(tr) Anarşist Blok - "1 Mayıs eylemimiz üzerine"

a-infos-tr at ainfos.ca a-infos-tr at ainfos.ca
Wed May 9 08:15:06 CEST 2012


Bu metin, 1 Mayıs günü Mecidiyeköy'de yirminin üzerinde kapitalist
kurumun hedef alındığı eylemlere ve sonrasında dönen spekülasyonlara
açıklık getirme mahiyetinde yazılmıştır.
1 Mayıs dünyanın her yerinde 'İşçi Bayramı' olarak kutlanıyor.
Günümüzde geldiği nokta ise, bir tüccarın, kölelerine verdiği 10
dakikalık nefes alma molasından farksız.
Tarihsel kökenlerine indiğimizde, 1 Mayıs 1886'da birlikte yürüyen
yarım milyon insan, dayanışma ve itaatsizliğin en büyük örneğini, 1
Mayıs'ı izleyen günlerde (4 Mayıs 1886 Haymarket Olayları) tüm
hararetiyle yükseltmekte beis görmemiş, mahkeme kapılarında, anayasal
reformlarda veya patronların parlamentolarında çözüm arayışına
girmemiş, tepkilerini doğrudan doğruya egemenlerin kapılarına
dayanarak göstermişlerdi.

Bulunduğumuz coğrafyada da, 1 Mayıs'ın kapitalizme ve devlete karşı
mücadelede tarihsel bir geçmişi bulunmakla birlikte, yine tüm dünyada
olduğu gibi içinin bariz bir şekilde boşaltıldığını görmek için bilge
olmaya gerek yok. Sol-sosyalist çevreler, Taksim Meydanındaki
kutlamalara izin verilmesinin ardından, afaki bir kazanım
sarhoşluğunun içine girdiklerinden, bu başkaldırı ve katliamların yıl
dönümünü uysalca kutlama basiretsizliğine vakıf oldular. Kaldı ki,
otuzbeş sene önce bizzat devlet eliyle vuku bulan katliamı bir kenara
bırakırsak, bundan üç sene önceki kutlamalarda, eylemciler üzerinde
estirilen devlet terörü tamamen unutulup, sözümona nefret duyulan
düzen içinde örgüt reklamcılığının doruğa çıktığı medyatik bir kazanım
övülürken, aynı zamanda varlığı kendinden meçhul bir ezilen sınıfa
hitap edilmeye çalışılıyor.

İşte, geçtiğimiz 1 Mayıs yürüyüşlerine, gelenekleşmeye yüz tutan bu
acizliğin yerle bir edilmesinden yana olan anarşist/anti-otoriterler
olarak katıldık. 1 Mayıs eylemlerinin, aylar öncesinden parti-örgüt
pazarlaması yapmak uğruna, afiş, slogan, kortej düzeni hazırlığı ile
uğraşmaktan, banka ve şirketlerin fink attığı caddeler üzerinde tek
sıra halinde kös kös arama noktalarına yürürken, "bir gün yıkacağız"
tarzı sloganlar atmak olarak kabul gördüğü ruhsuz muhalefet
gerçekliğini biraz yırtmak istedik. Mücadeleyi devletin belirlediği
sınırlarda bayrak sallayıp halay çekmeye indirgeyen bu anlayışlarla
''mücadele'' anlayışımızın çok farklı olduğu aşikardır ve
bayramlarının tadını kaçırdığımız için üzgünüz, lakin bizim için 1
mayıs bayram değil gerçekten ''isyan'' günüdür.

