(tr) yeryuzu postasi: Neden Parlamento Bir Hiledir? - Andrew Flood

a-infos-tr at ainfos.ca a-infos-tr at ainfos.ca
Fri Jun 8 09:12:15 CEST 2018


İrlandalı anarşist komünist örgüt WSM (Workers Solidarity Movement - İşçilerin Dayanışma 
Hareketi) üyesi Andrew Flood'un yazısı Anarşist Bakış internet sitesinden alınmıştır. ---- 
Kesinti, kesinti ve daha fazla kesinti karşılığında, seçimlerde güneşin, ayın ve 
yıldızların söz verilmesine alıştık artık. Bunun sebebi bütün siyasetçilerin yalancı 
olması mı sadece, yoksa bunun daha derinlerde yatan nedenleri mi var? Seçimlere 
katılmamak, Bakunin'in döneminden beri anarşist bir taktik olarak süregelmiştir. Bu 
makalede anarşistlerin seçimlere katılmamayı veya geçersiz oy kullanmayı savunmasının 
nedenlerinden bazılarını ele alacağız. ---- Oy kullanma hakkı, işçilerin (ve kadınların oy 
kullanma hakkını savunan kadınların!), son birkaç yüzyıldaki zorlu mücadeleleriyle 
kazandıkları[haklardan]birisidir. Bir diktatörlükte yaşamaktansa, parlamenter bir 
demokraside yaşamanın tercih edilir olduğu gayet açık. En kusurlu demokrasiler bile, 
diktatörlüklerin asla kabul etmeyeceği bazı haklardan -sendikaların görece bağımsızlığı, 
kısıtlı gösteri hakkı, belli bir miktar ifade özgürlüğü gibi- vazgeçmek zorunda kalmışlardır.

Ancak, sendika karşıtı yasanın 31. maddesinden ve milliyetçilerin Belfast şehir merkezinde 
yürüyüş yapmalarının engellenmesinden anlaşıldığı üzere, bunların hiçbirisi mutlak[olan 
haklar]değildir. Özgürlüğün miktarı, patronların sistemin akışını devam ettirmek üzere 
vermeleri gereken[özgürlük miktarı]tarafından, artı işçilerin mücadelesi sonucunda vermek 
zorunda kaldıkları[özgürlük miktarı]tarafından belirlenir.

Parlamentonun gerçek amacı, tüm halkın arzularına göre ülkenin yönetilmesini sağlamak, tüm 
görüşleri eşit olarak değerlendirmek değildir. Parlamento, bunun yerine, ardında 
kapitalizmin gerçekte idare edilmesi faaliyetinin devam ettirildiği demokratik bir maske 
sağlar.

Goodman meselesi ve birkaç yıl önce İrlanda Sigorta Şirketi'nin kurtarılması, gerçek 
kararların büyük endüstri şirketlerinin yönetim ofislerinde nasıl alındığını gözler önüne 
serdi. Pek ihtimal dahilinde olmasa da, seçilen hükümetin patronların gözünde çok ileri 
gitmesi halinde,[patronlar hükümeti görevden]uzaklaştırmak için gerekli araçları 
kullanmakta oldukça çabuklardır.

Maskenin Arkasındaki

Bunun belki de bilinen en iyi örneği, 1972'de Şili'de demokratik bir şekilde seçilen 
Allende hükümetinin uzaklaştırılmasıdır.[Allende hükümeti], kısıtlı bir reform paketini 
çıkarmaya ve bazı büyük Amerikan sanayilerini millileştirmeye çalışmıştı. Sonuç ise CIA 
tarafından desteklenen bir askeri darbe oldu.

Şili'deki işçiler, kendilerini özgürleştirmek üzere seçilmiş az sayıdaki temsilciye 
dayanmaları nedeniyle siyasi olarak silahsızlanmışlardı. Orduya karşı örgütlü direniş çok 
kısıtlıydı, ve[darbenin]hemen akabinde 30.000'den fazla militan öldürüldü ve 1.000.000 
kişi ülkeden kaçarak sürgüne gitti.

