(tr) yeryuzu postasi: Yapısızlığın Tiranlığı - Jo Freeman

a-infos-tr at ainfos.ca a-infos-tr at ainfos.ca
Thu Aug 16 06:18:25 CEST 2018


Bu metin, radikal feminist yazar Jo Freeman'ın Mayıs 1970'te Mississippi'de, Güney Kadın 
Hakları Birliği (Southern Female Rights Union) tarafından düzenlenen bir konferansta 
yaptığı konuşmasıdır. Metin ilk olarak 1972 yılında İkinci Dalga (The Second Wave) isimli 
feminist dergide yayınlanmıştır. Metnin Türkçe çevirisi FeministBiz 
(http://feministbiz.blogspot.com) internet sitesinden alınmıştır. ---- İnanmak 
istediğimizin aksine "yapısız" grup diye bir şey yoktur. Herhangi bir şekilde, herhangi 
bir süre ve amaç için bir araya gelmiş olan bir insan topluluğu, o ya da bu şekilde bir 
yapı oluşturacaktır. Bu yapı esnek olabilir, zaman içerisinde değişebilir, üyeler 
arasındaki görev, güç ve kaynak dağılımını eşitlikçi ya da eşitsiz bir biçimde yapabilir. 
Bu yapı, gruba dahil olanların yeteneklerine, kişiliklerine ve niyetlerine bakılmaksızın 
oluşacaktır. Hepimizin farklı yetenekleri, eğilimleri ve geçmiş deneyimleri olması bunu 
kaçınılmaz kılar. Ancak herhangi bir şekilde birbirimizle ilişkiye girmeyi ya da 
etkileşmeyi reddettiğimiz zaman ‘yapısızlığa' yaklaşabiliriz; ama bu bir insan grubunun 
özelliği olamaz.

‘Yapısız' bir grup oluşturmak için çabalamak ancak ‘objektif' bir haber, ‘yansız' bir 
sosyal bilim ya da ‘özgür' bir ekonomiyi hedeflemek kadar anlamlı ve bir o kadar da 
aldatıcıdır. ‘Laissez-faire' bir grup ancak ‘laissez-faire' bir toplum kadar gerçekçidir 
ve bu fikir, güçlü ya da şanslı olanların diğerleri üzerinde bir sis perdesinin arkasından 
sorgulanmayan bir egemenlik kurmasını sağlar. Tıpkı ‘laissez-faire' felsefenin 
hükümetlerin egemenliğini engelleyememesi gibi. ‘Yapısızlık' bu şekilde iktidarı 
maskelemenin bir yolu haline gelir ve kadın hareketi içinde genellikle (güçlerinin 
bilincinde olsunlar ya da olmasınlar) en güçlü olanlar tarafından savunulur. Kararların 
nasıl alındığına ilişkin kurallar sadece bir azınlık tarafından bilinir. Grubun yapısı 
resmi olmadığı sürece, diğerlerinin var olan iktidarın bilincine varması bu kuralları 
bilenler tarafından engellenir. Kuralları bilmeyenler ve bir girişimde bulmak için 
seçilmeyenler, kafa karışıklığı içinde farkında olmadıkları bir şeylerin döndüğüne dair 
paranoyak endişelere kapılırlar.

Herkesin belirli bir gruba ve bu grubun etkinliklerine katılabilmesi için yapının açıkça 
ifade edilmesi gerekir, sadece ima edilmesi değil. Karar almaya dair kurallar herkese açık 
ve herkes tarafından ulaşılabilir olmalıdır, ve bu, ancak bu kurallar resmiyete 
döküldüğünde mümkün olur. Grubun yapısının resmiyete dökülmesi, resmi olmayan yapının 
zarar görmesi anlamına gelmez. Genellikle böyle de olmaz zaten. Fakat resmi olmayan 
yapının denetiminin baskın olmasını engeller ve herkese bu yapıya saldırabilme imkanı 
verir. Örgütsel olarak ‘yapısızlık' imkansızdır. Yapılanmış ya da yapısız bir grup kurmaya 
karar veremeyiz, sadece resmiyete dökülmüş ya da dökülmemiş bir yapının olmasına karar 
verebiliriz. Yapısızlık, kasıtlı olarak belirli bir biçimde bir yapıya kavuşturulmamış 
gruplara denk düşer, yapılandırılmışlık ise böyle bir yapıya kavuşturulmuş gruplara. 
Yapılandırılmış bir grup her zaman resmiyete dökülmüş bir yapıya sahiptir, bunun yanında 
resmi olmayan bir yapısı da olabilir. Yapısız grup ise her zaman gizli ve resmi olmayan 
bir yapıya sahiptir. Bu resmi olmayan yapı, özellikle de yapısız gruplarda, elitlerin 
oluşması için temel hazırlar.

