(tr) [Medya] İşgal hareketine kimliğini anarşistler verdi

a-infos-tr at ainfos.ca a-infos-tr at ainfos.ca
Sat Jun 2 21:02:49 CEST 2012


İşgal hareketine kimliğini anarşistler verdi
02 Haziran 2012 ALP KADIOĞLU/BİRGÜN
Londra Üniversitesi'nde görev yapan ve Occupy Wall Street (Wall
Street'i İşgal Et) hareketine fikirsel olarak yön vermiş olan anarşist
sosyal antropolog David Graeber, Sabancı Üniversitesi ve Hrant Dink
Vakfı'nın düzenlediği "Yeni sosyal protesto türleri" konulu panele
konuşmacı olarak katıldı.

Graeber, konuşmasında işgal hareketinin nasıl başladığına dair önemli
bilgiler verdi. "Occupy'dan önce de Bloombergville denen bir işgal
hareketi vardı," diyen Graeber, bu hareketin 30-40 kişiyle kısıtlı
kaldığını ve Occupy kadar geniş yankı bulmadığını açıkladı. "Occupy'ın
neden başarılı olduğunu tam olarak anlayamadık. Şimdi bunu çözmeye
çalışıyoruz," dedi. Hareketin en önemli özelliğinin lidersiz ve yatay
yapısının olduğunu söyleyen Graeber, harekete böyle bir yapıyı
anarşistlerin kazandırdığını belirtti. Graeber, işgalcilerin lidersiz
genel kurullara sahip olması fikrinin anarşist bir arkadaşından
çıktığını belirtti. "Böylece eylemciler genel kurulda kararları
birlikte alıyorlardı," diyen Graeber, işgalcilerin ilk olarak "biz
kimiz?" sorusunun cevabını ortaya koymak istediklerini söyledi.
Graeber, "bu sorunun cevabını İspanya'daki indignados hareketinde
kullanılan bir pankartta yazılanlarda bulduk: "Biz yüzde 99'uz," diye
açıkladı.

LİBERALLER İŞGAL HAREKETİNDE BARINAMADI
Graeber, Occupy hareketinin radikal bir hareket olduğunu belirtti.
"Belirli isteklerle ortaya çıkmadık. Occupy hareketi bir protesto
gösterisi yerine "doğrudan bir eylem"e dönüştü. Wall Street'in
işlemesini aksatmaya çalışan, polis vahşetini gözler önüne seren ve
Amerikan sistemini sorgulanır hale getiren bir görüngü oldu," dedi.
"Sistemle çalışmanın imkânsız olduğu böyle bir ortamda bizim modelimiz
başardı," diye belirtti. "Occupy hareketinin içinde liberal
sayılabilecek gruplar da vardı. Uluslararası Sosyalist Organizasyon
adlı Troçkist bir grup ilk önce geniş bir katılım sağlamıştı. Occupy
hareketine daha dikey ve katı bir yapılandırma getirmek isteyen bu
grup, istekleri kabul edilmeyince merkezden gelen bir emirle Occupy
hareketini terk etti," diye açıkladı. "Bunun gibi hareketlerde her
zaman radikal-liberal çekişmesi olmuştur. Ancak Occupy hareketinde
liberallerin getirdiği öneriler Genel Kurul'da hep reddedilmiştir.
Harekete akın eden liberaller ikinci aydan sonra ayrıldılar," dedi.
Graeber, buna rağmen hareketin başarısının büyük bir ölçüde liberal
medyanın gösterdiği ilgiye bağlı olduğunu söyledi.

SAĞCILARIN YAŞ ORTALAMASI 50, İŞGAL'İNKİ 25
Arap Baharı ve Occupy Wall Street gibi hareketleri "Amerikan
İmparatorluğu'nun çöküşündeki ilk salvolar" olarak niteleyen Graeber,
68 kuşağından bu yana çok şeyin değişmiş olduğunu söyledi. "70'lerde
Wall Street'te gerçekleştirdiğimiz bir eylemde inşaat işçileri bizi
dövmüştü, şimdi ise işçi sınıfı sistemi koruma ihtiyacı hissetmiyor,"
diyen Graeber, hareketin gençler arasında rağbet görmesini ise şöyle
değerlendirdi: "Sağcı Tea Party'nin yaş ortalaması 50'ydi, Occupy'ınsa
25." Graeber, gençlerin sistemden memnuniyetsizliğinin sebebi olarak
okul borçlarını gösterdi. "2008 krizinden beri herkes borçlarından
kurtulmaya çalışıyor. Öğrenciler ve fakir işçiler ise borçlarından
kurtulamıyor. Amerika'da yapılan bir ankette katılımcılara sosyalizmin
mi yoksa kapitalizmin mi daha iyi bir ekonomik sistem olacağı
soruluyor. Yaşlılar arasında bu oran 20-80 iken gençlerin yarı yarıya
bölünmüş olduğunu görüyoruz," dedi. Gençlerin Amerikan politikasındaki
öneminin arttığını belirten Graeber, "Obama'nın Amerikan başkanı
olmasında da gençlerin rolü çok büyüktü. 2008'deki seçimlerde daha
önce görülmemiş olan bir oranda gençler sandıklara gitti. Obama'nın
yarattığı hayal kırıklığı ile bu gençler 2010'da oy vermeye gitmiyor
ve kongreyi Cumhuriyetçiler ele geçiriyor," dedi.