Ancak, kapitalizm pratikte nadiren bu tip yöntemlere gereksinim duyar; medya üstündeki 
kontrolleri ve siyasi partilerin finansman için büyük iş alemine dayanmaları, denetim için 
yeterlidir. İrlanda ve Britanya İşçi Partileri gibi örgütler, zamanlarının çoğunu Tories 
veya Fianna Fáil kadar iyi bir şekilde kapitalizmi idare edebileceklerini ispatlamakla 
geçirirler.

Onlar, kendi politikalarının grevlerden ve diğer sınıf mücadelesi biçimlerinden sakınmanın 
yolu olduğunu iddia ederler. Sınıf işbirliği politikalarının, lokavtlara ve sendika 
göçermeye dayanan katı sınıf mücadelesine göre, kapitalizm için daha etkin olduğunu söylerler.

Patronlar açısından, bu genellikle iyi bir argümandır, bazen endüstriyel barış 
karşılığında birkaç kırıntıdan vazgeçmeye değer. Diğer zamanlarda, ciddi bir kriz 
ücretlerin veya yaşam standartlarının bastırılmasını gerektirdiğinde ise, her zaman bu 
hükümeti kesintiler yapmaya zorlayabilirler; veya genel seçim sürecini hızlandırabilirler 
veya -aşırı durumlarda- polis devletini kullanabilirler.

Ekonomik ve Sosyal İlerleme Programı (PESP) Mantığı

Bu tip bir mantığın sosyalizmle hiçbir alakası yoktur. Aslında şu anki Fáil /PD hükümeti 
-daha önceleri ise PNR-, Ekonomik ve Sosyal İlerleme Programı[ing. Programme of Economic 
and Social Progress]sayesinde aynı mantığı başarıyla uyguluyorlar. Bu anlaşmanın anlamı, 
artık sendika bürokratları enflasyonun altındaki bir ücret artışı karşılığında fiilen 
grevleri durduracak ve sabote edeceklerdir. Yani şirket kârlarının ikiye katlandığı, 
İrlanda ekonomisinin görece bir "patlama" dönemi yaşadığı bir zamanda, İrlandalı işçiler 
ücret ve istihdam anlamında gerçek kayıplara maruz kalmakta ve sosyal ücret (sağlık, 
eğitim vb. dahil) bağlamında ise mevzi kaybetmektedir.

İşçi ve Emek Partileri PESP'nin bazı kısımlarına itiraz edebilirler, ancak kendi hükümet 
stratejilerinin de bir parçası olan "toplumsal ortaklık" fikrini desteklemektedirler.

Daha radikal reformist hükümetlerin seçildiği (henüz İrlanda'da olmasa da başka ülkelerde) 
zamanlarda olmuştur kuşkusuz. 1936 İspanya'sı ve savaş sonrası Britanya İşçi hükümeti 
bunlar arasında sayılabilir. Ancak bu hükümetlerin işlevi, işçi sınıfını toplumsal bir 
devrim yolundan alıkoymak, aynı kazanımların parlamento yoluyla elde edilebileceğini 
savunmak olmuştur.

Faşist bir darbenin yaşandığı İspanya vakası test edilirse, hükümet işçi sınıfını 
silahlandırmak yerine faşist hükümetle müzakereye oturmayı tercih etmiştir. İspanya'da 
faşizme karşı ilk direniş, silahlara el koyarak, dinamit ve silahlarla faşist kışlalarına 
saldıran CNT'li anarşistler olmuştur.

Benzer bir örnek, Rus devriminin hemen akabinde, bütün Avrupa'da ardı ardına çeşitli 
ülkelerde, reformistlerin seçilmelerinin devrimi engelleyeceği argümanını işlemeleridir. 
Bize oy verin ve kapitalizmi kurtarın. Ne yazık ki böyle dönemlerde, bu gibi partiler 
sıklıkla kitlesel bir destek kazanmaktadır; işte bu nedenle, anarşistlerin reformizm 
etrafındaki argümanları, devrimle kaybolup gideceğini düşünmek yerine, bugünden ele 
almaları hayatidir.