‘Elitizm'in Doğası

Kadın özgürleşme hareketinde ‘elitist' en çok suistimal edilmiş sözcüklerden biri 
olmuştur. Genellikle, 1950'lerde birilerine komünist demek için kulanılan ‘pinko' ile aynı 
biçimde ve aynı amaçla, ve her zaman yanlış kullanılır. Hareketin içinde ‘elitist', 
genelde bireyleri nitelemek için kullanılır, ama bu bireylerin kişilik özellikleri ve 
eylemleri birbirlerinden çok farklıdır. Bir birey, sadece birey olarak hiçbir zaman elit 
olamaz çünkü elit ancak bir grup insanı tanımlamak için kullanıldığında uygun bir 
tanımlamadır. Bir birey, ne kadar çok tanınırsa tanınsın, elit olamaz. Aslında elit, 
içinde oldukları daha geniş bir grup üzerinde, genellikle bu grubun bilgisi ve rızası 
dışında hüküm süren küçük bir grubu tanımlamak için kullanılır. Bir kişi, ne kadar çok 
tanındığı hiç önemli değil, bu tip küçük bir grubun parçası olarak ya da böylesi bir 
grubun iktidarını savunarak elitist olur. Şöhret ‘elitist'i tanımlayan bir şey değildir. 
En sinsi elitler kamuoyunca pek tanınmayan insanlarca oluşturulurlar. Akıllı elitistler 
çok fazla tanınmamaya dikkat edecek kadar kurnazdırlar. Tanındıklarında izlenmeye 
başlarlar ve iktidarlarının üzerindeki maske düşebilecek hale gelir.

Elitlerin resmiyet kazanmamış olması görünmez oldukları anlamına gelmez. Her küçük grup 
toplantısında keskin gözlem yeteneğine sahip biri, kimin kimi etkilediğini söyleyebilir. 
Bir arkadaş grubundakiler birbirleriyle diğerleriyle olduğundan daha çok ilişki 
kuracaklardır. Birbirlerini daha fazla ilgiyle dinlerler ve birbirlerinin sözünü daha az 
keserler. Birbirlerinin söylediklerini tekrar ederler ve fikirlerine daha gönülden 
katılırlar. ‘Dışarda' kalanları ya görmezden gelirler ya da onlarla didişirler. Dışarda 
kalanların onayı karar verirken gerekli değildir, ama ‘içerdeki'lerle iyi geçinmeleri 
gerekir. Tabi ki, çizgiler benim anlattığım kadar keskin değildir. Bunlar etkileşimde 
hissedilen ufak farklardır, önceden yazılı senaryolar değil. Yine de farkedilebilirler ve 
etkilidirler. Bir karar verilirken kimden onay alınması gerektiğini ve kimin onayının 
geçer akçe olduğunu biliyorsanız, idarenin kimin elinde olduğunu da biliyorsunuz demektir.

Elitler gizli ittifaklar değildir. Küçük bir grup insanın daha büyük bir grubu ele 
geçirmek için bir araya gelmesi nadirdir. Aslında elitler, aynı siyasal etkinliklere 
katılan bir grup arkadaştan başka bir şey değildir. Bu kişiler, aynı siyasal etkinliklere 
katılmıyor olsalar da arkadaşlıkları büyük ihtimalle devam edecektir, arkadaşlıkları devam 
etmese bile siyasal etkinliklere katılacaklardır. Bu iki olgunun çakışması bir grubun 
içinde elitlerin oluşmasına neden olur ve bu yüzden de kırılmaları çok zordur.

Bu arkadaş grupları, büyük grubun iletişim için kullandığı olağan iletişim kanallarını 
kullanmadan iletişim kuran ağlardır. Eğer hiçbir iletişim ağı kurulmamışsa, elitler 
iletişim ağı görevi görürler. Arkadaş oldukları, aynı değer ve yönelimleri paylaştıkları, 
sosyal bir iletişim içinde oldukları ve ortak kararlar verilirken birbirlerine 
danıştıkları için, bu ağlara dahil olan insanlar, grup içinde dahil olmayanlara nazaran 
daha çok güç sahibi olurlar. Bir grubun içinde tanışan arkadaşların oluşturduğu resmi 
olmayan bazı ağların kurulmaması enderdir. Büyüklüğüne göre, bazı grupların içinde birden 
fazla bu tip ağ bulunabilir. Bu ağlar birbirleriyle çakışabilirler. Eğer yalnızca bir tane 
ağ varsa, üyeleri elit olmak istese de istemese de, aksi takdirde yapısız olacak olan 
grubun elitini oluştururlar. Eğer yapılandırılmış bir grubun içinde buna benzer yalnızca 
bir ağ varsa, resmiyet kazanmış olan yapının niteliğine ve mahiyetine göre elit olabilir 
ya da olmayabilir. Eğer bu tip ağların sayısı iki ya da daha fazlaysa, formel iktidar için 
genellikle birbirleriyle rekabet ederler. Bu sıklıkla en sağlıklı durumdur. Grubun diğer 
üyeleri iktidar için mücadele eden gruplar arasında hakemlik yaparlar ve bu şekilde geçici 
olarak sadakat gösterdikleri gruptan bazı taleplerde bulunabilirler.

