(tr) yeryuzu postas: ABD'de Çağdaş Kölelik (en)

a-infos-tr at ainfos.ca a-infos-tr at ainfos.ca
Sun Aug 19 09:12:05 CEST 2018


Attica hapishane isyanının 45. Yıl dönümü olan 9 Eylül'de ABD hapishanelerinde kölelik 
koşullarından çalıştırılmaya zorlanan mahpus işçiler grev başlattılar. Dünya Sanayi 
İşçileri'nin (Industrial Workers of the World-IWW) bir kolu olan Hapsedilmiş İşçiler 
Örgütlenme Komitesi'nin örgütlenmesine katıldığı grev onlarca hapishanede devam ediyor ve 
grevle dayanışmak için dışarıda da  eylemler gerçekleştiriliyor. 9 Eylül 1971 tarihinde 
politik haklar ve daha iyi koşullar talep eden mahpuslar Attica hapishanesinde isyan 
başlatmış, yaklaşık 1000 kişinin katıldığı isyanda mahpuslar 42 görevliyi rehin alarak 4 
gün boyunca hapishanenin kontrolünü ele geçirmişlerdi. İsyanın 4. Gününde polis saldırısı 
sonunda en az 43 kişi hayatını kaybetmişti. (ç.n.)
Attika Cezaevi İsyanı'nın 45. Yıl dönümünü olan 9 Eylül 2016'dan bu yana tahminen ABD'de 
24.000 kişinin grev katıldı. Eğer grevi duymadıysan yalnız değilsin. Grev ana akım medya 
ve hatta solun büyük bir kısmı tarafından büyük oranda göz ardı edildi. Bunun nedeni 
grevcilerin çoğunlukla grevlere dahil olmayan insanlardan oluşmasıdır: mahpus işçiler.

Birleşik Devletler Anayasası'nın 13. Maddesi köleliği ve irade dışı çalıştırmayı 
yasaklamasına karşın, onun ortaya koyduğu ifadeleri okuduğunuzda bariz bir istisnanın söz 
konusu olduğu açıktır: "Birleşik Devletler'de veya Birleşik Devletler yetkisi altındaki 
yerlerde, usulüne uygun olarak mahkum edilmiş kişinin cezası karşılığı olma dışında, 
kölelik veya irade dışı çalıştırma uygulanamayacaktır."

Eğer bir suçtan mahkum edilirseniz diğer işçileri irade dışı çalıştırma ve kölelikten 
koruyan yasalar tarafından korunmazsınız. Böylece, Birleşik Devletlerin her yerinde, 
binlerce mahkum, istençlerinin dışında hapishanelerde çok az bir para karşılığı veya 
parasız olarak çalışmaktadır.

Uluslarası Çalışma Örgütüne göre mahpus işçilere ödenen brüt ücret saatte 23 cent ile 1,15 
dolar arasında değişmektedir. Sözde "para cezaları" ve idari ücretler gibi çoğu fazlasıyla 
şüpheli olan vergiler ve diğer kesintiler düştüğü zaman mahpusun çoğunlukla parası olmaz 
veya hapishaneden borçlanmış olarak ayrılır. Brennan Adalet Merkezi 2010 yılındaki bir 
çalışmasında eyaletlerin ve idari bölgelerin mahkumlara ait olan harcırahları artan 
biçimde kötüye kullandığını ve bunun bazı mahkumların serbest bırakıldıkları zaman borca 
girmelerine neden olduğunu ortaya koydu. Ayrıca Arkansas, Georgia ve Texas gibi bazı 
eyaletlerde mahkumlar emeklerinin karşılığında hiçbir ücret almamaktadır.

Mahpus işçilerin çoğu, çamaşırhane ve mutfak görevleri, kütüphaneleri işletmek gibi 
hapishanenin gündelik işleriyle görevlendirilirken, çok sayıda mahpus işçi de, işçilerin 
düşük bir bedel karşılığı veya bedelsiz olarak uzun saatler çalışmaya mecbur edildikleri, 
koşulların çoğunlukla tehlikeli olduğu özel şirketlerde görevlendirilmiştir.