İyi Liderler

Bu argümanlar birçok devrimci sosyalist arasında yaygındır, ancak anarşistlerin 
parlamenter sürece karşı çıkmak için çok daha temel nedenleri vardır. Bu süreç, işçi 
sınıfı kitlesinin az sayıdaki temsilsinin parlamentoya girmesine ve onlar adına mücadele 
etmesine dayanır. Onların[işçi sınıfının]yegane katılımı, birkaç yılda bir oy vermeye 
gitmelerinden, gazete satımı veya benzeri yollarla partiye oy toplamaktan ve 
desteklemekten ibarettir. Neil Killock'dan Mary Robinson'a kadar fiziki bir lidere veya 
liderlere dayanmamız, durumu bizim açımızdan belirginleştirmektedir.

Anarşistler, herhangi gerçek bir sosyalist / anarşist toplumun az sayıdaki bireyin iyi 
eylemleriyle ortaya çıkabileceğine inanmazlar. Yüzyıl kadar önce Uluslararası İşçi Birliği 
(daha çok ‘Birinci Enternasyonal' olarak bilinir) etrafında anarşist hareketin 
başlamasından beri, işçi sınıfının kurtuluşunun ancak işçi sınıfının kendi eylemliliğiyle 
başarılabileceğini savunduk.

O zaman bu tartışma Marksistlerleydi, şimdi ise Doğu Avrupa'nın çöküşünün eşiğinde pek çok 
ana Marksist partinin çökmesiyle beraber, bu tartışma temelde reformistlerle 
yapılmaktadır. Anarşist toplumu meydana getirme süreci, ya işçi kitleleriyle yapılacaktır 
ya da asla gerçekleşmeyecektir.

Bu fikir, tabii ki parlamenter düşüncenin tam tersidir. Kapitalizm olarak adlandırılan 
karmaşadan kurtulmak için, iyi, kötü veya tarafsız olan az sayıdaki lideri istemiyoruz. 
Aslında bu tip seçkinlerin gerekli görüldüğü her türlü fikre devamlı karşı çıkmışızdır.

Parlamenter siyaset, sizin işinizi (veya işinizin bir kısmını) yapacak insanlar için oy 
kullanmanıza dayanır. En iyi niyetli bireyin bile kendisini bir erk konumunda 
bulması,[kendi]çıkarlarının temsil ettiklerinkinden farklılaşmasına neden olur. Bu, 
bakanlar ve başbakan için olduğu kadar, devrimciler ve sendika bürokratları için de doğrudur.

Argümanlar Geliştirmek

Bu, bizi anarşistlerin parlamenter sistemle nasıl başa çıkmaları gerektiği sorusuna 
getirir. Herkesi oy kullanmamaya nasıl ikna edeceğiz? Belki de tüm enerjimizi seçim 
karşıtı kampanyalara harcamamız gerekiyor.

Aslında bu, anarşistlerin çoğu tarafından asli bir faaliyet olarak değerlendirilmez. 
Amacımız sadece % 10'un oy kullandığı bir seçim değildir, böyle bir şeyin kendisi anlamsız 
olacaktır. ABD'nde çoğu seçimlerde[seçmenlerin]yaklaşık % 30'u oy kullanmaktadır ve 
muhtemelen nüfusun % 50'si oy kullanmak için kayıt bile olmamıştır. Ne var ki, ancak bir 
aptal bunun ABD'nin İrlanda'dan daha anarşist demek olduğunu iddia edebilir. Eğer bu % 10 
veya 30 hala hükümeti seçiyorsa, bu % 99 da olabilir.

Bizim amacımız, işçi sınıfının anarşizmin fikir ve taktiklerini benimsemesiyle toplumu 
değiştirmektir. Bu ise, şu anda içinde yaşadığımız ekonomik sistemin (kapitalizmin) 
yıkılmasını ve işçilerin özyönetimi altında olan sosyalizmin[bunun]yerini almasını içerir. 
Oy kullanmamak basitçe bir ümitsizlik göstergesi olabilir (Oy kullansak ne olur ki?), biz 
ise işçilerin alternatif için aktif bir şekilde mücadele etmesini istiyoruz.