Hareket içindeki gruplar, kimin iktidar sahibi olacağına dair somut kararlar almamış 
olduklarından, ülke çapında farklı kriterler kullanılmaktadır. Hareket zaman içerisinde 
değiştikçe, evlilik etkin katılım için geçersiz bir kriter haline geldi. Fakat resmi 
olmayan elitler sadece bazı maddi ve kişisel özelliklere sahip kadınların katılabilmesine 
olanak sağlayan standartlar belirlemeye devam ediyor. Bu standartları şöyle 
sıralayabiliriz: (işçi sınıfıyla ilişki kurulmasına dair tüm retoriğe rağmen) orta sınıf 
geçmişine sahip olmak, evli olmak, evli olmamak ama birisiyle birlikte yaşamak, lezbiyen 
olmak ya da lezbiyen numarası yapmak, 20 ve 30 yaş arasında olmak, üniversite mezunu olmak 
ya da bir şekilde üniversiteyle bir ilişkiye girmiş olmak, ‘havalı' olmak, ama çok 
‘havalı' olmamak, bir ‘radikal' olarak belirli bir siyasi görüşe ya da kimliğe sahip 
olmak, ‘iyi' davranmak ya da iyi giyinmek (geleneksel ya da gelenek dışı tarzlarda 
olabilir) gibi bazı feminen özelliklere sahip olmak. Birini her zaman ‘sapkın' olarak 
niteleyecek, uzak durulmasını gerektiren bazı özellikler de vardır. Bu küme, çok yaşlı 
olmak, tam zamanlı bir işte çalışmak (özellikle de o kişi kariyer yapmayı hedefliyorsa), 
‘iyi' davranmamak ve açıkça sevgilisi olmamak (eşcinsel ya da heteroseksüel olması 
farketmez) durumlarını kapsar.

Başka kriterler de sayılabilir ama hepsinde ortak olan bazı özellikler var. Hareketin 
içindeki resmi olmayan elitlere katılabilmek ve dolayısıyla iktidar sahibi olmak için 
gerekli önkoşullar, kişinin yapıp etmiş oldukları, kişiliği ve ayırabildiği zamanla 
ilişkilidir. Kişinin yeterliliği, feminizme olan inancı, becerileri ya da harekete 
sunabileceği muhtemel katkı önemli değildir. İlk gruptakiler kişinin arkadaşlarını 
belirlemede önemli olan kriterlerdir. İkinci gruptakiler ise siyasal olarak etkin olmak 
isteyen her hangi bir hareketin ya da kurumun kullanmak zorunda olduğu kişilerdir.

Küçük gruplarda elitlerin oluşumu ile ilgili bu inceleme, eleştirel bir bakış açısına 
sahip olsa da, böylesi resmi olmayan yapıların kaçınılmaz biçimde kötü olduğu inancıyla 
yapılmadı - sadece kaçınılmaz oldukları inancıyla yapıldı. Tüm gruplar, üyeler arasındaki 
etkileşim sonucu resmi olmayan yapılar oluştururlar. Bu resmi olmayan yapılar çok 
kullanışlı da olabilirler. Fakat tamamen yapısız olan gruplar, sadece onlar tarafından 
yönetilir. Resmi olmayan elitler bir ‘yapısızlık' miti etrafında bir araya geldiklerinde, 
gücün kullanılmasını kısıtlamaya yönelik bir girişimde bulunmak imkansız olur. Güç, her an 
değişebilir bir hale gelir. Bu durumun, bilincinde olmamızı gerektiren olası iki olumsuz 
sonucu vardır. Birincisi resmi olmayan karar verme yapılarının bir "kadın günü" havasına 
bürünmesi: insanların söyleyecek önemli bir şeyleri olan kişileri değil de sevdiklerini 
dinlemeleri. Hareket önemli bir şeyler yapmadığı sürece bu çok da önemli bir sorun 
değildir. Ama bu durum ortaya çıkmaya başladığında durdurulmasa bile, hareket ortaya çıkan 
eğilimi değiştirmek zorunda kalacaktır. İkincisi ise resmi olmayan yapıların grubun 
geneline karşı sorumlu olmaması. Ellerindeki güç onlara verilmemiştir, bu durumda geri 
alınamaz da. Yarattıkları etki grup için yaptıklarının sonucu değildir, bu yüzden de 
doğrudan grup tarafından etkilenemezler. Bu resmi olmayan yapıların illa ki sorumsuz 
oldukları anlamına gelmez. Yarattıkları etkiyi sürdürmek isteyenler genellikle sorumlu 
davranmaya dikkat ederler. Grup elitlere sorumluluk veremez; sorumluluklar elitin 
çıkarları tarafından belirlenir.

