(tr) DAF Meydan #29 - Anarşist Yayınlar Dizisi (4): "Çin'de Anarşist Yayınlar" - Zeynel Çuhadar

a-infos-tr at ainfos.ca a-infos-tr at ainfos.ca
Sat Nov 7 11:02:11 CET 2015


Anarşizmin, bir düşünce ve hareket olarak kendini var ettiği dünyanın bütün 
topraklarındaki yayıncılık faaliyetlerini bölge bölge incelediğimiz ve söz konusu 
topraklardaki mücadelenin tarihi paralelinde bir anarşist yayınlar külliyatı çıkardığımız 
yazı dizimizin dördüncü bölümüne geldik. Geçtiğimiz aylarda yayınladığımız diğer 
dosyalarda örgütlendikleri topraklardaki halkların özgürlük mücadelesinde edindikleri 
rolle görece diğer coğrafyalara göre daha belirgin gelenekleri incelemiştik. Bu sayıda ise 
iktidarların sansürlediği, görmezden geldiği, üzerini örttüğü ama uzun yıllar Çin'deki 
ezilenlerin sözü ve eylemi olan anarşizmin yayıncılık tarihini inceledik.

ÇİN'DE ANARŞIST YAYINLAR

Dört yıl süren ve yüz binlerce insanın yaşamını yitirdiği birinci dünya savaşından sonra 
devrimle yıkılan Çarlık Rusyası İmparatorluğu'nun yerine yeni bir güç geçti. Bu yeni 
iktidarın adı Bolşevik Partiydi. Partinin ideolojisi olan Bolşevizm, dünya devrimci 
hareketinde ve özelde Çin devrimci hareketinde bir kırılma yarattı. İşçilerin özgürlük 
mücadelesinin söylemleriyle hareket eden bu iktidarı daha önce teorik düzlemden öte 
ayrılıklar yaşamamış anarşist hareket de ezilenlerin tiranlarını yıkmasının verdiği 
coşkuyla selamlamıştı. Ancak Çin devrimci hareketindeki kırılma yaşanmadan önce, kökeni 
Uzak Doğu uygarlıklarının doğuşuna varan kadim düşüncelere kadar uzanan ve yirminci 
yüzyılın başlarında örgütlü bir hareket olmuş anarşizmin etkisi büyük oranda 
hissediliyordu. Öyle ki Çin'de "toplumsal devrim" denilince akla anarşistler geliyordu.

Sonradan Çin Komünist Partisi'nin kurucusu olarak tanınacak Mao Zedong dahi anarşist Yeni 
Halkın Araştırmaları Derneği'nin çalışmalarına dahil olmuştu.

1920'li yıllara kadar anarşistler ve az sayıdaki marksist, sosyalist gruplar birbirlerinin 
aynı mücadeleyi veren fakat farklı araçlar kullanan devrimciler olarak aynı safta 
görüyorlardı.

Çin anarşizmine kaynaklık eden iki temel eğilim vardı. Bir grup anarşist Shüsui Kötoku'nun 
Japonya'da verdiği anarşist devrim mücadelesinden etkilenerek onun anarşizm ile doğu 
halklarının kadim kültürleri arasında köprü kuran görüşlerini benimsiyorken diğer grup 
Paris'te geliştirdikleri düşünceleri doğrultusunda kurulan bu bağlantıya itiraz ediyor, 
bunun geleneğin üstesinden gelmesi gerektiğine inandıkları anarşizme katkı sağlamayacak 
bir düşünce olduğuna inanıyorlardı.

TAOİZMİN ETKİSİ

Dünyanın dört bir yanında devletler tarafından yeri geldiğinde yalan, hile, illüzyon gibi 
"ılımlı" yeri geldiğinde ise şimdilerde yaşadığımız topraklarda tekrardan deneyimlediğimiz 
gibi organize bir şiddet dalgasıyla baskılanan halkların özgür yaşam arzuları, farklı 
coğrafyalarda farklı isimler/akımlar çerçevesinde haykırıldı. Uzak doğu topraklarında ise 
doğayla uyum içerisindeki, devletsiz özgür bir dünya tasvirine ilk olarak Taoizm 
düşüncesinde rastlarız. Taoistler evreni sürekli bir akış olarak tasvir etmişler ve en 
erdemli yaşama şeklinin bu ilkeler doğrultusunda süren bir yaşam olduğuna inanmışlardı. 
Buna karşılık Konfüçyüsçüler ve Legalistler ise güçlü, merkezi bir devlet iktidarını ve 
bürokrasiyi savunmuşlardı.

