(tr) DAF, Meydan #44 -Erkeklik Öldürür Kadın Yaşatır!

a-infos-tr at ainfos.ca a-infos-tr at ainfos.ca
Tue Mar 27 07:42:13 CEST 2018


Kadın olmak kolay olmadı hiçbir zaman. Nerede olursak olalım... Köylü, şehirli, doğulu, 
batılı, hayatlarımız hep zordu... Genç olalım, yaşlı olalım; sorumluluklar çoğu kez 
zorunluluk oldu bize... Evli olalım bekar olalım, dul olalım; yaşadıklarımız hep benzedi 
birbirine... Biz, ne kadar farklı olsak da, farklı dilleri konuşsak da, birbirimize hiç 
benzemesek bile, hiç birimizde farklılaşmayan bir parçamız vardı. ---- Hep aynı şeylerdi 
bize öğretilen. Narin, kırılgan olduğumuz söylendi bize. Ağaca çıkmak öğretilmedi örneğin, 
düşeriz diye. Yüzmek öğretilmedi, ayıp diye... Beceriksiz olduğumuz, akılsız olduğumuz 
öğretildi... Dizimizi kırıp evimizde oturmamız, çocuklarımıza annelik, kocalarımıza 
karılık yapmamız, elimizin hamuruyla başka işlere karışmamamız...

"Hayır" demek öğretilmedi örneğin. Söz dinlemek öğretildi; uslu kız olmamız, babamız, 
kocamız, abilerimiz ne derse onu yapmamız... Kavga etmek öğretilmedi; kafa tutmak, 
diretmek öğretilmedi. Töre ne derse boyun eğmemiz, birilerinin namusu olmamız, kaderimiz 
neyse razı gelmemiz, başa geleni çekmemiz...

Onların öğrettiği gibi davranmadığımızda şeytan olduğumuzu, fettan olduğumuzu, cadı 
olduğumuzu söylediler. Kafamıza kaktıkları ahlak öğretilerine uymadığımızda oynak, kaltak, 
sürtük olduğumuzu söylediler.

"Kadın"lığımızın ayıp, utanılacak bir şey olduğunu öğrettiler, bayan dediler bize. "Karı 
gibi" iş yaptığımızda aşağıladılar, "erkek gibi kadın" olduğumuzda takdir ettiler. Bizi 
erkekleştirmeye çalıştılar...

"Dişileştirmeye" çalıştıklarında ise bize bedenlerimizle ne yapacağımızı, nasıl en güzel 
görüneceğimizi, kaç beden olacağımızı, saçımızı yüzümüzü ne şekle sokacağımızı, kendimizi 
nasıl pazarlayacağımızı söylediler.

Erkekliğin öğretileri birbiri ardına sıralanırken hayatlarımız gittikçe zorlaşıyordu.

Annelerimiz, kardeşlerimiz, komşularımız, arkadaşlarımız, çocuklarımız vardı. Hepsi bize, 
hepsi birbirine benzeyen.

Her biri her gün aşağılanan, sıkıştırılan, kapatılan, korkutulan, sindirilen, itilip 
kakılan, pazarlanan, satılan, ezilen, tartaklanan, dayak yiyen, taciz edilen, tecavüze 
uğrayan, katledilen, bedeni parça parça edilen... Sonra yine aşağılanan, "hak etti" 
denilen, neden kısa etek giydiği, neden o saatte sokakta olduğu sorgulanan... 
Yaşadıklarında "rızası"nın olmadığını ispatlamak zorunda bırakılan... Niye o yemeği tuzsuz 
yaptığının, niye o adama "öyle" baktığının hesabı sorulan...

***
Biz onları çok iyi tanıyorduk, onlar bizdik. Her gün aynaya baktığımızda gördüğümüz 
bakıştan tanıyorduk onları, kafamızın içinde duyduğumuz seslerden tanıyorduk, boğazımızda 
düğümlenen yumrudan tanıyorduk.

Ve her geçen gün kendimize benzeyen başka kadınlar tanıdık. Tanıdıkça birbirimizi, 
birbirimizden öğrendik vazgeçmemeyi, yılmadan yeniden yeniden denemeyi.

Her attığımız adımda daha da dik durarak, başımızı öne eğmemeyi öğrendik. "Kirpiğiniz yere 
düşmesin" diyen kadınlar tanıdık. Kaderimize razı gelmemeyi, kafa tutmayı öğrendik.

"Hayır" demeyi öğrendik birbirimizden, "yetti be" deyip elimizi belimize koymayı öğrendik.

Kavga etmeyi öğrendik, sineye çekmemeyi... Bize öğretilenlerle kavgaya tutuştuk önce; bize 
yakıştırılan, üstümüze yapıştırılan ne varsa. Ve bize bunu dayatan erkeklikle, bize bunun 
başka türlü olamayacağına inandırmaya çalışanlarla; kendimiz için, kardeşlerimiz için 
tutuştuk kavgaya.

Birbirimizi tanıyorduk biz. Her birimizin yaşadıkları, herhangi birimizin yaşadıklarıydı 
aslında. Bu yüzden aynı dili konuşmasak da dinledik birbirimizi ve anladık. "Erkeklikten" 
kaçmak zorunda kaldığımızda, birimiz bir diğerine "sığınak" olduk.

Hikayelerimiz unutulsun istediler, ama biz unutmadık, dilden dile çoğalttık, hiç birimizin 
hikayesi yarım kalmasın diye tamamladık birbirimizle...

Birbirimize göz, kulak olmayı, birbirimizin sessizliğine ses olmayı öğrendik.

Birimiz diğerinin gözündeki bakışı gördü, birimiz diğerimizin bağırışını duydu, birimiz 
diğerimizin atamadığı çığlığı oldu.

Empatiyi öğrendik. Karşılık beklemeksizin birbirimizin sıkıntısına çözüm bulmak 
refleksimiz oldu. Kendini kurtarmanın ancak yanımızdakilerin elini tutarak mümkün olduğunu 
öğrendik. Birimizin hepimiz, hepimizin birimiz için olduğunu. Benlerden biz olmayı, bizi 
özgürleştirenin "biz olmak" olduğunu...

Biz birbirimizden, kadın olmanın ne demek olduğunu -ne daha eksik ne de daha fazla- sadece 
"kadın" olduğumuzu öğrendik. Kadın olmanın bizi biz yaptığını öğrendik. Biz kadındık, biz 
birbirimize yaşamdık.

Her gün yeniden yeniden üretilen "erkeklik", bir başka kardeşimizi katlederken kadın anlar 
kadını, kadın bulur kadının derdinin çaresini, kadın kadına empati yaşatır kadını!

Erkeklik Öldürür Kadın Yaşatır!

Bu yazı Meydan Gazetesi'nin 44. sayısında yayınlanmıştır.

http://meydangazetesi.org/gundem/2018/03/erkeklik-oldurur-kadin-yasatir/


More information about the A-infos-tr mailing list