‘Yıldızlık Sistemi'

‘Yapısızlık' fikri, ‘yıldızlık' sistemini yaratmıştır. Siyasal grupların karar almalarının 
ve bu kararları kamuyouna sunacak kişileri seçmelerinin beklendiği bir sistemde yaşıyoruz. 
Basın ve kamuyou, kadınları, kadın bireyler olarak, ciddiye alarak nasıl dinlemesi 
gerektiğini bilmiyor; grubun nasıl hissettiğini öğrenmek istiyor. Bugüne kadar kitlesel 
grup fikrinin oluşturulması için üç yöntem belirlenmiştir: referandum oyu, kamuoyu 
araştırması anketi ve uygun bir toplantıyla grup sözcüsünün seçilmesi. Kadın hareketi 
kamuoyuyla iletişime geçmek için bu yöntemlerin hiçbirini kullanmamıştır. Ne hareketin 
tamamı ne de kalabalık gruplar, herhangi bir konu üzerine fikirlerini beyan etmek üzere 
bir yöntem belirlememiştir. Kamuyou/halk ise bir sözcü aramaya koşullanmıştır.

Her ne kadar hareket kendisine bilinçli olarak bir sözcü seçmemiş olsa da, farklı 
nedenlerden dolayı toplum tarafından tanınan kadınları öne çıkarmıştır. Bu kadınlar 
herhangi bir grubu ya da oturmuş fikri temsil etmezler; bunu bilirler ve çoğunlukla ifade 
de ederler. Fakat basının hareketin bir konu ile ilgili fikrini merak ettiğinde röportaj 
yapabileceği herhangi resmi bir sözcüsü ya da karar alma merci olmadığından, bu kadınlar 
sözcü olarak algılanırlar. İsteseler de istemeseler de, hareket istese de istemese de, 
kamuyounun gözü önünde olan kadınlar kendiliğinden sözcü rolüne büründürülürler.

Bu, ‘yıldız' olarak etiketlenen kadınlarla yaşanan tıkanıklığın kaynaklarından birisidir. 
Hareketin görüşlerini temsil etmeleri amacıyla kadınlar tarafından seçilmedikleri için, 
basın onların hareket adına konuştuğunu varsaydığında, kadınlar bu durumdan rahatsız 
olurlar. ‘Yıldızlık' sistemi hareketin reddettiği bireysel sorumluluk almama durumunu 
teşvik ederek ters teper. Bir kız kardeşin ‘yıldız' olarak öne çıkarılması ile hareket, 
bir kişi üzerinde sahip olacağı tüm denetimi kaybeder. Bu kişi kendisine atfedilen tüm 
suçları işleyebilecek özgürlüğe sahip olur.

Siyasal Acz

Yapısız gruplar kadınları hayatları hakkında konuşmaya yöneltmede etkili olabilirler, 
fakat işlerin yapılması konusunda aynı biçimde etkili değildirler. İşleyiş biçimleri 
değişmediği sürece gruplar, insanların ‘sadece konuşmaktan' yorulmaları ile bundan daha 
fazlasını yapmayı istemeleri arasında yalpalayıp dururlar. Birçok şehirde büyük hareketler 
bireysel çalışma grupları kadar yapısız oldukları için belirli görevlere yoğunlaşmış 
grupçuklardan daha etkin olamazlar. Resmi olmayan yapılar, nadiren insanlarla yeterince 
temas içinde olmaya ya da etkin biçimde işlemeye yeterlidir. Yani hareket bolca duygu 
yaratır ama nadiren sonuç verir. Ne yazık ki tüm bu devinimin semeresi alınan sonuçlar 
kadar zararsız değildir ve bunların kurbanı hareketin kendisi olur.