LOBİCİLİK YASAL RÜŞVETTİR
Günümüz ekonomik sistemine de göndermelerde bulunan Graeber, gelecekle
ilgili çok çarpıcı açıklamalar yaptı. "Finansallaşma günümüzde
kapitalizmi tamamen değiştirdi. En büyük karlar finans sektöründe
olduğu için büyük şirketlerin finans bölümleri giderek daha fazla yer
kaplıyor," dedi. "Eskiden şirketlerin karları paylaşılırdı. Yüksek bir
oranı vergi olarak devlete verilirdi. Bir kısmı yeniden yatırımlarda
kullanılırdı. Geriye kalanlar ise siyasetçilere ve bürokratlara rüşvet
olarak verilirdi. Günümüzde ise verginin oranı azaldı. 1950'lerde
muhafazakâr partiden başkan olmuş olan Eisenhower günümüzde Amerika'yı
yönetseydi ona komünist denirdi, "dedi. Graeber, "yasal rüşvet" olarak
tanımladığı lobiciliği ise Amerika'daki feodal sistemin göstergesi
olarak kabul ettiğini söyledi. Bize yıllarca öğretilen, feodalizmde
birisi ekonomik ve politik gücünü kullanarak başkasını kontrol eder.
Liberalizmde ise sadece ekonomik güç vardır. Lobicilik vasıtasıyla
şirketlerin ve zenginlerin politik güce de sahip olabilmesi
Amerika'nın neo-feodal bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor, dedi."
Amerikan ekonomik sisteminin sürdürülebilir olmadığını belirten
Graeber, "FED'de yüksek bir makamda görev yapan bir tanıdığım bana
Amerikan ekonomik sisteminin 2-3 sene sonra geniş çaplı borç silme
işlemleri gerçekleştirilmezse çökeceğini söyledi" dedi.

Panelin ardından David Graeber ile konuştuk:

>> Konuşmanızda Amerikan ekonomisinin çöküşünden bahsettiniz. Sizce böyle bir durumda ne olur?
Graeber: Her ne kadar ekonominin çökmesiyle birlikte anarşist bir
toplumun ortaya çıkmasını umsam da asıl korkum böyle bir krizden sonra
işlerin daha da kötüye gitmesi. Rusya'da 90'lardaki kriz Putin'in
otoriter rejimiyle sonuçlandı. Eğer şanslıysak Rusya'dan daha az
mafyöz olan Çin'e benzeriz.

>> Şu an Occupy hareketinde ne gibi faaliyetler sürüyor?
Aslında Occupy hareketi Eylül'den beri kesintisiz olarak devam ediyor,
ancak medya ilgisini kaybettiği için halk yapılan faaliyetlerden
haberdar değil. Şu an bankaların haciz koyduğu evleri ve tarlaları
işgal ediyoruz.

>> Peki medya neden Occupy hareketini takip etmeyi bıraktı?
Kasım'da Amerikan liberal medyanın bize gösterdiği ilgi bıçak sırtı
gibi kesildi. Bütün gün Occupy hareketini takip eden medya kanalları,
bizim haberlerimizi görmemeye başladı. Bunun iki tane nedeni var.
Birincisi bu medya organlarına Occupy hareketini göstermemeleri için
devlet ve işletmeler tarafından baskı kurulması. İkincisi ise Occupy
hareketindeki münferit yıkım olaylarından dolayı hareketin karalanmış
olması. Örneğin hareketin içinde bulunan ünlü savaş muhabiri Chris
Hedges, "Occupy hareketinin kanseri" adlı bir yazı ele aldı ve
hareketin içinde dükkân camlarını indiren yıkıcı bir grubun olduğunu
belirtti. Bunun gibi Occupy'ı şiddet yanlısı olarak göstermeye çalışan
yazılar liberallerin Occupy'dan desteğini çekmesiyle sonuçlandı.

