(tr) DAF, Meydan #24 - "İktidardaki Radikal Sol'un Limitleri" - Hüseyin Civan (en)

a-infos-tr at ainfos.ca a-infos-tr at ainfos.ca
Thu Feb 19 11:42:29 CET 2015


L ethe, Eski Yunan mitolojisinde yeraltı dünyasındaki Hades'in beş nehrinden biridir. 
Diğer ismi Ameles Potamos'tur. Lethe, uyku tanrısı Hypnos'un mağarasının etrafından 
dolanır. Nehirden kim içerse, yaşadıklarının hepsini unutur. ----

Toplumsal hareketlenmelerin yükseldiği zamanlarda, toplumsal muhalefetin parlamentarizmin 
tuzağına her seferinde düşmesini neyle açıklayabiliriz ki? Lethe'nin sularında yıkanmış 
gibi, 20-30 yıl önceki aynı senaryoyu yaşamamış gibi, toplumsal hareketlenmenin heyecanını 
bu yöne kanalize etmek... ----

Sypros Dapergolas, SAC (İsveç İşçi Sendikası)'ın gazetesi Arbetaren'in son sayısındaki 
yazısında SYRIZA'nın limitlerinin ne olacağını tartışırken kullandığı karşılaştırma birçok 
açıdan önem taşıyor. SYRIZA ve PASOK'u beraber değerlendirmek, basit bir SYRIZA da 
gelecekte PASOK'a dönüşecektir iddiasından öte, parlamentarizm illüzyonunun toplumsal 
muhalefet için neye dönüşeceğini görmek açısından önem taşıyor.

'80'lerin Devrimci Partisi: PASOK

Ekim 1981'deki seçim zaferi, Yunanistan'daki sol hareket açısından önemli bir dönemeçti. 
Siyasi mültecilerin büyük bir kısmı geri dönüş yapabilmişti. Ard arda geçirilen üç seçim 
zaferinden sonra oylar katlanmıştı.

Açıklanan siyasi program, sağ partileri ve burjuvaziyi oldukça endişelendirmişti. AB ve 
NATO üyeliğinin sonlandırılması, Yunanistan'daki ABD üslerinin kapatılması, özel 
girişimlerin kamulaştırılması, fabrikaların halkın kontrolüne verilmesi, paramiliter 
yapının dağıtılması, kilisenin devlet üzerindeki etkisinin kırılması…Panhelenik Sosyalist 
Hareket (PASOK), '81 yılındaki seçim zaferinde barış yanlısı mesajlar vermeye devam 
ederken, siyasi programlarına gerekli olduğu koşullarda silah kullanmaktan çekinmez 
ibaresini de ekliyordu.

SYRIZA'nın şu an savunduğu siyasi programı, PASOK'un 1981 seçimlerine girerken kullandığı 
programla kıyaslanamaz bile. Bu farka rağmen SYRIZA ve PASOK'un benzer karakterlerinin 
başında süreç içerisinde belirginleştirdikleri eğilimleri geliyor. Aslında iki parti de 
benzer siyasi eğilimleri oluşturan kesimlerin olduğu koalisyon partisi. Bu siyasi 
eğilimlerin başında avro-komünizm geliyor.

SYRIZA'nın da PASOK gibi hızlı bir değişim sürecinden geçtiğine vurgu yapan Dapergolas, 
SYRIZA içerisindeki avro-komünist kanadın Tsipras'ın liderliğinden sonra etkilerini 
yitirdiği ancak özellikle PASOK'tan geçiş yapanlar ve seçim zaferiyle beraber 
değerlendirildiğinde partinin çizgisini değiştirmeye meyilli olduğunu belirtiyor. 
Dapergolas, SYRIZA'ya ilişkin şunu ekliyor; SYRIZA'nın kendi kimliğini oluştururken 
toplumsal mücadeleleri destekleyen tavra, sokakta bir ayağının olmasına önem veren 
yapısına ve öte yandan anarşist gelenekle retorik bir flörte önem verdiğinin altını çiziyor.

SYRIZA şimdi ne yapacak?

SYRIZA'nın galibiyetini Avrupa'da yükselen sola yoranlar, ya Avrupa'daki siyasi realiteyi 
görmekten oldukça uzak, ya da SYRIZA'yı Yunanistan'da AKP'nin muadili parti olarak gören 
ana akım haber kaynaklarını referans alıyorlar. Yunanistan'da ve sonrasında da tüm 
Avrupa'da toplumsal devrim gibi bir beklentiye girenlerin Lethe'nin sularından içmeden 
önce akıllarında tutmaları gereken SYRIZA'nın da her seçim galibi gibi ona oy verenleri 
memnun etmek isteyecek olması. İktidarı elinde tutması için bu gerekecektir. SYRIZA 
herkesi mutlu edecek bir siyasi figüre oynayacak.

Bunun nedeni SYRIZA'nın seçim dinamikleri ile toplumsal dinamiklerinin farklı oluşu. Yani 
SYRIZA birkaç ikilemde kalacak; ya taban hareketleriyle arasını iyi tutmaya devam edecek 
ya da oylarını korumak isteyecek; ya emperyalizmi eleştirmeye devam edecek ya da NATO 
içerisindeki konuma ilişkin konuşmayacak, Rusya, Çin ve ABD ile olan ilişkisini sürdürecek.

