(tr) DAF, Meydan #43 - Başdeliler - Gökhan Soysal

a-infos-tr at ainfos.ca a-infos-tr at ainfos.ca
Sat Mar 17 08:16:45 CET 2018


"Adamı Zorla Deli Ederler" isimli öyküsünde Aziz Nesin, şimdiki başkanlarından "deli 
olduğu için" memnun olmadığı anlaşılan bir grubun, yeni bir başkan seçmeye çalışmasını 
anlatmaktadır. Ama dikkatli olmak istemektedirler, çünkü işi aceleye getirip yeni bir 
deliyi daha başlarına getirmeye hiç niyetleri yoktur! ---- Ne yapsalar ne etseler deli 
olmayan birisini bulamamaktadırlar. Aslında buldukları insanlar gayet akıllıdır. Ancak kim 
makama gelse, daha doğrusu buradaki adamlar kimi makama getirse, o kişi delirmektedir. 
Makama getirecekleri adam hem deli olmayacaktır hem makama geldikten sonra da 
delirmeyecektir. Makamda mı sorun vardır yoksa? Hayır, onlara göre makama getirdikleri 
bütün insanlar delidir ama deliliklerini göstermeye fırsat bulamamıştır. Bu sorunu 
çözüverdikten sonra makama getirecekleri adamı da bulurlar: Rasim Bey. Rasim Bey deli 
olmasa da yine bir sorun vardır. Rasim Bey'in bu görevi kabul etmeyeceğini 
düşünmektedirler. Buna rağmen Rasim Bey'e gidip ikna etmeye karar verirler.

Rasim Bey başta tekliflerini kabul etmez. Ama ısrarlarına dayanamaz. Bir şartla 
tekliflerini kabul eder: Kimse ona dalkavukluk etmeyecektir. Rasim Bey, onu baştan 
çıkarmayacaklarına dair söz alınca makama geçmeye karar verir.

Başkan olmasının sabahında evine 50'den fazla tebrik telgrafı gelir. Bir tanesini okumaya 
çalışır ama saygı ifadelerine dayanamayıp bırakır, kalanları da okumaz. Kendisini 
başkanlığa iknaya gelen adamlar da dahil herkes, etrafında -deyim yerindeyse- kul köle 
olur. Yollarına halı sermelerden, onun için kurban kesmelerden, alkışlardan, karşılama 
törenlerinden işine başlayamaz. Ertesi gün yerel gazetelerde boy boy fotoğrafları ve Rasim 
Bey'in çalışkanlığını öven yazılar vardır.

Bir yıl geçmeden o da delirir. Yine aynı adamlar başlar toplantıya, başkanlarının 
deliliğinden şikayet etmektedirler. 30 yıldan beri tanıdıkları, zar zor makama gelmeye 
ikna ettikleri adam da delirmiştir. Sonunda bir deli raporu alıp tımarhaneye götürmeye ve 
hiç olmazsa bu sefer aklı başında birisini seçmeye karar verirler.

Anlaşılan makam yani iktidar büyülüdür. Bu makama kim gelse ya delidir ya da makama 
geldikten sonra delirecektir. Bu hikayedeki gibi iktidarın yanında getirdiği yozlaştırıcı 
etki, ne kadar çabalarsa çabalasın insanı delirtmektedir. Tarihi örneklere baktığımızda da 
durum böyledir. Biraz farkla tabi. Bu fark da iktidara gelen kişinin, iktidarı kaybetme 
korkusu sonucu delice işler yapmış olmasıdır.

Tüm dünyada Büyük Petro olarak bilinen zamanın Rus çarına bu topraklarda nedendir bilinmez 
Deli Petro denilmesi de (en akıllıca açıklama tahta geçmeden önce tahttaki abisinin 
kendisini öldürteceğinden korktuğu için sinirlerinin harap olması) tartışmayı ilginç ve 
girift yapan durumlardan biri.

Zaman içinde prens, hükümdar, kral, padişah vs. isimleri değişse de, değişmeyen temel 
şeylerden birisi "tahtı kaybetme korkusu"nun, "taht"ın onları delirttiğiydi.

Örneğin XVI. yüzyılda İsveç Kralı olan XIV. Eric'te tahta geçmesiyle birlikte "zihinsel 
bozukluklar" gözlenmeye başlandı. Sürekli olarak tahttan indirileceği korkusu yaşayan XIV. 
Eric, tarihe "Sture Cinayetleri" olarak geçen cinayetler sonucu tahtta hak iddia eden 
birkaç kişiyi idam ettirdi. Üstelik birisini kendi elleriyle bıçakladı. İddialara göre, 
XIV. Eric'in deliliği öyle bir raddeye varmıştı ki kendisine bakarak fısıldaşıp güldüğünü 
düşündüğü saray çalışanlarını dahi öldürtmüştü.

