(tr) Savaşmayı reddeden bir 'örgüt üyesi'

a-infos-tr at ainfos.ca a-infos-tr at ainfos.ca
Sat Mar 10 10:31:52 CET 2012


Savaşmayı reddeden bir 'örgüt üyesi' 28/02/2012 Pınar Öğünç
Yasal düzenleme için kampanya başlarken 151. vicdani retçi, KCK
operasyonunda tutuklanan gazeteci, tiyatrocu İsmail Yıldız oldu.
İSTANBUL- Vicdani retçiler ve anti-militarist hareket, yeni bir
kampanyaya başlarken vicdani retçi listesine yeni bir isim eklendi.
Üstelik bu vicdani ret beyanı cezaevinden geliyordu.
151. vicdani retçi İsmail Yıldız, KCK operasyonu kapsamında tutuklanan
Kürt bir gazeteci ve sanatçı. Kürtçe çeviriler yapan, şiir yazan, kısa
film çeken, tiyatro oyunları yazan ve oyunculuk yapan Yıldız, beşinci
sayısı çıkan bağımsız, anti-otoriter dergi 'Qijika Reş'in (Kara Karga)
ekibinden aynı zamanda.
Kendisi tiyatro eğitimi almış; ironiktir en son '90'larda Güneydoğu'da
çocuk olmayı' anlatan bir oyunda oynuyordu. Rojin Canan Akın ve Funda
Danışman'ın yazdığı 'Bildiğin Gibi Değil' (Metis Yayınları) adlı o
vurucu kitaptan, Nü Kolektif tarafından uyarlanan oyunda Gever'in
hikâyesini canlandırıyordu. Oyun şu anda onsuz sahneleniyor. Ekip,
özellikle yerini başka bir oyuncunun doldurmasını istememiş.
Kürtçe ismi Rawin ve soyadının Kürtçesi olan Sterk'i resmi kayıtlara
geçirebilmek için zamanında hukuki mücadele de veren Yıldız'ın, DıHA,
Fırat Haber Ajansı, Birgün, Cumhuriyet, Radikal gibi mecralarda haber
ve söyleşileri ve film-tiyatro eleştirileri yayımlanmıştı. 20 Aralık
2011'de gözaltına alınıp üç gün sonra da tutuklandığında yaptığı kimi
haberlerleri de delil olarak kullanıldı.
'PKK/KCK terör örgütü üyeliğiyle' suçlanan Yıldız, tutuklanmasaydı
daha önce yapmayı planladığı vicdani ret beyanını 'içeriden' yapmak
zorunda kaldı. Kocaeli 1 No'lu F Tipi Cezaevi'nden yolladığı vicdani
ret deklarasyonunda savaşmayı ve militarizmi reddedişini şöyle dile
getiriyor: "Evrene, insana ve barışa olan inancım ve saygımdan,
özgürlük tahayyülüm kapsamında asla yeri olmayan savaş ve öldürmeyi
reddediyorum. Hiçbir devletin askeri olmadan, hiçbir tetiğin parmağı
olmadan, hiçbir liderin, başkanın, kralın, komutanın ve otoritenin
emir kulu olmadan yaşamaktaki ısrarım zindanda da, dışarıda da devam
edecektir."
Yasa için kampanya
Yurtdışından BM Quaker Ofisi'nin İnsan Hakları ve Mülteciler sorumlusu
Rachel Brett, vicdani retçiler ve asker firarileriyle dayanışan Alman
Connection e.V. adlı örgütte çalışan sosyolog Rudi Friedrich,
Uluslararası Savaş Karşıtları'ndan (WRI) total retçi Andreas Speck ve
Uluslararası Af Örgütü Türkiye Kampanya Sorumlusu Milena Buyum'un
katıldığı, anti-militarist hareketi buluşturan iki günlük toplantı
sonunda, vicdani reddin yasalaşması için başlayacak yeni bir
kampanyanın da çerçevesi çizildi. Siyasetçilerle görüşmek ve toplu
AİHM başvurusu yapmanın yanı sıra 'postallı basın' ödülü de yolda...

Kaynak: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1080105

...............
İsmail Yıldız'ın vicdani red açıklaması:

