(tr) DAF, Medyan #45 - Geç Kalmamak İçin Erkenden Seçim

a-infos-tr at ainfos.ca a-infos-tr at ainfos.ca
Thu May 10 06:09:42 CEST 2018


Zamanda yolculuk gerçekleşti. Siyasi gündem bir günde 1 buçuk yıl ileri sardı. Kasım 
2019'da yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimleri 2 ay sonraya (24 
Haziran 2018) çekildi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 17 Nisan günü, grup 
toplantısında, "Türkiye'nin 3 Kasım 2019'a kadar dayanması kolay değildir." sözleriyle 
başlattığı erken seçim tartışmaları çok sürmedi. Tartışmalar bir gün sonra, Tayyip 
Erdoğan'ın düzenlediği basın toplantısında "Ülkemizin karşı karşıya bulunduğu fotoğraftan 
hareketle bu erken seçim teklifine olumlu yaklaşmamız konusunda arkadaşlarımızla görüş 
birliğine vardık." sözleriyle bitti. Sözün kısası erken seçim tartışmaları, erken bitti. 
---- Bir İktidar Geleneği Olarak Erken Seçim ---- Erken seçim kararları, hükümetler 
tarafından çoğunlukla muhalefet partilerine baskın yapmak, yani bu partilerin seçimlere 
hazırlıksız yakalanmalarını sağlamak amacıyla alındığı gibi, iktidarın dönemsel gücünü ve 
popülerliğini koruma amacı da güdebilmektedir.

TC siyasi tarihi boyunca yapılan erken seçimlerin bazılarına bu "kurnaz" planlarla 
gidilmişse de bu planların ters teptiği zamanlar da olmuştur. Kimi hükümet partileri oy 
kaybederken kimileri de iktidarını kaybetmiştir. 1957'de Demokrat Parti, 1987'de ANAP 
erken seçimlerde önemli derecede oy kaybederken; 1991'de DYP, 2002'de MHP'nin de içinde 
olduğu koalisyon iktidarını kaybetmiştir.

Bu zamana dek yapılan 27 genel seçimin yedisi erken seçimdir. AKP'nin 2002'de iktidara 
gelmesi de erken seçimle olurken; AKP de (24 Haziran 2018 erken seçimi kararı haricinde) 
2007'de cumhurbaşkanlığı seçimi krizi ile bir erken seçim kararı almıştır.

Geç Kalmamak İçin Erkenden Seçim

Erdoğan ve AKP, her miting övdüğü ve propagandası olarak kullandığı söylemleri 7 Haziran 
seçimlerinden bu yana birer birer çiğnemek durumunda kalmaktadır. Yıllardır hükümete gelir 
gelmez; çözüm süreci ile artık anaların ağlamadığını söylese de daha sonra şehitliği 
kutsamış; OHAL'i kaldırdığından övünse de 15 Temmuz sonrası OHAL'i uzattıkça uzatmış 
"sürekli seçim mi yapılır" dedikten sonra bugün erken seçimin gerekliliğini açıklamaya 
çalışmıştır. AKP'nin siyasetinde bunların hepsi olağandır.

Erdoğan'ın "Eski sistemin hastalıkları attığımız her adımda karşımıza çıkabiliyor. 
Türkiye'nin bir an önce belirsizlikleri aşması gereklidir" diyerek erken seçim kararı 
almasının gözle görünür nedenlerini neler oluşturmaktadır?

Hükümeti, seçim kararı almasına zorlayan ekonomik nedenlere bakalım. 2017 yılının 3. 
çeyreğine yönelik TÜİK tarafından açıklanan ama aslında borç ve iç taleple oluşturulmuş 
olan "büyümeyi" iktidar, siyasi söylemde aylardır kullanmaktadır. Fakat döviz kurlarının 
artması, büyüyen işsizlik ve büyüyen enflasyon rakamları ile kabineden Mehmet Şimşek'in 
bile ekonomideki sıkıntıları dillendiriyor oluşu büyümenin bir balon olduğunu ortaya 
koymuştur.