Seçim karşıtlığımız iki şeyi ifade etmek üzere tasarlanmıştır. İlk olarak, parlamentonun 
toplumdaki gerçek iktidar yeri olmadığı. İkinci olarak, anarşizmi geliştirmek görevi küçük 
TD grupları için değil, işçi sınıfı için olduğu.

Anarşist fikirlerin desteklenmesini sadece soyut propaganda yoluyla değil, anarşistler 
olarak işçi sınıfının mücadelesine katılarak ve anarşizmin reformizme göre nasıl en iyi 
araçları sağladığını gün ve gün göstererek sağlayacağız.

Reformist İşçiler

İşçi sınıfı içindeki aktif militanlardan çoğu reformist partileri desteklemekte, bu açık 
bir gerçek. Bu, pek çok devrimci grubun seçim zamanlarında ‘hayale kapılmadan İşçi 
Partisi'ne oy verin' veya ‘İşçi Partisi'ne oy verin, ama sosyalist bir alternatif kurun' 
gibi sloganlarla işçilere seslenmesine yol açmıştır. Biz bunu yapmıyoruz.

Bu sloganlardaki problem, bunların değişimin hala küçük bir seçkinler tarafından 
gerçekleştirilmesi gerektiği fikrini yansıtmasıdır. Bu söylemi, bunun reformist partileri 
teste tabi tutarak, onları[kendi]taraftarlarına teşhir edebileceklerini söyleyerek 
savunurlar. Herhangi bir İrlanda sol reformist örgütlenmesine genel bir bakışın 
göstereceği üzere, bu saçmadır.

Reformist örgütlenmeler düzinelerce olayda testi geçememiştir. İşçiler, bu örgütlerin 
sosyalizmi getireceğine inandıkları için değil, onları kötünün en iyisi olarak gördükleri 
için oy verirler.

Bu, aynı zamanda reformist partilere oy vermek için kullanılan bir argümandır. Fianna Fáil 
veya Fine Gael'den biraz daha iyi olsalar da, bu partileri desteklemeyi reddeden 
aşırı-solcular değil midir? Bunun iki cevabı vardır.

İlki, karar alınmasının asıl olarak parlamentoda değil de sanayide gerçekleştiği 
biliniyorken, hükümette çoğunluk oluştursalar bile bu örgütlenmeler ancak kapitalizmin 
onlara izin verdiği şeyleri yapabilirler. Onların tek argümanı, kapitalizmi daha insancıl 
bir şekilde örgütlemektir. Biz kapitalizme daha insancıl bir yüz vermek değil, onu ezmek 
istiyoruz. Ücret kesintileri yapan ve grevleri kıran bir sosyalist hükümet görüntüsü 
-tıpkı Doğu Avrupa'daki sosyalist polis devletlerinin varlığının yaptığı üzere, 
sosyalizmin işçi sınıfının gözündeki itibarını zedelemektedir .

İkincisi, bu bir enerji meselesidir. Reformist örgütleri desteklemek için harcanan bu tip 
çabalar, daha iyi çalışma koşulları, daha iyi ücretler için yapılan mücadelelerden alıp 
götürülen bir enerjidir. Seçimler, birkaç ay boyunca toplumda hiçbir değişikliğin olmadığı 
bir boşlukta gerçekleşmemektedir.

Binlerce işçinin katıldığı bir grev veya gösterisinin, gerçek bir değişime neden olma 
şansı, 20 tane İşçi veya Emek partisi TD'sinin seçilmesinden daha fazladır. Pek çok 
Şili'li sosyalistin fark ettiği üzere, bu tip örgütlenmeleri destekleyen devrimciler 
aslında gerçekte kendi mezarlarını kazmaktadırlar.