Kalabalık olmayan ve küçük ölçekte çalışan bazı gruplar kendilerini yerel eylem 
projelerine dönüştürdüler. Fakat bu biçim, hareketi yerel ölçekle kısıtlamaktadır. Ayrıca, 
iyi işleyebilmek için gruplar, çoğunlukla ilk başta işleri çekip çeviren arkadaş grubuna 
indirgenebilmektedir. Bu, birçok kadının katılımını engeller. Kadınların harekete katılımı 
ancak küçük bir gruba üye olduklarında mümkün olduğu sürece, arkadaş grubu içinde 
olmayanlar açık biçimde dezavantajlı konumda olacaktır. Arkadaş grupları örgütlü eylemin 
asıl yöntemi olduğu sürece, elitizm kurumsallaşacaktır.

Kendilerini adayabilecekleri yerel bir proje bulamayan gruplar sadece bir arada durmak 
amacıyla bir arada dururlar. Bir grubun belirli bir görevi olmadığında, (bilinç yükseltme 
de bir görevdir) insanlar enerjilerini gruptaki diğerlerini denetlemek için kullanırlar. 
Bu, başkalarını manipüle etmek amaçlı kötücül bir arzudan çok (bazen öyle olsa da) 
becerilerini değerlendirebilecekleri daha iyi bir şey bulamamalarından kaynaklıdır. 
Becerileri ve zamanları olan ve bir araya gelişlerini meşru kılacak bir neden arayan 
insanlar, kişisel denetim için çaba harcamaya ve grubun diğer üyelerinin kişiliklerini 
eleştirmeye başlarlar. Bir grup bir amaç edindiğinde, insanlar daha büyük hedefler uğruna 
birbirleriyle geçinmeyi ve birbilerinin beğenmedikleri özelliklerini gözardı etmeyi 
öğrenirler. Bireyleri bizim görmek istediğimiz doğrultuda şekillendirme dürtüsünün 
sınırları vardır.

Bilinç yükseltmenin sona ermesi insanları nereye gideceğini bilemez bir hale sokar, ve 
yapı olmadığı için insanlar yollarını şaşırırlar. Hareket içindeki kadınlar ya kendilerine 
ve kız kardeşlerine dönerler ya da alternatif eylemlilik biçimleri arayışına girerler. 
Varolan alternatifler sınırlıdır. Bazı kadınlar sadece ‘kendi işlerine bakarlar'. Bu 
bireysel yaratıcılığın artmasına yol açabilir ve harekete fayda sağlar. Fakat kadınların 
çoğu için uygun bir seçenek değildir ve ortaklaşa bir grup çalışmasının ruhunu beslemediği 
de kesindir. Bireysel bir proje geliştirmek istemeyen ve kendilerini ilgilendiren grup 
projelerini keşfetmek, başlatmak ya da bu projelere katılmak için bir yol bulamayan 
kadınlar, gruptan uzaklaşırlar.

Birçok kadın, kadın hareketinde bulamadıkları belirli bir yapıya sahip etkili eylemlere 
katılabilmek için diğer siyasal örgütlere yönelirler. Kadınların kurtuluşunu diğer birçok 
konu arasında bir başlık olarak gören siyasal örgütler, kadın özgürleşme hareketini yeni 
insanları örgütlemek için geniş bir zemin olarak görürler. Bu tip örgütlerin (her ne kadar 
önlerinde böyle bir engel olmasa da) ‘içeri sızma'ya ihtiyaçları yoktur. Kadınların, kadın 
hareketinin bir parçası olarak edindikleri anlamlı bir siyasal hareketin parçası olma 
arzusu, diğer örgütlere katılmaları için yeterlidir. Hareketin kendisi kadınlara yeni 
fikir ve girişimleri için fırsat yaratamamaktadır.

Kadın özgürleşme hareketi içerisinde kalarak diğer siyasal örgütlere katılan ya da diğer 
siyasal örgütlere katılıp kadın özgürleşme hareketi içinde kalan kadınlar, yeni enformel 
yapıların ortaya çıkması için bir çerçeve yaratırlar. Bu arkadaşlık ağları, daha önce 
tartışılan özelliklerden çok feminist olmayan ortak siyasal eylemlere dayanır, fakat 
yukarıdakilerle aynı biçimde işler. Bu kadınlar, ortak değerler, fikirler ve siyasal 
eğilimleri paylaştıkları için, resmi olmayan, plansız, seçilmemiş ve sorumluluk sahibi 
olmayan elitler haline gelirler.

