(tr) DAF, Meydan #43 - Yalan Gerçeğin Yerini Aldı - Gürşat Özdamar

a-infos-tr at ainfos.ca a-infos-tr at ainfos.ca
Mon Mar 5 08:18:57 CET 2018


Okuduğumuz gazetede, izlediğimiz TV kanalında ya da takip ettiğimiz sosyal medyada 
karşımıza çıkan haberlere ne kadar güveniyoruz? Bu sorunun yanıtı dönemden döneme ya da 
coğrafyadan coğrafyaya değişse de -karşılaştığımız sayısız örnek yüzünden- medyanın 
yazdıkları, gösterdikleri ya da anlattıkları konusunda temkinli olmamız gerektiği bir 
gerçek. ---- Geçmişte toplumsal dinamiklerin etkisiyle yalan habere (kısmi de olsa) bir 
karşı koyuş mümkün olabiliyordu. Ama basın yayın kuruluşlarının birer şirket yayın organı 
haline gelmesi, RTÜK gibi yalnızca tek sese izin veren kurumların oluşturulması, görece 
daha özgür başlayan sosyal medyanın trol hesaplarca ele geçirilmesi haberlerin doğruluğuna 
olan güveni temelden sarstı. Bu yalan haberler o kadar sık ve farklı biçimlerde 
tekrarlandı ki, artık bu yalanlar gerçeğin yerini aldı.

Peki bu ne demek? Neden gerçeğin bilinmesi istenmiyor? Neden yalan olduğu aşikâr olan pek 
çok şey bir gerçekmiş gibi kabul görüyor?

Kişisel hırs ya da zevk için yapmanın çok ötesinde, bu yalan haberlerin belirli merkezler 
tarafından "idare edildiği"ni söylemek yanlış olmaz. Hatırlarsanız, Taksim Gezi isyanında, 
en çok okuyucuya ulaşan, dolayısıyla en fazla etkileme gücü olan 7 gazete, tek bir 
manşetle çıkmıştı: "Demokratik Taleplere Can Feda".

Bu ortaklık tesadüfi değildi. Saray, gazete sahipleri ve başyazarları ile sık sık 
toplanıyor, onlardan bunu özellikle talep ediyordu. Çünkü artık başka bir döneme 
geçilecekti ve kamuoyunun buna hazırlanması gerekiyordu.

Fethullah Gülen'e "dön gel artık" manşetlerinin atıldığı günlerden "devlet içinde devlet 
oluşturdular" söylemine geçilmesinde medyanın dilinin ve kullandığı haberlerin etkisi 
yadsınamaz. Benzer biçimde, "çözüm süreci"nden, Rojava'daki Kürtlerin "tehdit" olarak 
görüldüğü günlere geçerken de medya, algı oluşturmada en gözde araç olma konumunu 
sürdürdü, sürdürüyor.

Öyle ya, bugün "bizi de Efrin'e götür" diye seslenenler, daha bir kaç yıl önce akil 
heyetlerine kapılarını açanlar değil mi? Ama şimdi konjonktür değişmiştir ve daha 
saldırgan bir dile gereksinim vardır. En büyük rol medyaya, medyadaki yalan haberlere 
düşmektedir.

Kim olduğu belli olmayan "görgü tanıkları", ne görev yaptığı bilinmeyen "konuklar", 
kaynağı belli olmayan "raporlar", hiç sorgulanmayan "yerel kaynaktan alınan bilgiler" 
şimdi haberciliğin vazgeçilmezleri oldu. Üstelik özellikle sosyal medyada görüntüler 
üzerinde yapılan tahrifatla -ya da bazen hiç oynamaya gerek kalmadan eski bir olaydan 
aynen- alınarak kullanılan görseller, bu yalan haber salgınını daha da yaygınlaştırıyor.

Gürşat Özdamar

gozdamar at meydangazetesi.org

Bu yazı Meydan Gazetesi'nin 43. sayısında yayınlanmıştır.

http://meydangazetesi.org/gundem/2018/02/yalan-gercegin-yerini-aldi-gursat-ozdamar/


More information about the A-infos-tr mailing list