Üzerinde yaşadığımız kürenin birkaç kapitalist üretim merkezinin,
dünyamızı adeta mayınlı bir sahaya çeviren politikaları sonucunda her
gün binlerce yoksul ya da yoksun insan yaşamını kaybetmektedir.
Dünyayı kendi yörüngelerinde tutmak için sarıldıkları tek argüman olan
öldürmeyi, biz 'cüzamlılara' tek hak olarak sunan emperyalist bloğun
bu tavrı Kolombiya'dan Filistin'e, Latin Amerika'dan Kürdistan'a,
Afganistan'dan Tamil coğrafyasına kadar her tarafı bir insan kıyım
mezbahasına çevirmiştir. Ürettikleri kimyasal ve biyolojik silahlarla
üzerimizdeki mezar taşını her geçen gün biraz daha kalınlaştıran
militarist hâkimiyet, hayatımızın her alanına yerleştirdiği dijital
gözleriyle de özel hayatımızın her karesini hallaç pamuğuna
çevirmektedir.
Ellerindeki bindirilmiş kıtalarla, tepemizden indirmedikleri
silahlarıyla her gün yeni savaşlar yaratıp, kâinatın bütün kurallarını
hiçe sayarak, dünyayı adeta bir toplu mezara çevirmişlerdir.
Kapitalist militarizmin ince ayarlarıyla, kurdukları ordulara dahil
edilen yoksul ve yoksun insanlara birbirlerini öldürmeyi mecbur kılan
hakim güçler, yarattıkları bu vahşetin en korkunç örneklerinden birini
dün olduğu gibi bugün de Kürt coğrafyasında sahnelemektedir.
Cinsiyet ayrımcı politikalarıyla insan olmanın temellerine dinamitler
döşeyerek bütün insan olma ve özgürlük alanlarını ortadan
kaldırmıştır. Silahlarıyla biz 'lanetlileri' yok ettikleri yetmiyormuş
gibi, bir savaş müptelalığıyla, doğamız tahrip edilmekte, ormanlar
yakılmakta ve en temel hak olan su bile bize çok görülmektedir.
İşte bütün bu gerekçelerle bizlere düşen, bu kirli satranç oyununda
piyon olmayı reddetmek, savaşların bir parçası olmamak ve birbirimize
namlu doğrultmayı kabul etmemektir.
Ben de; akıl, izan, vicdan ve insaftan yoksun gerekçe ve haktan azade
delillerle şuan tutuklu bulunmaktayım. Kaldığım Kocaeli 1 No'lu F Tipi
Cezaevi, dünyadaki on binlerce hapishanelerden biri olup, yüzlerce
kişi ailelerimizden, dostlarımızdan ve özgürlük düşlerimizden mahkûm
edildiği bir kara deliktir.
Ben de; en başında annesinin karnında bir bebek olarak, bir tiyatrocu
ve gazeteci olarak, bir Kürdistanlı olarak, bir anarşist ve savaş
karşıtı olarak, bir antikapitalist ve antimilitarist olarak, kısaca,
yeryüzünün bir lanetlisi olarak öldürme makinelerine dönüşmüş
ordulardan birinde yer almayı reddediyorum.
Evrende sadece ve sadece küçük bir parçacık olarak, taştan, ağaçtan ve
kuştan hiçbir farkım olmadığını bilerek, evrenin bana tanıdığı hakkı
kullanarak asker olmayı reddediyorum.
Evrene, insana ve barışa olan inancım ve saygımdan, özgürlük
tahayyülün kapsamında asla yeri olmayan savaş ve öldürmeyi
reddediyorum.
Hiçbir devletin askeri olmadan, hiçbir tetiğin parmağı olmadan, hiçbir
liderin, başkanın, kralın, komutanın ve otoritenin emir kulu olmadan
yaşamaktaki ısrarım zindanda da, dışarıda da devam edecektir.
Temel vasfı öldürmek olmakla birlikte; ayakta kalma çimentosu
erkeklik, Türklük ve Müslümanlık olan bir ordunun silahım olmak
inancım, düşünce biçimim ve özgürlük tasavvurum içinde
bulunmamaktadır.
Ayrıca yakında doğacak olan kızımın nefesini, sesini, emeklemesini
görebilmenin ve onun yanında olabilmenin her türlü kutsal ve fetişten
daha üstün ve değerli olduğunu düşünerek, onun eline alacağı
biberonun, yeryüzü üzerindeki tüm silah ve sahiplerin emirlerinden
daha kutsal olduğunu temel düsturum sayarak askere gitmeyi ve silah
taşımayı reddediyorum.
Bu gerekçelerle insan olmanın en önemli koşullarından biri olan yaşamı
savunarak, öldürmeyi kabul etmeyerek, vicdani reddimi açıklıyor ve
savaş karşıtları saflarındaki yerimi alıyorum.
Bir vicdani retçi olarak, yaşamımın geri kalan kısmını, bugüne
kadarında olduğu gibi enternasyonalist dayanışma, antikapitalist ve
antimilitarist bir çerçevede sürdüreceğimi deklare ediyorum.
Yaşasın sınırsız, sömürüsüz, ordusuz, silahsız ve tahakkümsüz dünya!
Yaşasın ezilen halkların enternasyonalist dayanışması!

İsmail Yıldız
Kocaeli 1 No'lu F Tipi Ceza ve İnfaz Kurumu A7/20



More information about the A-infos-tr mailing list