Bu yeni elitler, hareket içindeki farklı gruplarda önceden oluşmuş olan resmi olmayan 
elitler tarafından tehdit olarak algılanır. Bu algılarında haksız da değildirler. Bu 
siyasal örgütler birçok eski grubun aksine birer "kardeşlik örgütü" olarak kalmaya pek de 
niyetli değildirler ve hem siyasal hem de feminist fikirlerini yaymak için propaganda 
yaparlar. Bu çok doğal olmasına rağmen, kadın hareketi açısından sonuçları hiçbir zaman 
yeterince tartışılmamıştır. Eski elitler fikir ayrılıklarını tartışmaya açmak istemezler 
çünkü bu grubun resmi olmayan yapısının ayyuka çıkması anlamına gelecektir. Resmi olmayan 
elitlerin birçoğu uzun zamandır "anti-elitizm" ve yapısızlık perdesinin arkasında 
gizlenmektedirler. Resmi olmayan başka bir yapıya rakip olabilmek için "kamuoyunun" gözü 
önüne çıkmaları gerekmektedir ve bu ihtimal beraberinde birçok tehlikeyi getirir. 
Güçlerini korumak için, diğer enformel yapının üyelerinin dışlanmasını "kızıl-aleyhtarı", 
"lezbiyen-aleyhtarı" ya da "hetero-aleyhtarı" yöntemlerle rasyonalize etmek kolaylarına 
gelir. Diğer seçenek ise grupta varolan ilk iktidarın kurumsallaşmasını sağlayacak biçimde 
grubu resmi bir yapıya kavuşturmak olacaktır. Resmi olmayan elitler geçmişte iyi bir yapı 
ve dikkate değer bir iktidar kurmuşlarsa, ikinci seçenek mümkün olacaktır. Resmi olmayan 
grubun kendi içine kapalılığının resmi bir yapının yerini tutabilmesinin kanıtladığı 
üzere, bu gruplar geçmişte siyasal anlamda iyi kötü etkili olmuşlardır. Resmi hale gelmek 
onların işleyişini çok da değiştirmez, bununla birlikte iktidar yapısının kurumsallaşması 
onu resmi bir itiraza açık hale de getirmez. Bir yapıya en çok gereksinim duyan gruplar, 
genelde onu yaratabilme becerisine en az sahip olanlardır. Resmi olmayan yapıları iyi 
kurulmamıştır, "yapısızlık" ideolojisine olan bağlılıkları taktiklerini değiştirme 
konusunda isteksiz olmalarına neden olur. Bir grup ne kadar yapısızsa, resmi olmayan 
yapısı o kadar azdır, "yapısızlık" ideolojisine o kadar bağlıdır ve siyasal yoldaşlar 
tarafından ele geçirilmeye o kadar açıktır.

Hareketin geneli de kendisini oluşturan gruplar kadar yapısız olduğu için, benzer biçimde 
dolaysız etkilerden kolayca etkilenir. Fakat grup açısından bu etki kendisini farklı 
biçimlerde gösterir. Yerel düzeyde birçok grup özerk biçimde hareket edebilirken, sadece 
ulusal düzeyde örgütlenmiş gruplar ulusal bir etkinlikte bulunabilir. Dolayısıyla ancak 
yapıları olan feminist örgütler feminist etkinliklere ulusal düzeyde yön verebilir. Bu yön 
ise bu örgütlerin öncelikleriyle şekillenir. Ancak Ulusal Kadın Örgütü, Kadınların 
Eşitliği Eylem Birliği ve bazı sol partilerin kadın komisyonları ulusal bir kampanya 
başlatma imkanına sahiptir. Yapısız kadın kurtuluş grupları ise bu ulusal kampanyaları 
desteklemeyi ya da desteklememeyi seçebilirler, fakat kendilerini bir kampanya başlatma 
yetisine sahip değildirler. Böylelikle bu grupların üyeleri yapısı olan grupların 
liderliğindeki birlikler haline gelirler. Kendi önceliklerinin ne olduğuna karar vermek 
için bile bir yöntemleri yoktur.

Bir hareket ne kadar yapısızsa, geliştiği yön ve giriştiği siyasal eylemle üzerinde o 
kadar az denetim sahibi olur. Bu fikirlerinin yayılmadığı anlamına gelmez. Medyanın 
yeterli ilgisi ve toplumsal koşulların uygunluğu sonucu fikirleri yayılabilir. Ama 
fikirlerin yayılması onların uygulandığı anlamına gelmez, sadece bu fikirler üzerine 
konuşulduğu anlamına gelir. Bireysel olarak uygulanabilir oldukları sürece eyleme 
dökülebilirler, fakat uygulanmaları koordine bir siyasal güç gerektiriyorsa dökülmezler.