İşte bu akımların ortaya çıkışının üzerinden yıllar geçtikten sonra yaşadıkları 
topraklarda verdikleri mücadelede kendi kültürlerinden izler bulan anarşistler, Tien-i Pao 
adlı gazete etrafında birleşmişlerdi. 1907 yılında yayın hayatına başlayan gazete, 
Japonya'da 12 anarşist yoldaşıyla birlikte devlet terörüyle katledilen Shüsui Kötoku'dan 
etkilenmiş bir grup genç anarşist tarafından kurulmuştu. Tien-i Pao'da yayınlanan yazılar 
köylü isyanları geleneğine ve vaktiyle kurulan özyönetim topluluklarına göndermeler 
yapıyordu. Malatesta'nın "Anarşi" kitabını Çince'ye çeviren Chang Chi de bu grubun bir 
parçasıydı.

Buna karşılık kendilerine Paris grubu adını veren Hsin Shih-Chi (Yeni Yüzyıl) dergisi 
etrafında birleşen anarşistler, anarşizmi Çin'i modernleştirecek ve geleneğin üstesinden 
gelmesine yardımcı olacak bir düşünce olarak görüyorlardı. Yoğunluklu olarak Mihail 
Bakunin ile Pyotr Kropotkin'in düşüncelerinden etkilenmişlerdi. Li Shih-tseng, Chang 
Ching-Chiang, Wu Chin-hui isimli anarşistlerin yazar kadrosunda yer aldığı Hsin Shih-Chi 
de Tien-i Pao gibi 1907 yılında yayın hayatına başladı. Üç yıl boyunca aralıksız 
yayınlandı. Özellikle Paris grubundaki anarşistlerin yakın ilişkide olduğu Kropotkin ve 
onun merkeziyetçiliğe karşı, federalist düşünceleri Çin devrimci hareketinde derin izler 
bıraktı.

Çin'de anarşizmin erken dönem tartışmalarının etkisinde hareket gitgide büyümeye ve 
toplumsallaşmaya devam etti. 1900'lü yılların ilk çeyreğiyle birlikte Hsin Shih-Chi'yi 
okuyarak anarşist harekete katılan Liu Szufu (Shin-fu), Hui-Ming Lu(Halkın Sesi) isimli 
gazeteyi yayınlamaya başladı. 1919 yılında Emma Goldman'ın bir makalesinden derinden 
etkilenerek anarşizmi benimsediğini açıklayan ünlü edebiyatçı Ba Jin'in (Pa Chin) 
yazıları, Halkın Çanı isimli dergide anarşist teori ve pratik hakkında yazıları 
yayınlandı. Yine bunların yanında hararetli tartışmaların ve kurulmaya başlanan Çince 
anarşist külliyatın devamı olarak farklı yayınlar raflarda yerini almaya başladı. 1930'lı 
yılların sonlarında yayınlanan ve Çin radikal siyasetindeki kırılmadan önceki son büyük 
anarşist yayın organı olma özelliğindeki Jingzhe ve Fukien'deki öğrenciler tarafından 
çıkarılan Tzu Chin'den de burada bahsetme gerekliliği hissetmekteyiz.

Uzun yıllar sosyalist iktidarlar tarafından baskılanan devlet karşıtı düşünceler irili 
ufaklı bir çok yayın organıyla ve deneyimlenen yaşam pratikleriyle hala yaşamaya devam ediyor.

Zeynel Çuhadar

zeynelcuhadar at meydangazetesi.org

Bu yazı Meydan Gazetesi'nin 29. sayısında yayımlanmıştır.

http://meydangazetesi.org/gundem/2015/11/anarsist-yayinlar-dizisi-4-cinde-anarsist-yayinlar-zeynel-cuhadar/


More information about the A-infos-tr mailing list