SYRIZA, eski hükümet döneminde yaratılan bürokratik bir mekanizmayla, oylarının %50'sini 
Altın Şafak'a veren bir polis teşkilatıyla, hatırı sayılır sağ-kanat bir eğilime sahip 
ordu ve adalet kurumlarıyla karşı karşıya. SYRIZA bu aktörlerle nasıl anlaşacak? Eğer bu 
yapılanmanın bir parçası olmayacaksa devleti nasıl kontrol edecek?

SYRIZA tabanını oluşturan oyların %4'ünü oluşturan kesim için radikal bir çözüm şart. 
Ancak parlamenter siyasetin sol bir partiye bahşedebileceği tek şey uzlaşmadır.

Keza iktidar için atılan ilk adımın sağ parti ANEL (Bağımsız Yunan Partisi) ile kurulan 
koalisyon olduğu düşünülürse, bu iddianın ne kadar doğru olduğunu bir kez daha görmüş oluruz.

Uzlaştı ama bir sor niye uzlaştı?

PASOK, 1981'den iki sene sonra programın bazı bölümlerini tekrar gözden geçirdi. Sonraki 
süreçte politikalarını eski dönem uygulamalarını ortadan kaldırmaya çevirdi ve ardından 
sosyal-demokrasiyi benimsedi. Parti içerisinde liberalleşme başladı. Yunanistan'ın 
kapılarını AB'ye açmadan ve kemer sıkma politikaları başlamadan önce yolsuzluğa bulaştı. 
Dapergolas'ın tahmini aynı evrimin SYRIZA'yı da beklediği yönünde. Ancak bundan daha kısa 
bir süre içerisinde.

Tsipiras'ın halka vadedebileceği en büyük şey, kemer sıkma politikalarında rahatlama 
olabilir. Bu belli bir süreliğine SYRIZA'nın iktidarı elinde tutmasında işe yarayan bir 
illüzyon olabilir.

Ancak hemen söylemek gerek; siyasi ve sosyal yapılanmada öz-örgütlülüğe dayalı değişimler 
beklemek, tabana dayalı yerel hareketlerin mücadelelerine destek vermek, son on senelik 
süreçte işçilerin radikal hareketleriyle yarattığı öz-yönetim deneyimlerine destek 
verileceğini beklemek parlamenter siyasetin varlık sorununu önemsemeden siyaset yapmaktır. 
Ne gariptir ki modern felsefenin en büyük sorununun, "varlık sorununu tartışmama" olduğu 
tespitinde bulunurken Heidegger de aynı kavramı kullanır: lethe.

Toplumsal hareketlerin başarısı oy sandıklarıyla ölçülmez.

Yunanistan'da son 10 yılda binlerce grev, yüzlerce genel grev, birçok fabrika işgali, 
doğrudan demokratik mecralar, yerel ekolojik mücadeleler, öz-yönetim deneyimleri 
gerçekleşti. Bunların hiçbirisinde ölçüt, bu hareketlerin partiye dönüşüp parlamentoya 
girmesi olmadı. Halkidiki'deki ekoloji direnişlerinden VİO-MET öz-yönetim fabrikasına 
varıncaya, ezilenler devlet ve kapitalizmin karşısında kendi siyasi-sosyal-ekonomik 
hamlelerini çoktan yaptılar, yapmaktalar. Yunanistan, sol partinin liderliğinde bir 
yönetimle ilk kez karşılaşmıyor. Başarı olarak SYRIZA ve sağcı ANEL'in oluşturacağı 
koalisyon hükümetini görenler, ısrarlıca toplumsal hareketlerin başarısını görmemekte de 
kararlı.

Yeri gelmişken söyleyelim. Bu ısrarın altında yatanın ideolojik bir ısrar olduğu gerçeği, 
bu toplumsal deneyimlerin büyük bir çoğunluğunun anarşist hareketle ilintili olması, ya da 
anarşizan karakterinin olmasıyla ilgili. Toplumsal devrimler dolaylı rotalara dayanmaz. Bu 
rotalarda kaçınılmaz son iktidar olmaktır. Tabana dayalı bir toplumsal hareket, 
sağlamlığını ve kalıcılığını, iktidarını korumak için vereceği tavizlerden ve uzlaşmaya 
dayalı politik bir anlayıştan değil, toplumsal devrimden alır.

Dapergolas'ın dediği gibi "bundan geriye kalan yenilginin, hayal kırıklığının, zaman 
kaybının ve tabi ki yolsuzlukların reçetesidir". SYRIZA'nın seçim zaferinden aldıkları 
ivmeyle devrim hesapları yapanlar, illa ki bir zafer görmek istiyorlarsa Kobane'deki 
zafere, Rojava Devrimi'ne gözlerini kapamayı bırakabilirler.

Yunanistan 2015 Seçim Yüzdeleri


Yukarıdaki grafikte, yüzdelikler oy vermeyen çoğunluk hesap edilerek hazırlanmıştır. Ana 
akım medyadaki grafiklerde ise oy vermeyenler hesaplanmamış, yüzdelik dilimler oy 
kullananlar üzerinden oluşturulmuştur.


Hüseyin Civan

hcivan at meydangazetesi.org

Bu yazı Meydan Gazetesi'nin 24. sayısında yayımlanmıştır.

http://meydangazetesi.org/gundem/2015/02/iktidardaki-radikal-solun-limitleri-huseyin-civan/


More information about the A-infos-tr mailing list