Kadın kurtuluş hareketi, arkadaşlar arasındaki küçük, aktif olmayan tartışma gruplarına 
vurgu yapan bir örgütlenme biçimine bağlı kaldığı sürece, yapısızlığın en kötü sonuçları 
hissedilmeyecektir. Fakat bu örgütlenme tarzının sınırları vardır; siyasal olarak 
etkisizdir, arkadaş gruplarına dahil olamayan ve olamayan kadınlara karşı dışlayıcı ve 
ayrımcıdır. Varolan yapıya sınıfı, ırkı, mesleği, evli veya çocuklu olup olmaması yüzünden 
ya da kişiliği sonucu uymayanların katılmaya çalışma yönünde cesaretleri kaçınılmaz olarak 
kırılır. Uyum sağlayamayanlar, durumun olduğu gibi kalmasından sağlayacakları bazı 
çıkarlar geliştirirler.

Resmi olmayan grupların çıkarları varolan enformel yapılarca korunur ve hareket kendi 
içinde kimin yetki kullanacağını hiçbir şekilde belirleyemez. Hareket bilinçli biçimde 
kimin yetki sahibi olacağını belirlememeye devam ettiği sürece iktidarı alaşağı edemez. 
Tek yaptığı, yetki ve etki sahibi olanların bunlardan sorumlu olmasını talep etme 
hakkından feragat etmek olacaktır. İktidar sahibi olanlardan sorumluluk talep 
edemeyeceğini bildiği için iktidarı mümkün olduğunca yaygın tutmaya devam ederse, bir 
grubun ya da kişinin hareket üzerinde tam bir hakimiyet kurmasını engeller. Fakat bu 
biçimde hareketin mümkün olduğunca etksiz olmasını da sağlamış olur. Etkisizlik ve 
hakimiyet arasında bir orta yol bulunmalıdır.

Bu sorunlar bugün önem kazanmakta çünkü hareketin doğası zorunlu olarak değişiyor. Kadın 
hareketinin asli işlevi olarak bilinç-yükseltmenin miadı doldu. Son iki yılda basın 
yoluyla yapılan yoğun tanıtımlar, dolaşımda olan yer üstü kitap ve makalelerin çokluğu 
sonucu kadın özgürleşmesi her gün kullanılan bir sözcük haline geldi. Kadın özgürleşmesine 
dair konular tartışılmaya başlandı ve herhangi bir hareket grubuyla doğrudan bağlantısı 
olmayan kişiler tarafından çalışma grupları oluşturuldu. Sadece eğitime yönelik 
faaliyetler artık çok büyük bir ihtiyaç değil. Hareketin başka amaçlara yönelmesi 
gerekiyor. Önceliklerini koymalı, amaçlarını belirlemeli ve hedeflerine koordine bir 
biçimde ulaşmalı. Bunu yapabilmek için yerel, bölgesel ve ulusal düzeyde örgütlenmek zorunda.

Demokratik Yapılanmanın İlkeleri

Hareket yapısızlık ideolojisine inatla sarılmayı bıraktığında, sağlıklı bir işleyişe en 
uygun örgütlenme biçimini geliştirmekte özgür olacaktır. Bu, öteki uca kaymamız ve 
geleneksel örgütlenme biçimlerini körü körüne kopya etmemiz gerektiği anlamına gelmez. 
Fakat bu biçimlerin hepsini körü körüne reddetmemiz anlamına da gelmez. Bazı geleneksel 
yöntemler mükemmel olmasalar da kullanışlı olduklarını göstereceklerdir, bazıları ise bazı 
amaçlara ulaşırken hareketin içindeki bireylere en az zararı nasıl vereceğimizi anlamamızı 
sağlayacaktır. Çoğunlukla farklı yapılanma şekillerini denememiz ve farklı durumlarda 
kullanılacak bir dizi yöntem geliştirmemiz gerekecektir. ‘Kura sistemi' hareketin içinde 
gelişen bu tip bir fikirdir. Her duruma uygulanamaz ama bazılarında kullanışlıdır. Yapının 
oluşturulması için başka fikirlere de ihtiyaç var. Bunlarla çeşitli deneyler yapmaya devam 
etmeden önce yapının kendi başına kötü bir şey olmadığı, sadece aşırı kullanımın kötü 
olduğu fikrini kabul etmeliyiz.

Bu deneme yanılma sürecine girerken demokratik yapılanma ve aynı zamanda siyasal olarak 
etkili olmak için esas alınması gereken bazı ilkeleri aklımızda tutmalıyız.