Mahpus emeği kullanan şirketlerin sahip olduğu en büyük avantajlarından biri yalnızca 
çalışmaya mecbur olan bir işgücü elde ediyor olmaları değildir, ayrıca mahpusların 
mahkemelerin onları çalışan olarak addetmemesinden dolayı Adil Çalışma Standartları 
Yasası'nın amacı olan çalışma koşullarının korunmasından yararlanamamaları nedeniyle 
çalışma koşullarıyla ilgili herhangi bir dava açamamalarıdır.

Amerikan Prospect'in (1) "Amerika'nın Mahpus İşgücünde Çağdaş Kölelik"(28 Mayıs 2014) 
başlıklı inceleme raporunda belirtildiği gibi, sorunları daha kötü hale getirmek için, 
işçi sendikaları mahpus işçileri temsil etmeyecek, çünkü onlar diğer endüstrilerle rekabet 
eden ürünler üretiyorlar. Veya bir başka deyişle, mahpus işçiler diğer işçilerin çalışma 
koşullarının altını oymaktadır, çünkü onlar kapitalist sınıfların -asgari ücret, çalışma 
koşulları, sağlık ve güvenlik konuları ve bunlar gibi diğer meselelerde olduğu gibi- her 
zaman yakındıkları rahatsızlıklarla uğraşmak zorunda kalan şirketlerce üretilenlerden daha 
ucuza imal edilebilen mallar üretmektedirler.

Mahpus emeğinin kullanımı Michigan İnfaz Bürosu sözcüsü Chris Gautz gibileri tarafından şu 
ifadelerle savunuldu, "İş mahpuslar için parasal değer sağlıyor, fakat daha da önemlisi, 
pek çok mahpus bize bugüne kadar asla bir işe sahip olmamış olarak geliyor. Yalnızca 
yaptıkları işin gereklerini öğrenmiyorlar, zamanında orada bulunmak gibi basit beceriler, 
genel iletişim becerileri, nasıl eleştiri alacağını ve daha önce deneyimlemedikleri pek 
çok şeyi öğreniyorlar... Amaç tahliye edilmelerinden önce onlara iş bulmak."

Peki, teoride durum bu olabilir ama acımasız gerçek pek çok mahpus işçinin hapishaneye 
gelmeden önce işsiz olmadığı ve hapishane işçiliğinin her zaman onlara tahliye edildikten 
sonra yeniden işe girmelerini temin edecek beceriler sağlamadığıdır. Bunun nedeni birçok 
işin vasıfsız olması ve nakit sıkıntısı çeken, kar amacı gütmeyen organizasyonlar ile 
Avusturalya'da ve Yeni Zelanda'da düzensiz aralıklarla yıllarca kullanılan herkesin aşina 
olduğu adıyla sözümona "işsizlik parası karşılığında çalışma" programları denilen resmi 
kuruluşlar arasında sık sık yükselen diğer istihdam programlarıdır.

Mahpus emeğinin kullanılması ile ilgili bir diğer sorun, uluslarası kuralların ihlal 
ediliyor olmasıdır. Birleşik devletlerin imzacı devletler arasında olduğu İnsan Hakları 
Evrensel Beyannamesi'nin 4. Maddesi şöyledir, "Hiç  kimse  kölelik  veya  kulluk  altında 
bulundurulamaz, kölelik ve köle ticaretinin her türlü biçimi yasaktır." Yine de, öyle 
görünüyor ki eğer Birleşik Devletlerde tutuklanacak ve hapsedilecek kadar talihsizseniz, 
kölelik ve irade dışı çalıştırılmaya maruz kalırsınız.

