(tr) DAF, Meydan #41 - Her Taşın Altında Devletin Paranoyası Var

a-infos-tr at ainfos.ca a-infos-tr at ainfos.ca
Tue Nov 28 05:09:19 CET 2017


Matematik kitabında, F noktasından G noktasına giden otomobilin hızının sorulduğu 
problem... Bir başka ders kitabında, galaksinin adının neden "Samanyolu" olduğu... F 
serisi 1 dolarlarla verilen "gizli mesajlar"... Bir derbi maçı öncesi gerçekleştirilen 
tribün koreografisindeki "Ayağa Kalk" sloganının çağrıştırdıkları... Darbe girişiminde 
yargılananların mahkemeye çıkarken giydikleri HERO tişörtü ve bu tişörte atfedilen "anlam" 
sonrası başlayan gözaltı- tutuklama dalgası... ---- Yukarıda sıralananlar aslında -15 
Temmuz sonrası artan- devletin önceleri paralel yapı/devlet dediği, sonrasında ise FETÖ 
olarak kodladığı Gülen cemaati ile ilişkilendirdiği paranoyak bulgulardan birkaçı. Bu 
paranoyanın kökenini, biri eski olmak üzere iki iktidar odağı arasındaki kavganın 
başlangıcına tarihlemek de mümkün. Devletin şu andaki iktidar alanlarını domine eden AKP 
cenahı, bu paranoyayı canlı tutarak kendisini azade kılmak istediği her musibetten eski 
ortağını sorumlu tutma yoluna gitti. Bu "musibetler" arasında, Gezi Parkı'nda 
direnişçilerin çadırlarının yakılmasından Manisa'da zehirlenen askerlere; Kayseri'de 
köpeklerin katledilmesinden İstanbul Pendik'te bir minibüste şort giydiği için bir kadına 
saldıran erkeğe varana dek, geniş bir skalanın yer aldığını gördük. Sonuçları ve verdiği 
görüntü açısından toplum nezdinde olumsuz algıya neden oluşturabilecek tüm bu ve buna 
benzer olayların sorumlusu olarak aynı adres gösterildi devlet tarafından: "FETÖ"

Toplumun "buluttan nem kapan" bir paranoyayla, yaratılan bu korku öznesiyle (cemaat) 
sindirilmesini amaçlayan devlet, OHAL'le oluşturulan uygun iklimin psikolojik boyutunu 
böyle oluşturmak istedi. Bu politikada belirli bir "başarı" sağlandığından da söz 
edilebilir. Evlilik teklifini kabul etmeyen kadını "FETÖ'cü" olarak ihbar etmek, aynı 
üniversitedeki arkadaşlarını akademik başarıları nedeniyle ihbar ederek onların yerine 
yerleşmek gibi örnekler, yaratılan bu korku sendromunun psikiyatri alanında incelenmesini 
gerektirir. Diğer taraftan ise, bu suçlamalarla karşılaşmaktan korkanların ciddi paralar 
ödeyerek Avrupa veya ABD'ye yerleştiği ya da evinin yakınında alışveriş yaptığı esnafın, 
marketin, tedavi olduğu hastanenin "malum bağlantıları" nedeniyle ev hatta şehir 
değiştirmek gibi örnekler karşısında, psikologlar tarafından literatüre "FETÖ Sendromu" 
şeklinde bir kavram sokuldu.

Devletin, öteden beri toplumdaki kaygıları yöneterek benzer korku odakları yarattığı, 
apaçık ortada olan bir gerçek. Bu yanıyla bir tehdit ve şantaj öznesi olan devlet, bu ve 
buna benzer odakları tarih boyunca kullandı. Bugün "FETÖ" olarak kullanımda olan bu özne, 
daha birkaç yıl öncesine kadar, devletin o dönemdeki ittifak ve düşman denklemleri 
çerçevesinde, şimdilerde kimsenin anımsamadığı ETÖ (Ergenekon Terör Örgütü) ya da 
1990'ların "derin devleti" idi. Ya da biraz daha eskiye gidildiğinde, toplumun, 12 Eylül 
darbesine karşı koyması halinde, terörizmle tehdit edildiğini biliyoruz.

Devletin aşıladığı korku ya da alıştırmaya çalıştığı paranoyak haller, aslında tüm topluma 
uyguladığı baskı, sömürü ve adaletsizliklerin kabullenilmesi, sorgulanmaması ve görünmez 
kılınması içindir. Fakat bu korku ve paranoid durumların toplumun tamamına uygulanmak 
istenen birer duygu durumu (psikolojik vakalar) olması sebebiyle, her daim 
sürdürülemeyeceği açıktır. Sürdürülemeyen durumlarda da ucu kendine dokunacak, ters 
tepecek toplumsal davranışlar gerçekleşecektir.

Fuat Çakır

fuat at meydangazetesi.org

Bu yazı Meydan Gazetesi'nin 41. sayısında yayınlanmıştır.

http://meydangazetesi.org/gundem/2017/11/her-tasin-altinda-devletin-paranoyasi-var/


More information about the A-infos-tr mailing list