>> Medyanın ilgisini kaybetmesinden sonra da Zuccotti Park boşaltıldı. Bu nasıl gerçekleşti?
Bir gece muhabirlerin kampa girmesi yasaklandı ve hatta bazıları
gözaltına alındı. Zuccotti'ye polis girdi ve bizi zor kullanarak
parktan attılar. New York Belediye Başkanı Bloomberg, Zuccotti'deki
kampın genel sağlığı tehdit ettiğini söylemeye başlamıştı. Bunun gibi
asılsız bir bahaneyle birçok işgale devlet güçleri tarafından son
verildi.

>> Bir anarko-sendikalist olarak anarşist kapitalistleri nasıl değerlendirirsiniz?
Anarşist kapitalistler de bizim yapmadığımız önemli sonuçlara
varıyorlar. Örneğin FED politikalarını eleştiriyorlar. Amerikan
hazinesinin yürütülme şekliyle emperyalizm arasında bir bağlantı
kuruyorlar. Ancak devlet yıkıldığında kapitalizmin ve piyasaların
kalacağına inanmıyorum. Piyasalar zaten büyük bir oranda devletlerin
askeri operasyonlarını yürütülmesi için kurulmuş bir olgu. Bazıları
"devletin olmadığı bir yerde domateslerimi toplaması için birisini
tutmak neden yasak olsun ki?" diye soruyorlar. Ancak hiç kimse
"devletin olmadığı bir yerde bir başkası için domates toplamam neden
yasak olsun?" diye sormuyorlar.

>> Peki toplumda hiyerarşinin insanlığın tarım yapmasıyla başladığını savunan anarşist primitivistler hakkındaki görüşünüz nedir?
Dünya'daki milyarlarca insanı tarım yapmayı bırakmaya, avcılık ve
toplayıcılıkla geçinmelerine nasıl ikna edebilirsin? Ancak bir felaket
sonucu Dünya nüfusunun %99.9'unun ortadan kalkmasıyla böyle bir şey
olabilir.

>>En son çıkan "Borç: İlk 5000 yıl" adlı kitabınıza gelirsek, bu kitapta paranın, borcun ve piyasaların ortaya çıkışıyla ilgili önemli savlarda bulunuyorsunuz. İlkel toplumlarda takastan ziyade bir hediye alıp verme kültürünün olduğunu iddia ediyorsunuz.
Aslında ilkel toplumlarda takas vardı ama sadece yabancılarla yapılan
bir ekonomik alışverişti. Toplumlar kendi içlerinde ise her şeylerini
paylaşırlardı, buna da hediye ekonomisi diyoruz. Birisi komşusuna
ineğini verirdi, o komşu da kendisini borçlu hissedip bir şey geri
verme ihtiyacı hissederdi. "10 tavuğa 1 inek" gibi miktarlar
belirlenmiyordu. Ne zaman ki borç böyle rakamlarla ifade edilebilir
hale geldi, o zaman paranın ortaya çıkması söz konusu oldu. Çünkü "10
tavuğa 1 inek" gibi bir takas formülü, ekonomik alışverişte yer alan
kişinin 10 tane tavuğa ihtiyaç duymadığı zaman bozuluyor. Böylece
ödeme kolaylığı olarak işin içine para giriyor.

>>Devletsiz bir toplumun "gerçekçi olmadığı" eleştirilerini nasıl görüyorsunuz?
Birçok insan devletsiz bir toplumu hayal bile edemiyorlar ancak ben
ampirik bir şekilde devletsiz toplumların nasıl işleyebileceğini
gördüm. "Devletsiz bir toplumda insanlar birbirini öldürmeye başlar,
toplum kaosa sürüklenir," diyen insanlara sormak lazım. "İnsanların
başka insanlara karşı şiddet kullanmamasının sebebi polis mi?". Bence
insanlara onlar çocukmuş gibi davranırsan onlar da çocuk gibi
davranmaya başlarlar. Devletsiz bir dünyada ekonomik anlamda da çok
farklı bir tabloyla karşılaşırız. Hedge fonları için yazılım yazan
binlerce matematikçi, paylaşımı daha adil ve etkin yapacak programlar
yazabilir. Bence günümüz teknolojisi devletsiz bir toplum için birçok
olasılık sunar.


Kaynak: http://www.birgun.net/worlds_index.php?news_code=1338628425&year=2012&month=06&day=02



More information about the A-infos-tr mailing list