İsyanımızı sloganlara indirgemeyip doğrudan eyleme geçirmiş
olduğumuzdan ötürü medyanın ve düzenin "muhalif" bekçilerinin bizleri
çeşitli suçlama ve iftiralarla kriminalize, aforoz ve tecrit etmek
için sıraya girmelerini, sosyal mücadeleler tarihinde bir kısır döngü
olduğunu bildiğimizden şaşkınlıkla karşılamıyoruz. Medyaya diyecek bir
şeyimiz yok. Onlar efendilerinin saflarında görevlerini icraa
ediyorlar. Sol-sosyalist çevrelerin haber kaynakları, tarihte bir ilke
imza atarak, eylemi tamamiyle görmezden gelmekle yetindiler.
Yunanistan'daki ayaklanma ile alakalı haberlerde bile, 'anarşist'
tanımını kullanmakta ne kadar zorlandıklarını bildiğimizden, açıkçası
yaptıkları bize pek şaşırtıcı gelmedi. Üzücü olanı, bazı devrimci ve
anarşistlerin çeşitli iftira ve suçlamalar yoluyla kendilerine düzenin
ve asayişin bekçiliği misyonunu biçmeleri olmuştur. Bu arkadaşlar
baskı ve sömürü düzeninin temel taşlarından olan bankalar ve
çok-uluslu şirketlerden rahatsızlık duymuyor olabilirler, bu kurumlara
saldırmamız için devletten ve polisten henüz tahrik ve saldırı
gelmediğini düşünüyor olabilirler. Ama geçen her dakika bu şirketler
ve bankalar tarafından küresel çapta şiddete ve saldırıya maruz
kaldığımız ortadadır. Çalışma yaşamındaki sömürü, zulüm ve
haksızlıklar, iş cinayetleri, enerji ve kalkınma projeleriyle doğaya
yönelik ekolojik soykırım projeleri, hayvanlara yönelik sömürü,
işkence ve katliam endüstrisinin uygulamaları, ataerkil sistemin
erkekten yana işlettiği zulüm ve ayrımcı adalet uygulamaları, LGBTT
bireylere yönelik artan saldırılar, şehirlerde yaşayan yoksulların
kentsel dönüşüm adı altında sürgüne maruz bırakılmaları, kürt halkına
yönelik ırkçı-faşist savaş ve baskı politikaları, tutuklamalar,
operasyonlar, muhalif öğrencilere yönelik tutuklama furyası,
polis-asker terörü, tarım politikaları nedeniyle endüstriyelleşen
yerel kültürler, göçler, göçmenlere yönelik ayrımcı yasalar vs. daha
burada sayamayacağımız binlerce belirti, endüstriyel kapitalist
sisteme karşı ne kadar öfkeli olduğumuzun göstergeleri olarak
algılanmalıdır.

Hal böyleyken, kimse tahakküm kurumlarına saldırının yeri, zamanı ve
koşulları konusunda bize vaaz verme bilmişliği taslamasın! Kimse
bizden sisteme saldırmamız için önce kolluk kuvvetlerinin adım
atmasını beklememiz konusunda bizlere ahkam kesmesin! Bizim isyancı
mücadele anlayışımız devlet saldırdığında direnmek değil, kendi
planlarımızı yapmak ve her fırsat bulduğumuzda saldırıp sistemin
kurumlarını vurmaktır.

Bizim öncülük yapmak veya alkışlanmak gibi iddialarımız yok.
Yaptığımız bu saldırıyla sistemin çökmeyeceğini gayet iyi biliyoruz.
Kapitalizme ve devlete karşı mücadelemizi, düzenin kodlarıyla
yürütmeyerek, örgüt-korku boyunduruğunda, öfke ve azmin sindirildiği
mücadelelerdense, ağsal, kişilerin ve toplulukların birbirlerinin
önünü açtıkları, dayanışmacı birliktelikler aracılığıyla suküneti,
asayişi yani dayatılan gerçekliği bozmak ve kesintiye uğratmak üzere
kurgulamaya devam edeceğiz. Bunun meşruluğunun farkına varmak için
nasıl bir düzenin içinde yaşadığınızı sorgulamanız yeterli. Bizler
sadece 1 Mayıs'larda değil, her an asayişi ve suküneti bozmaya devam
edeceğiz!

İsyan, saldırmaktır, sözün bittiği yerdir!

Anarşist Blok aktivistleri


Kaynak: http://istanbul.indymedia.org/haber/anar%C5%9Fist-blok-1-may%C4%B1s-eylemimiz-%C3%BCzerine



More information about the A-infos-tr mailing list