadır. 
Bu sorunların merkezi yerleşim anlayışıyla/yöntemiyle ilişkisi olduğu gibi rant ve 
tüketime dayalı ekonomi anlayışıyla da ilişkisi bulunmaktadır. Bu sorunlardan kurtulmanın 
çaresi de burada yatmaktadır!

  Bu yazı Meydan Gazetesi'nin 49. sayısında yayınlanmıştır.

https://meydan.org/gundem/2019/04/avmler-yukseliyor-semtler-donusuyor/


A-infos-tr mesaj listesiyle ilgili daha fazla bilgi