(tr) DAF Meydan #29 - "Kapıkulu" - Özgür Oktay

a-infos-tr at ainfos.ca a-infos-tr at ainfos.ca
Fri Nov 20 15:33:25 CET 2015


Suriye'de evini kaybeden 8 milyon insan var ve savaşın şiddeti, uzun bir süre daha 
azalacağa benzemiyor. Lübnan'da yaşayan her dört kişiden biri Suriye göçmeni, ancak Mayıs 
ayında yeni alımlar durduruldu. Halen iki milyon Suriyeli göçmenin bulunduğu TC 
sınırlarına, yüz binlercesi Avrupa'ya, en çok da Almanya'ya gitmek isteyen en az bir 
milyon göçmenin daha gelmesi bekleniyor. ---- Avrupa devletleri, şu anda bile tümüyle 
kontrol altına alamadığı göçmenleri sınırlarının ötesinde durdurmadığı sürece istediği 
rahatlığa kavuşamayacak. Almanya şansölyesi Angela Merkel, elinden geldiğince cazip 
kılmaya çalıştığı ahlaksız teklifi, TC devletine sunmaya geldi. ---- Genişletilmiş Sınır 
Polisliği ---- Merkel, TC'den göçmenleri Avrupa sınırında, özellikle de Yunanistan deniz 
sınırında durdurmasını istiyor. Savaşla yaşamları yok edilen göçmenler, yaşamlarını 
tümüyle kaybetmek pahasına sınırlardan geçerken, onları durdurmak için yapılacak insanlık 
dışı uygulamaların faili olmak, Avrupa'nın "insancıllık" karizmasına ciddi zararlar 
verecektir. Şimdi ise bu işi, zorbalığını gizlemeye gerek duymayan bir taşerona verecek.

Sınır polisliği, Tc'nin mevcut kolluk kuvvetlerine ek bağlantılar ve kaynaklar sağlayacağı 
için de ayrıca cazip gelecektir. AB'nin kendi içinde tartışma yaratan fişleme önerileri 
burada hayata geçirilebilir. Göçmenlerin Avrupa'ya çıkışı konusunda söz sahibi olmak, 
iktidarın politik olarak da kullanabileceği bir olanaktır. Örneğin Alan Kürdi'nin 
ailesinin Kanada'ya yaptığı iltica başvurusu, kısmen TC'nin mülteci statüsüve çıkış vizesi 
vermemesi nedeniyle reddedilmişti.

Bu taşeronluk yerli savaş ekonomisini de canlandırarak iktidarın yakın dönemdeki baskıcı 
politikalarına destek verecektir. Yeni TOMA'lar belki de artık AB fonuyla alınacak.

Başvurular Göçmen Kamplarında

Merkel'le birlikte gelen Almanya İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere, Avrupa Birliği'nin 
(AB) iltica taleplerinin değerlendirileceği mülteci kamplarını Türkiye'de kurması 
gerektiğini söyledi. Şu anda 25 kampta 280 bin göçmen kalıyor ama bu mevcut göçmen 
nüfusunun bile ancak %15ini oluşturuyor.

Daha önce bu işi Yunanistan yapıyordu. Bu kamplar yıllarca skandal düzeyinde kötü koşullar 
ve ölümler olduktan sonra bu yıl içinde kapatıldı. Yunanistan'la sorunlu ilişkileri olan 
Almanya, göçmenler konusunda başka adres aramak zorundaydı. Ulusal baş müteahhit AB'den bu 
işi alırsa, TC ekonomisinin motoru olan inşaat sektörünü de canlandıracak.

Pazarlık Maddeleri

Merkel'in en güçlü pazarlık maddesi, 3 milyar avroluk nakit yardım. Diğer fon yardımları 
da düşünüldüğünde, bu haberle borsanın, son iki ayın en yüksek düzeyine çıkması şaşırtıcı 
değil.

Avrupa bürokrasisi düşünüldüğünde yakın zamanda vizesiz dolaşım hakkı çok gerçekçi 
gözükmese de, Merkel, sürecin hızlandırılacağını söyledi. Merkel ayrıca, TC'nin AB 
üyeliğine kabul edilmesi için bloke edilen maddelerinin açılmasında destek olacağını 
belirtti. Bu maddelerden en kritiği olan "demokratikleşmeye" ilişkin, "Seçimlerden sonra 
da özellikle, Kürtlerle yeniden barışma konusunun ön plana çıkarılmasını da diliyoruz" 
dedikten sonra, "Tabiki her ülke kendi demokratikleşmesini kendi iç kuvvetleriyle 
sağlayacaktır. Türkiye de bu konuda birçok önlem aldı" diyerek, bahsettiğinin nasıl bir 
barış olduğunu anlatmış oldu.

İç Politika Kaygıları

Bu görüşme, anlaşmanın tarafları olan iki iktidar için de iyi iç politika malzemesi sundu. 
Merkel'in bu çözümü gerçekleşirse, göçmen alımını artırması nedeniyle oyları düşen 
Hristiyan Demokratların pozisyonunu güçlendirecektir. TC tarafında ise, seçimlere iki 
hafta kala, daha yeni, TC'nin AB üyeliğini onaylamayan Merkel'in yardım istemek için 
İstanbul'a gelmesi, propagandasını güçlü gözükmek üzerine kuran Erdoğan'a eşsiz bir hediye 
oldu. Bu hediyeyi alırken AB'ye tam üyelik koşulunu öne sürmesini, sadece bu gösterinin 
parçası olarak değerlendirmek gerekir.

Sonuç

Göçmenlerin yaşamlarını yok eden savaşın sorumluları olan bu devletler; bir tarafta 
sınırlarda tekrar karşılarına dikilen Avrupa, diğer tarafta yükümlülükten kurtulmak için 
"misafirlerine" mülteci statüsü bile tanımayan TC, altın kaplamalı tahtların üzerinde 
anlaşmaya oturdular. Bu anlaşmayla Almanya, mülteci başvurularını, göçmen politikası bile 
olmayan bir devlete teslim ederken, TC göçmen katliamlarının doğrudan faili olacaktır. Bu 
anlaşma, devletlerin her anlaşması gibi, ezilenlerin yaşamlarını yok ederken iki devletin 
de çıkarına olacaktır.

Özgür Oktay

ozoktay at meydangazetesi.org

Bu yazı Meydan Gazetesi'nin 29. sayısında yayımlanmıştır.

http://meydangazetesi.org/gundem/2015/11/kapikulu-ozgur-oktay/


More information about the A-infos-tr mailing list