Bir de durumda Birleşik Devletler yönetiminin Çin'i zorunlu mahpus emeği kullandığı için 
kınamasından dolayı öyle katıksız bir iki yüzlülük var ki. Örneğin, 6 Haziran 2016'de CNN 
Birleşik Devletler'in Çin Hükümeti ve Çinli işyerlerine zorunlu mahpus emeği kullandıkları 
için baskıyı arttırdığını bildirdi. CNN ayrıca Birleşik Devletler'de mahpus emeğinin de 
dışarıya kiralanmasında sorumlu olan federal ajansın da (UNICOR) (2) Birleşik 
Devletler'deki mahpus işçilerin düşük ücretler ve yoğun sömürü koşullarına katlandığı 
konusunda eleştirilere maruz kaldığını da belirtti.

Asıl ilginç olan, makale yazarı Sophia Yan'ın Birleşik Devletler'in zorunlu işçi 
kullanımını mazur gören anlam bozucu sözleriydi: "Çin'in tersine, Birleşik Devletler 
mahpus emeğinin kullanıldığını reddetmiyor. Tutuklular, hukuk sisteminin şeffaf olmadığı 
ve itirafların kimi zaman baskı altında gerçekleştiği Çin'e göre daha şeffaf bir hukuki 
sürece ve yargı denetimine tabiler." Yukarıda belirtildiği gibi, Amerikan cezaevi 
sistemindeki zorunlu işçilerin herhangi bir hakları yok çünkü çoğu Amerikalı işçiyi 
koruyan yasalar Adil Çalışma Standartları Yasası tarafından işçi kabul edilmedikleri için 
mahpus işçilere uygulanmıyor. Ayrıca şu iddia da çok başarısız bir  argümadır: Birleşik 
Devletler mahpus işçiliği kullanabilir  çünkü bu konuda şeffaftır, fakat Çin yönetiminin 
bunu yapması yanlıştır çünkü  o şeffaf değildir.

Mesele herhangi bir biçimde köleliğin yanlış olmasıdır. Uluslararası yasalar açısından 
yanlıştır. Ahlaki yönden yanlıştır. Hatta Birleşik Devletler yasalarına göre de yanlıştır. 
Yine de Birleşik Devletler mahpus emeğinin (köleliğin) kullanılmasına izin veriyor- bu 
uygulamanın ileride mahpus tahliye edildiği zaman mahpusların çıkarına hizmet ettiği 
yönündeki fazlasıyla belirsiz gerekçelerle.

Belki de daha fazlasını söyleyen istatistik Mother Jones'un (3) mahpus emeğinin 
kullanılmasından gerçekten kimin çıkar hakkında bahsettikleriydi.  Mahpus işçi greviyle 
ilgili 19 Eylül 2016 tarihindeki makalede Mother Jones şöyle belirtti: "Kayıtlara göre 
mahpus işçiler Florida vergi mükelleflerinin 2014 yılında 59 milyon dolardan fazla 
tasarruf etmelerini sağladı"

Dolayısıyla vatandaşlarını sömürüden koruması gereken devlet, aslında vergi bütçesini 
düzenleyerek işçi sınıfının sömürüsüne katkı sağlıyor. Zoraki mahpus emeğinden gerçekten 
kimlerin fayda sağladığını çözmek için ekonomi doktorası gerekmiyor. Bu mahpus işçi 
ödeneklerini, işçi sınıfının ücretleri ve koşullarını baltalamak ve rekabette fiyat 
düşürmek için pervasızca yasadışı, el altından ve haksız biçimde kullanan işyeri 
sahipleridir. Hizmetleri sağlayan insanlara ödeme yapılmaması ve onlar herhangi bir 
çalışma standardına ve yasal korumaya sahip olmaması sayesinde  büyük vergi indirimleri 
alan vergi mükellefleridir. Bu düzenlemeden herhangi iyi bir şey elde etmeyen tek kesim 
işçilerin kendisidir. Çalıştıkları işletmeler ve diğer kurumlar mahpus emeği kullanan 
şirketler veya idari bölge ve eyalet kurumları ile rekabet edemediği için işlerini 
kaybediyorlar.

