(tr) DAF, Meydan #43 - Çanlar İklim İçin Çalıyor - Özgür Erdoğan

a-infos-tr at ainfos.ca a-infos-tr at ainfos.ca
Fri Mar 9 07:48:14 CET 2018


Şurası açık ki, zor zamanlar yaşıyoruz. Savaşlar, bombalar, siyasal sosyal ve ekonomik 
krizler yaşamlarımıza git gide daha güçlü darbeler vuruyor. Sadece yaşadığımız coğrafyada 
değil, dünyanın dört bir yanında ezilenler bunlara maruz kalıyor ve bunlarla mücadele 
ediyor. ---- Hem yukarıda saydığımız saldırıların bir nedeni hem de bir sonucu olarak 
"küresel iklim değişikliği" dediğimiz felaket, yaşamlarımıza iyiden iyiye nüfuz etmeye 
başladı. Bir yandan sular altında kalan küçük ada ülkeleri, bir yandan iklim göçleri, öte 
yandan bizlerin gündelik hayatını da etkilemeye başlayan ani hava değişimleri... ---- 
Geçtiğimiz yaz aylarının en popüler söylemlerinden biriydi "Hiç Esmiyor...". Evet, 
geçtiğimiz yaz hiç esmedi. Fakat bununla beraber yaşadığımız coğrafya 2018 yılında son 44 
yılın en büyük kuraklığıyla karşı karşıya kaldı. Bununla da bitmedi! İklim kuşağındaki 
küçücük bir kayma bile şimdiden bizi tropikal iklime taşıdı. Yazın ortasında aniden 
bastıran yağmurlar, kışın başından beri ha geliyor ha gelecek diye beklediğimiz ama bir 
türlü gelemeyen kar, başlamayan kış ve bitmeyen sonbahar...

Bir kaç ufak soğukla atlatmak üzere olduğumuz kış bu sene dişlerini göstermedi, 
gösteremedi. Hatta kimi günler baharı kıskandıracak bir atmosferde yaşadık. Hafta sonu 
gezmelerinde, açık alanlarda güneşin tadını çıkarttık. Fakat tüm bu "hoş sürprizlerin" bir 
faturasının olduğunu görmek gerekir.

Dedik ya son 44 yılın en kurak dönemini geçirdik diye... Durumun vahametini anlamak için 
barajlardaki doluluk oranları iyi birer örnek olabilir. İstanbul'a içme suyu sağlayan 
barajların doluluk oranları yüzde 60'larda kalırken Ankara'da bu oran yüzde 27'lere kadar 
düşüyor. Keban Barajı'nın doluluk oranları yüzde 30'lara kadar geriledi. Bu kuraklığın bir 
numaralı sorumluları olan devletler ve kapitalistler ise "İnşallah bu aylarda bir yağış 
bekliyoruz..." diyerek Şubat ve Mart aylarını işaret ediyor. Bu arada kimse yazın yağan 
ani yağmurlardan medet beklemesin, çünkü bu yağmurlar ani ve şiddetli oldukları için 
toprağın derinliklerine ulaşamıyor, ulaşamadığı gibi toprağın en verimli katmanlarını 
başka su varlıklarına taşıyor. Bu yoğun taşınmada, o su varlıklarının kirlenmesine yol açıyor.

Öte yandan, bu ana kadar elle tutulur bir kar yağışının olmamasının yaşadığımız 
coğrafyanın ekolojisi için başlı başına bir felaket olduğunu fakat en büyük etkisinin 
tarım bitkileri üzerine olduğu aşikardır. Öncelikle yağmur konusunda kısır bir süreç 
geçiren toprak, bu sene kar suyundan da beslenemeyecek. Bununla beraber, kar yağışının 
keskin soğukları engellemesi ve tarım bitkilerinin ya da tohumların üzerini örterek onları 
bir çok tehditten koruyan kar örtüsünün bu sene işlevini yerine getiremeyecek oluşu da 
başka bir sıkıntı. Hem de küçük felaketlere kapı aralayabilecek bir sıkıntı.

Bir çok felaket sanılanın aksine bir anda gelişmez. Küçük ve farklı etkilerin bütünü, 
geniş bir zaman diliminde ağır ağır etkisini gösterir. Yapılan barajlar, küçük bir 
ekosistemin iklimini bütünüyle değiştirir. Ormanların yerine dikilen devasa binalar yağmur 
bulutlarını uzaklaştırır. Sanayi atıkları, termik santraller zehir kusarak ağır ağır 
çevresinde ne varsa öldürür. Taş ocakları, madenler bütün bir bitki örtüsünü ve hayvan 
popülasyonunu nefessiz bırakır. Aradan geçen günler, haftalar, aylar ve hatta yıllar "Hiç 
esmiyor..." diyerek kapımızın önüne kuraklığı koyuverir.

Çanlar iklim için çalıyor; çanlar bizim için ve dünyadaki tüm varlıklar için çalıyor!

Özgür Erdoğan

ozgure at meydangazetesi.org

Bu yazı Meydan Gazetesi'nin 43. sayısında yayınlanmıştır.

http://meydangazetesi.org/gundem/2018/02/canlar-iklim-icin-caliyor-ozgur-erdogan/


More information about the A-infos-tr mailing list