(tr) DAF, Meydan #24 - Özel İstihdam Büroları Yeni “Amele Pazarları”dır-Halil Çelik (en)

a-infos-tr at ainfos.ca a-infos-tr at ainfos.ca
Sat Feb 14 19:16:43 CET 2015


Taşeron sisteminin iyice yaygınlaştığı günümüz çalışma sisteminde bir süredir uygulanan ve 
“modern köleliğin” en somut örneği olarak tariflenen Özel İstihdam Büroları, son yasal 
düzenlemeler ile beraber işçi kiralamaya başlayacak. On yılı aşkın bir süredir İŞKUR’a 
bağlı olarak çeşitli şekillerde varlığını sürdüren Özel İstihdam Büroları’na geçtiğimiz 
Ocak ayı sonunda meclise sunulan “Aile Paketi” tasarısında “geçici iş ilişkisi kurma” 
yetkisi verilerek, bu bürolara işçi kiralama yetkisi tanındı. Böylece bu bürolar iş ve 
işçi bulma görüntüsünü koruyarak patronlar için yeni bir “amele pazarı” anlamı taşırken, 
bugüne kadar kadrolu veya taşerona bağlı olarak çalışan işçi için ise gündelik ve hatta 
saatlik olarak kiralanabilecek bir çalışma yaşamını zorunlu kılacak.

Bu uygulama yeni bir proje olmamakla beraber 2000’li yılların başından itibaren AB’ye 
giriş kapsamında mevcut hükümet tarafından yasallaştırılmaya çalışılıyor. Çünkü AB üyesi 
hemen hemen tüm devletlerde uygulanan bu sistem devlete ve sermayeye taşeron sisteminden 
bile daha fazla kolaylık sağlıyor. İşçinin, ödünç alınıp verilebilen, kiralanabilen bir 
ticari mal ile eş değer olarak görüldüğü bu sistemin amacı “işsizlik ile mücadele” ve 
“istihdamı sürdürme” olarak açıklanıyor. Oysa amaç çok açık ve net olarak patronların ve 
devletin işçi karşısında sorumluluklarının en aza indirilmesi esasında sömürüyü 
arttırmaktır. 2003’ten bu yana kısmen ve yasal olmayan bir şekilde de olsa uygulanan bu 
sistem hali hazırda taşeronluk sistemi ile yoğun bir sömürüye maruz kalan işçi sınıfını 
daha önce mücadele edilerek, bedel ödenerek patronlardan ve devletten söke söke kazandığı 
birçok şeyden de yoksunlaştıracak.

Bu sisteme göre istihdam bürosuna bağlı olarak çalışacak olan işçi, büro tarafından 
isteyen şirkete 6 ayı geçmemek koşuluyla kiralanabilecek. Bu 6 aylık süre, işçinin hali 
hazırda kıdem tazminatı ve işe iade talebi gibi durumları ortadan kaldırması ile beraber 
işçinin kadrolu çalışması gibi bir durumu da tamamen yok sayıyor. 2003’ten bu yana 
faaliyet yürüten İŞKUR’a bağlı 500’den fazla Özel İstihdam Bürosu, önce iş bulma kurumu 
gibi hareket ederek işçiden buldukları iş için herhangi bir ücret talep etmiyordu. Ancak 
yeni düzenleme ile beraber kiralanan işçiden de hizmet bedeli adı altında ücret talep 
edilebilecek. Günlük veya saatlik dahi kiralanabilecek işçinin tüm “mali ve sosyal 
hakları” tamamen büroya ait olacağı gibi, bu bürolarla işsizliği önlemek bir yana daha çok 
işsiz yaratılacağından da şüphe yok. Görüldüğü üzere bu bürolar adeta işçi simsarlığı 
yapacak. Özel İstihdam Büroları’nın var olduğu günden bu yana bu bürolara bir karşı koyuş 
da elbette mevcuttur. Bu karşı koyuşun öznelerinden olan sendikalar, 2003’ten bu yana 
büroların sendikal örgütlenmeyi zorlaştırdığı, toplu sözleşmelerde büyük sorunlar 
yaratacağı üzerinden bir hat izliyor. Zaten aynı anlayışın taşeron sistemine karşı verdiği 
mücadele sınıfı bugün Özel İstihdam Büroları ile karşı karşıya bırakmadı mı?

Tüm sektörlerde kiralık işçi sistemine geçmek gibi bir misyona sahip Özel İstihdam 
Büroları’na karşı verilecek mücadeleyi amele pazarlarında dayıbaşılara karşı verilen 
mücadeleden farklı görmeyerek bu yönde mücadeleyi büyütecek bir öz örgütlenme anlayışıyla 
hareket etmek sınıf adına oldukça önemli bir noktada duruyor. Nasıl ki amele pazarlarında 
bekleyen işçilerin, dayıbaşıların yüreğine korku saldığı zamanlar yaşanıyorsa; bugün aynı 
korkuyu Özel İstihdam Büroları’na, taşeron patronlarının yüreğine de salmak gerekir.

Halil Çelik

halilcelik at meydangazetesi.org


More information about the A-infos-tr mailing list