Dönemin siyasi iktidarının ideolojisine göre dahi olarak sıfatlandırılsa da II. 
Abdülhamit'in özellikle sansür ve yasaklar konusunda koyduğu kurallar kimilerince "delice" 
olarak değerlendirilmektedir. Oturduğu sarayın kastedilmesini engellemek için "yıldız" ve 
kendisinin burnu kastedileceğini düşündüğü için "burun" kelimesini dahi 
sansürletmeye/yasaklatmaya kalkan II. Abdülhamit'in yasaklattığı diğer bazı kelimeler şu 
şekildeydi: "Suikast, dinamit, Kanun-u Esasi, istibdat, hürriyet, beynelmilel, veliaht..."

Geçmişten son örneği bu topraklardan vererek bitirelim: "Deli İbrahim". Büyük Petro gibi o 
da hükümdar olan abisinin kendisi için yollayacağı cellatları beklemekten olsa gerek onun 
da sinirleri bir hayli harap olmuştu. Ancak İbrahim, -3 kardeşini öldürten- abisi 4. 
Murat'ın ölümü üzerine "zorla" tahta geçti. Zorla tahta geçti çünkü abisinin öldüğüne 
inanmadığından öldürülmek için kendisine oyun kurulduğunu düşünmüştü. Abisinin cansız 
bedenini görünce ancak ikna olabildi. Ancak o da tahtı kaybetmekle kafayı bozmuştu. Bu 
korkusu yüzünden vezirini öldürttü. Askeri alanda nam salmaya başlayan paşasını da rakip 
hiziplerin kışkırtması sonucu öldürtmesi, kendisine deli denmesine neden oldu.

Yönetimindeki deliliklerin ve devletin iyiden iyiye yoksullaşması sonucu devlet erkanının 
da çıkarları tehlikeye girince bir müftü fetvası aracılığıyla tahttan indirildi. Bir odaya 
kapatıldı. Başka taht kavgalarına yol açılmasına neden olmasının engellenmesi için de 
öldürüldü.

İktidarın getirmiş olduğu yozlaşma olsun başkanlığın elinden olma korkusu olsun bir örnek 
de şu an karşımızda: ABD Başkanı Donald Trump. "İlk denememde ABD Başkanı oldum. Sanırım 
bu akıllı değil dahi sınıfına girer." Bu sözler Trump'a ait. Geçtiğimiz ay çıkan bir 
haberde Trump'ın bir gününün nasıl geçtiği anlatılıp sabah saatlerinde 3 saat boyunca 
televizyon izleyip Twitter'da "takıldığından" bahsediliyordu.

Trump'ın attığı tweetlerin, aldığı bazı politik kararların ve toplum içindeki 
davranışlarının tuhaf olduğu dile getirildi ve sıklıkla Trump'ın akıl sağlığının yerinde 
olmadığına, "deliliğine" vurgu yapıldı. Öyle ki kendi Dışişleri Bakanı Tillerson dahi 
kendini "Trump'ın akıl sağlığı yerinde" diyerek açıklama yapmak zorunda hissetti. Aynı 
bakanla aylar önce Trump bir tartışmada karşı karşıya gelmiş, Dışişleri Bakanı 
Tillerson'ın kendisi için "moron" dediği şeklindeki iddiaları yanıtlayan Donald Trump, 
"Bunun yalan haber olduğunu düşünüyorum. Ancak eğer dediyse bir IQ testi yapmamız 
gerekecek. O zaman kimin kazanacağını görürsünüz." ifadelerini kullanmıştı.

Tillerson'ın istifa edeceği söylentileri dolaşadursun, şimdiye kadar Trump'a yakın -ulusal 
güvenlik danışmanı dahil- birçok isim bir şekilde görevden alındı veya istifa etti. Rusya 
konusu bağlamında vatan hainliği olsun, Kuzey Kore tartışmalarında attığı "delice" 
tweetler olsun, 4 yılını dahi tamamlamadan Trump'ın başkanlıktan indirilip indirilmeyeceği 
sorusu cevabını bulabilecek mi bilmiyoruz. Ancak cevabını, Trump'ın deli olmasının 
ilanıyla bulması, işten bile değil.

Gökhan Soysal

gokhan at meydangazetesi.org

Bu yazı Meydan Gazetesi'nin 43. sayısında yayınlanmıştır.

http://meydangazetesi.org/gundem/2018/02/basdeliler-gokhan-soysal/


More information about the A-infos-tr mailing list