1. Yetkinin, belirli görevler için belirli bireylere demokratik yollarla atanması. 
İnsanların iş ve görevleri rast gele üzerilerine alması sadece bunların yerine 
getirileceğinden emin olunmaması anlamına gelmektedir. Eğer insanlar, tercihen ilgi ve 
isteklerini belirttikten sonra, bir görev için seçilirlerse, kolayca göz ardı edilemeyecek 
bir söz vermiş olurlar.

2. Kendilerine yetki atanmış olanların, kendilerini seçmiş olanlara karşı sorumlu 
olmaları. Bu, grubun yetki konumunda olanlar üzerinde denetim sahibi olmasını sağlayacak 
yoldur. Bireyler yetkilerini kullanabilirler ama bu yetkinin nasıl kullanılacağına dair 
son söz grubundur.

3. Yetkinin mümkün olduğunca çok insan arasında bölüştürülmesi. Bu, iktidar tekelinin 
oluşmasını engeller ve yetki konumunda olanların bunu kullanma sürecinde diğerlerine 
danışmalarını gerektirir. Ayrıca birçok insanın belirli görevler için sorumluluk almasına 
ve bu şekilde bazı özel beceriler edinmelerine imkan sağlar .

4.Bireyler arasında görevlerin devri ve dönüşümü. Bir kişinin, - resmi ya da resmi olmayan 
biçimde - uzun bir süre boyunca belirli sorumlulukları alması, bunların kişinin ‘malı' 
olarak görülmesine, kolayca başkasına devredilememelerine ve grup tarafından 
denetlenememelerine yol açar. Tam tersi görevler çok sık dervedilirse birey işi öğrenmeye 
vakit bulamaz ve iyi bir iş çıkarmanın yarattığı tatmini yaşayamaz.

5. Görevlerin mantıklı kıstaslar uyarınca dağıtılması. Bir konum için bir kişinin grup 
tarafından sevildiği için seçilmesi ya da sevilmeyen birisine zor görevler verilmesi, uzun 
dönemde ne gruba ne de kişiye fayda sağlayacaktır. Bu gibi seçimlerde, beceri, ilgi ve 
sorumluluk asıl kıstas olmalıdır. İnsanlara sahip olmadıkları becerileri edinme şansı 
verilmelidir. Bunu yapmanın en iyi yolu ise onları "kendi kaderlerine terk etmek" yerine 
bir çeşit çıraklık yöntemi kullanmaktır. Birisine altından kalkamayacağı bir sorumluluk 
vermek onun moralini düşürecektir. Tam tersine, birine yerine getireceği bir sorumluluğu 
vermemek, onu yeteneklerini geliştirme yönünde cesaretlendirmez. Kadınlar insanlık tarihi 
boyunca sıklıkla becerikli oldukları için cezalandırıldılar, hareketin bu süreci tekrar 
etmesine hiç gerek yok.

6.Bilginin mümkün olduğunca sık herkese ulaştırılması. Bilgi güçtür. Bilgiye erişim 
insanın gücünü arttırır. Resmi olmayan bir ağ yeni fikir ve bilgileri grubun dışında kendi 
içinde yaydığında, grubun katılımı olmadan bir fikir oluşturma sürecine girmiş demektir. 
İnsan işlerin nasıl döndüğünü öğrendikçe, siyasal olarak da daha etkili olur.

7. Grubun ihtiyaç duyduğu kaynaklara eşit erişim. Bu her zaman ideal şekliyle mümkün 
olmasa da, sağlanması için uğraşılmalıdır. İhtiyaç duyulan bir kaynak üzerinde tekelini 
koruyan bir üye (baskı makinesi ya da kocasının karanlık odası gibi), bu kaynağın 
kullanılmasını gereğinden fazla etkileyebilir. Beceri ve bilgi de kaynaktır. Üyeler ancak 
bildiklerini diğerlerine öğretmeye istekli olduklarında herkes bilgi ve becerilerinden 
eşit bir biçimde yararlanabilir.

Bu ilkeler uygulandığında, farklı hareket grupları içinde nasıl yapılar gelişirse 
gelişsin, bu yapıların grup tarafından denetlenebilirliği ve gruba karşı sorumlu olmaları 
sağlanır. Yetkiye sahip olanların konumu yaygın, esnek, açık ve geçici olacaktır. Nihai 
kararlar geniş grup tarafından verileceği için, yetki sahipleri iktidarlarını kolayca 
kurumsallaştıracakları bir konumda olmayacaklardır. Grup, kendi içinde kimin yetki sahibi 
olacağını belirleme gücüne sahip olacaktır.

Patriyarka/Heteroseksizm başlığındaki diğer yazılar
Dosyalar

http://www.yeryuzupostasi.org/2018/07/15/yapisizligin-tiranligi-jo-freeman/


More information about the A-infos-tr mailing list