Kuralın İstisnaları

Anarşistlerin seçimlere katılan bireyleri desteklediği durumlar da vardır. Bu, bu tip 
insanların belli bir mesele bağlamında ve[seçildikten sonra parlamentodan]çekileceği 
temelinde,[seçime]katılmaları durumunda olur. Bu, kapitalist medya tarafından büyük bir 
karşı kampanyayla karşılaşıldığı zamanlarda,[bu konuda]kitlesel desteği göstermenin etkili 
bir yolu olabilir. Diğer destekleme biçimleri aktivistlerin tehdit edilmesi, öldürülmesi 
gibi nedenlerle oldukça zor olabilir.

İrlanda bağlamında bu tip bir örnek, siyasi statüleri için H-Blok'un 1989'da yaptığı açlık 
grevidir. Bobby Sands'in Fermanagh/Güney Tyrone'dan parlamento üyesi seçilmesi ve iki 
H-Blok mahkumunun sınırın güneyinden TD olarak seçilmesi, açlık grevlerine gösterilen 
kitlesel bir destektir. Bu, sadece küçük bir azınlığın desteğine sahip olduklarını iddia 
eden hükümetin ve medyanın savlarını çürütmüştür.

Bu tür bir destek, işçilerin serbestçe ortaya çıkarak gösteri, grev yapmaları[için]güvenin 
sağlanması temelinde yapılmalıdır. Bunun kendisi bir hedef değildir, bu tip bir 
hareketlenmeyi sağlamak için bir taktiktir sadece.

Bunun da problemleri vardır; bu birey, seçimden önce[verdiği]eğer seçilirse çekileceği 
vaadinin aksine hareket edebilir. Açlık grevcilerinin[parlamentodaki]yerlerini alamadığı 
açlık grevi olayında dahi, bu tip bir taktiğin tehlikeleri ortadadır. Bu[destek}, Sinn 
Fein tarafından emperyalizm karşıtı mücadelede, seçim siyasetinin doğru bir yönelim 
olduğunun kanıtı olarak değerlendirilmiştir.

Açlık grevi döneminde sınırın Kuzeyi ve Güneyindeki grevlere dayanan kitlesel kampanya 
potansiyeli böylece kaybedilmiştir. Tek bir konuyla ilgilenen bir adayın desteklenmesi 
kararı, kampanyanın daha sonraki yönelimi hakkında zorlu tartışmaları içerir, ve bu hafife 
alınmamalıdır.

Anarşistlerin patronların seçim sürecine katılmamayı teşvik etmeyeceği başka bir durum ise 
referandumlardır. WSM, Boşanma Eylemi Grubu'na[ing. Divorce Action Group]dahildi (ve 
aslında hala dahildir). 1986 referandumunun ciddi kısıtlamalarına rağmen yine de EVET oyu 
için uğraştık.

1983'deki kürtaj karşıtı referandumda anarşistler HAYIR oyunu savundular. Tabii ki her iki 
referandumun sonuçlarını da nihai olarak kabul etmiyoruz. Hala boşanma hakkı; ve serbest, 
güvenli kürtaj talebi de dahil olmak üzere kadınların kendi üretkenliklerini kontrol etme 
hakkı için mücadele ediyoruz. Bu gibi hakların kendileri demokratik haklardır, karara 
varmak üzere çoğunluğun oy kullanacağı bir şey değildirler.

Reformist partilerdeki insanlara ne söylüyoruz? Onlar göz ardı edilemezler (ve 
edilmemelidirler). Hükümete katılan partinizin, veya 1981'de azınlık Fianna Fáil 
hükümetini destekleyen İşçi Partisinin siciline bakın diyoruz.

Partinizin neyi savunduğuna bakın. Partinizin, sendika bürokrasisindeki siciline bakın. 
Reformist partilerin diğer ülkelerde oynadığı tarihsel role bakın. Reformistler teste tabi 
tutuldular, ve yüzlerce kez başarısız oldular. Bırakın onları, anarşizm hakkında daha 
fazla öğrenin ve işçi sınıfının kendi kurtuluş kavgasına katılın.

Çeviri: Anarşist Bakış

Devrim/Devlet/Reform başlığındaki diğer yazılar
Dosyalar

http://www.yeryuzupostasi.org/2018/04/29/neden-parlamento-bir-hiledir-andrew-flood/


More information about the A-infos-tr mailing list