"Dünyanın bütün işçileri birleşin! Zincirlerinizden başka kaybedecek bir şeyiniz yok!" Bu 
söz bir klişe oldu ama aynı zamanda doğrudur. Birleşik Devletler, Çin ve diğer ülkelerdeki 
mahpus işçilerinin durumunda zincirler mecazi değil, fakat oldukça gerçektir. Dünyanın 
işçileri en savunmasız olanların bu utanç verici sömürüsünü kabul etmemelidir. Amerikan 
işçi sendikalarının veya Birleşik Devletler hükümetinin mahpus işçilerin sömürüden 
kurtulmaları için hiçbir şey yapmamanın bahanesi olarak anlam bozucu kelimeler 
kullanmalarına izin vermemeliyiz. Kölelik, irade dışı çalıştırma veya işyerinde zorlamanın 
herhangi başka türü tüm insanlığa hakarettir ve tümüyle bertaraf edilene kadar karşı 
çıkılmalıdır. İnsan haklarına ve birey haklarına saygılı olduğunu iddia eden bir ülkede, 
işçilerin ana akım medyanın bile çağdaş kölelik olarak adlandırdığı koşullarda çalışmaya 
zorlanmasına sessiz kalmak kabul edilebilir değildir.

Bu makaleyi bitirmek üzere olduğum esnada, hapishane grevini örgütleyen gruplardan biri 
olan Free Alabana Hareketi'nin, gardiyanların da greve katıldığı yönünde açıklamasını 
okudum. Onlar da hapishanedeki düşük ücretler, aşırı kalabalıklık ve insan hakları 
ihlalleri gibi koşulları protesto etmeye başlamışlar.

Olumsuz taraftan, Florida, Virginia, Ohio, California, and Güney Carolina'daki 
protestoların örgütleyicileri başka görevlere transfer edilmek, dışarı çıkma yasağı veya 
hücre cezaları gibi çeşitli yaptırımlara maruz bırakıldılar. Oysaki bütünüyle 
düşündüğümüzde, grevlerin şiddete yöneldiğine ilişkin hiçbir işaret yoktu.

Yazının yazıldığı dönemde grevler hala sürüyordu. Dünya Sanayi İşçileri'nin (Industrial 
Workers of the World-IWW) bir bölümü olan Hapsedilmiş İşçiler Örgütlenme Komitesi için 
çalışan Ben Turk'a göre 24 eyalette yaklaşık 40-50 civarında hapishanede değişen oranlarda 
hapishane grevlerine katılım oldu.

Eyalet veya federal otoritelerin herhangi bir değişiklik yaptıklarına yada bu şartlarda 
herhangi bir değişiklik yapma niyetleri olduğuna ilişkin bir işaret yok. Bu hiç kimse için 
bir sürpriz değil. Ancak, Birleşik Devletler'deki hapishane grevinde eğer herhangi bir 
gelişme olursa neyin ortaya çıkacağı belirsizliğini koruyor.

The Amerikan Prospect, 1990 yılından bu yana ABD'de yayınlanan politik dergi (ç.n.)
UNICOR veya diğer adıyla Federal Prison Industries (Federal Hapishane Endüstrileri) (ç.n.)
Mother Jones, 1976 yılından bu yana ABD'de yayınlanan bir politik dergi (ç.n.)

İngilizce orjinali: Modern day slavery in the USA (16 Eylül 2016), 
https://libcom.org/news/modern-day-slavery-usa-08102016

Çeviri: Yeryüzü Postası
http://www.yeryuzupostasi.org/2016/11/01/abdde-cagdas-kolelik/


More information about the A-infos-tr mailing list