Son haftalarda dolar 4, avro 5 liranın üzerine çıkmış ve kurlar bu hattan düşmeyecek bir 
seyirdedir. Buna ek olarak faizlerin istenilen seviyeye çekilememesi, her şeyin yavaş 
yavaş zamlanıyor oluşu ve iktidarın, ekonomik krizin süreceğine dair elinde bulundurduğu 
tüm veriler erken seçim kararını etkilemiştir.

Ekonomik krizden etkilenen seçmenin 2019 seçimlerine kadar AKP'de tutulamayacağından 
korkan hükümetin erken seçimden başka bir seçeneği kalmamıştır. Erkek seçim başkanlık için 
adeta bir imdat seçimine dönüşmüştür.

Cumhur İttifakı'nın, aslında Erdoğan'ın, erken seçim kararı almasının ekonomik sebepleri 
olduğu kadar politik sebepleri de bulunmaktadır.

MHP'yi yanına alması, milliyetçi söylemleri yükseltmesi ve Afrin'e saldırısı sonucunda 
siyasi iktidar, milliyetçi muhafazakar seçmen için "sempati" kazanmıştır. Fakat, siyasi 
iktidarın Afrin'le birlikte arkasına aldığı rüzgarın dinmemesi gerekmektedir. İktidar 
Afrin saldırısından sonra hedeflediği Menbiç, Kobane veya Şengal saldırılarından birini 
2019'a kadar gerçekleştiremeyeceğini bildiği için bu milliyetçi muhafazakar seçmenin 
ilgisinin dağılma tehlikesini de bilmektedir. İktidar yine korkmuştur. Bu sebeple seçim 
geciktirilmemeli, erkenden gerçekleştirilmelidir. Tam bu noktada Bahçeli'nin sözleri 
hatırlanmalıdır: "3 Kasım 2019'a ulaşmak her dakika zorlaşmaktadır."

Birden bire, bir günde alınmış gibi görünen seçim kararı fikri hiç de akla mantığa 
uymamaktadır. Öyle ki hükümet ekonomik krizin derinleşeceğinden, yakaladığı milliyetçi 
muhafazakar rüzgarın dineceğinden oldukça korkmakta, paniklemektedir. Panikle tüm gücünü 
kullanarak imdat frenini çekmektedir.

Şimdi, "durmak yok yola devam" şiarıyla birçok seçimi kazanan hükümetin imdat freni 
çekmesini iktidarı kazanmak için bir fırsat olarak görenler olacaktır. Parlamenter 
muhalefetin bu fırsatı kullanması olağanken yine tüm kurtuluşu seçimlere sıkıştıracak 
devrimci muhalefetin olağan olmayan bu yaklaşımıyla bezenecek iki aylık süreç başladı. 
Yani olmak ya da olmamak anlayışı içerisinde her şeyin bir oya indirgeneceği günlerdeyiz. 
Yaşadığımız tüm adaletsizliklerin mücadelesinde seçim sandıklarına sıkışacağız. 
Alamadığımız ücretler, uğradığımız tacizler, tecavüzler, cinayetler; kesilen ağaçlar, 
kurutulan dereler; gözaltılar tutuklanmalar yani her şey seçimlerle ilişkilendirilecek.

24 Haziran'daki imdat seçimi, Erdoğan'ı iktidardan düşürecek bir fırsat olarak düşünmek. 
-Cumhur İttifak'ı seçimi kaybedecek olsa bile- adalet ve özgürlük mücadelesini seçimlere 
sıkıştırarak ertelemek, kaybetmektir. İktidarı kazanmak isteyenler erken davranıyor, biz 
yaşamlarını kazanmak isteyenler gecikmeyelim.

Bu yazı Meydan Gazetesi'nin 45. sayısında yayınlanmıştır.

http://meydangazetesi.org/gundem/2018/04/gec-kalmamak-icin-erkenden-secim/


More information about the A-infos-tr mailing list