(tr) DAF, Meydan #30 - Avrupa'nın Krizine Karşı Anarşist Dayanışma Notara 26 Göçmen İşgal Evi

a-infos-tr at ainfos.ca a-infos-tr at ainfos.ca
Tue Jan 5 12:37:50 CET 2016


Suriyeli göçmenlerin Avrupa Birliği sınırlarına girdiği ilk yer olan Yunanistan'da, bütün 
felaketlerin yanında, belki durup rahat bir nefes aldıkları, dayanışmanın sıcaklığıyla 
yolculuğun geri kalanı için güç topladıkları alanlar oluşuyor. Yunanistan'daki 
anarşistlerin dayanışma inisiyatiflerinden biri olan Notara 26 Göçmen İşgal Evi de bu 
dayanışma alanlarından birisi. Meydan Gazetesi olarak, Notara 26 ile yaptığımız röportajı 
yayınlıyoruz. ---- Meydan: "Göçmenler İçin İşgal Evleri İnisiyatifi" ne zaman ve nasıl 
hayata geçirildi? ---- Notara 26: İşgal evi önce 44 Arachovis'te idi. Daha sonra, 
Exarchia'da beklentilerimizi tam olarak karşılayacak olan altı katlı bir bina, Notara 
26'nın kullanımı için, bir grup anarşist tarafından işgal edildi. Eskiden ETEAM (Çalışma 
Bakanlığı) binası olarak kullanılan işgal evi, 25 Eylül 2015'te, bugünkü haliyle hayata 
geçti. İşgal evinde, bir ayda, yarı zamanlı çalışmayla, 1500'den fazla göçmen misafir edildi.

İşgal evine kimler sığınıyor, insanlar buraya nasıl ulaşıyor ve örgütlülük nasıl işliyor?

Notara 26'da daha çok Afganistanlı ve Suriyeli göçmenler, Atina üzerinden geçişleri 
sırasında geçici olarak kalıyorlar. Bir grup gönüllü Victoria Meydanı'na gidiyor; çünkü 
burası çoğu göçmenin Pireus Limanı'na gelen gemiden indikten sonra kendilerini buldukları 
bir yer. Buna ek olarak, Midilli'de ve Kos'ta, oraya gelen göçmenleri işgal evine 
yönlendirecek gruplarla ilişki kurduk. Haftada iki kere gerçekleştirdiğimiz toplantılarda 
karar alma süreçleri işletiliyor. İşgal evinin temel ilkeleri; öz örgütlülük, dayanışma ve 
konsensus (oybirliği) yöntemiyle karar almadır.

Gündelik işler nasıl örgütleniyor?

Gün içinde üç saatlik vardiyalar halinde, dört-beş gönüllü inisiyatif alıyor. Gece 
vardiyası ise 12'den 9'a kadar sürüyor. Temizlik, resepsiyonda oturmak, erzak odasını 
düzenlemek, yemeğin yapılması ve sunulması organizasyonu, ana sorumlulukların arasında yer 
alıyor.

Notara 26'nın içerisinde ve çevresinde faaliyet gösteren gruplar veya politik örgütler 
bulunuyor mu?

Genel olarak, işgal evine bireysel olarak herkes katılım sağlayabiliyor. Fakat günlük 
mutfak sorumlulukları, Exarchia'da veya Atina'nın diğer bölgelerinde aktif olan 
kolektifler tarafından örgütleniyor.

İşgal evine yönelik herhangi bir devlet baskısı var mı?

17 Kasım günü çevik kuvvet polisler Notara 26'nın dışında açıkça tehdit oluşturacak 
şekilde toplandılar. Her yıl bu dönemde, baskıcı bir hava estirilir ve devlet, polisiyle 
birlikte Exarchia Mahallesi'nde kendini dayatmaya çalışır. Bu yıl da göçmenlerin evinin 
"kapısını çaldılar". Dayanışma gösterenler durumu soğukkanlılıkla karşıladı ve Göçmen 
İşgal Evi'ndeki göçmenlerin güvenliği sağlandı.

Peki, Notara 26'nın binasının bulunduğu mahalleyle ilişkileriniz nasıl?

Görünen o ki mahalle çabalarımızı hoşlukla karşıladı; yemek ve kıyafet yardımlarının yanı 
sıra çarşaf ve yorgan desteği de sağlayarak, bizimle güçlü bir dayanışma ilişkisi 
kurdular. Öz-örgütlülük modeli ile işleyen diğer işgal evleriyle ve kolektiflerle de 
dayanışma ilişkilerimiz söz konusu.

Altın Şafak ya da başka ırkçı gruplar tarafından söz konusu olabilecek bir tehdit ve 
saldırıya karşı, herhangi bir özsavunma planınız ya da stratejiniz var mı?

Başka bölgelerdeki işgal evlerine saldırılar oluyor. Örneğin KKE (Yunanistan Komünist 
Partisi) üyeleri, Midilli'de bir göçmen işgal evine saldırdılar. Notara 26 İşgal Evi ise 
Atina - Exarchia'da bulunuyor. Bu bölgede, anarşist kolektifler, işgal evleri, diğer 
özgürlükçü ve devrimci gruplar yoğun olarak bulunuyor. Dolayısıyla faşist saldırılara 
karşı da bir dayanışma var. Bu bölge için şu anda yakın bir tehdit görünmüyor olsa da 
Notara 26, gönüllüler tarafından 24 saat boyunca korunuyor.

Avrupa Birliği Komisyonu "göçmen krizi" ile ilgilenmesi karşılığında, Yunanistan devleti 
için 473 Milyon Avro'yu uygun gördü. Bu durum göçmenlerin yaşamlarını nasıl etkiliyor?

Bu parayla ne yapıldığı bilmiyoruz ama yapılanların göçmenlere, Yunanistan'da kaldıkları 
süre boyunca herhangi bir rahatlık sunmadığı kesin. Devletin, göçmenlerle ilgili gerçekçi 
ve insancıl bir yapılanması yoktur ve bu para muhtemelen polise ve devletin diğer kontrol 
yapılarına aktarılacaktır.

Bazı şirketler ve sivil toplum kuruluşları ayrılan bu ve benzeri bütçeleri, kendi 
çıkarları doğrultusunda kullanmak için bağış organizasyonları düzenliyor. İşgal evleri söz 
konusu bu durumlara karşı kendini nasıl konumlandırıyor?

Notara 26 Göçmen İşgal Evi olarak biz STK'lardan, kiliselerden veya devletle ilişkili 
kurumlardan gelecek hiçbir fon, para, bağış ya da yardım kabul etmiyoruz ve gelecekte de 
aynısını yapmaya devam edeceğiz. Dayanışma bizim silahımızdır.

Bu söyleşi Meydan Gazetesi'nin 30. sayısında yayımlanmıştır.

http://meydangazetesi.org/gundem/2015/12/avrupanin-krizine-karsi-anarsist-dayanisma-notara-26-gocmen-isgal-evi/


More information about the A-infos-tr mailing list