(tr) Okunası bir şeyler yayınlama meselesi...

a-infos-tr at ainfos.ca a-infos-tr at ainfos.ca
Fri Dec 7 08:03:07 CET 2012


[Propaganda Yayınları/Can Başkent] “Okunası bir şeyler yayınlama meselesi…”
Can Başkent, anarşist bir araştırmacı yazar olarak sürekli üretmeye
devam ediyor. Özellikle vicdani ret, veganlık, cinsellik gibi konulara
yoğunlaştığı yazılarıyla mücadelede yer alan Başkent, Türkiye’nin ilk
–ve sanırız hala tek- politik e-kitap yayınevi Propaganda Yayınları’nı
da yönetmekte

6 12 12 - Barış Yarsel - Matbuat, Röportaj

Barış Yarsel / Futuristika!: Önce kişisel bir soru. 90’lar sonu
2000’ler başında çıkan Sonic Splendour dergisi bence uluslararası
standartlarda bile olağanüstü bir yayındı. Utku Usta ile hala
görüşüyor musunuz ve hem o dergi günlerini hem de Türkiye’de fanzinler
dönemini nasıl hatırlıyorsunuz?

Can Başkent: Görüşmez olur muyum, en yakın dostlarımdandır kendisi.
Yıllarca yakın dirsek temasıyla bir dergiyi yürütmek kolayca
zayıflamayan bir dostluk yaratıyor.

O dönemleri karmaşık duygularla anımsıyorum. Tek pişmanlığım,
egonun/egomuzun fazla öne çıkmasıydı – kaldı ki bunu, isimsiz olarak
ya da mahlas kullanarak da bir çok fanzin çıkarmış biri olarak
söylüyorum. Yüksek egomuz sanırım hakkettiğimizi düşündüğümüz ilgiyi
aslında pek göremememizin verdiği ezikliğin bir neticesiydi belki.
Ünlü bir tuluatcının dediği gibi, böyle bir dergiden sonra omuzlara
alınacağınızı, sokakta herkesin size hayranlıkla bakacağını
düşünüyorsunuz. Ama saçma sapan şeylere uğraşıp, üstüne üstlük zaten
azıcık olan paranızı da kaybedince iyice agresifleşiyorsunuz. Her ne
kadar hala arasıra kimi beynelmilel metal webzine’lerinde yazsam da,
Cradle of Filth konserlerinin dahi şarkı sözlerini bile bilmeyen ’90
kuşağıyla dolu olduğunu göre göre metal piyasasından soğudum. Utku
soğumadı, hala aktif olarak metal organizasyonlarında yer alıyor.

Vegan-anarşist tutsak Osman Evcan’a keyfi bir şekilde mektuplaşma
kısıtı uygulanıyor

CAN BAŞKENT

Yine de Türkiye’nin en iyi İngilizce metal dergisini çıkardığımızı
düşünüyorum. Sonic Splendour, bence hem bu toprakların en iyi
İngilizce metal dergisi, hem de en çok kıskanılan metal dergisi oldu.
Her detayına insanüstü bir emek verdiğimiz, üstüne üstlük sefil bir
teknik altyapıya (mizanpajı yaptığımız PC çok yavaştı örneğin, dosyayı
kaydetmesi bile 8 dakika sürüyordu) muhtaç olduğumuz bir dönemde
çıkardığımız bir dergiydi. Fanzin dayanışması adına çok şey
yapılabilirdi, birbirimize omuz vererek çok daha iyi yerlere
gelebilirdik, olmadı.

Türkiye fanzinlerinin son dönemi üzerine söyleyecek çok şeyim var
aslında. Aklıma gelen, devletim satanizm saldırganlığının piyasayı
hemencecik kolayca dağıtabilmesinin verdiği utanç sanırım çoğunlukla.

F!: Propaganda Yayınları’na nasıl karar verdiniz, ne gibi tepkiler almaktasınız?

CB: Propaganda Yayınları’nın temeli, çok önceleri ben ‘oldsletter’
politik fanzini çıkarırken atılmıştı. O dönemde, eskilerde yayınlanmış
anarşizan yayınları da fotokopiyle çoğaltıp, disto gibi dağıtıyordum.
Bu distoya da ‘oldsletter yayınları’ adını takmıştım.  Türkiye’nin
öndönem anarşist dergilerinin geniş bir arşivine sahiptim ve bu arşivi
paylaşmamayı ayıp olarak görüyordum. Her isteyene fotokopi fiyatına
yolluyordum dergilerin kopyalarını.

Ancak, fotokopinin internete yenildiğini kabul ettim. Bu konuda da hiç
romantikleşmedim. Ama sıradan bir web sayfası kurup, boş boş dağıtmak
da istemiyordum yayınları. Hem derli toplu olsun, hem de sen-ben-bizim
oğlan dışında da ciddiye alınsın ve bu bahaneyle, epeydir kafamda olan
yayıncılığa da ciddi bir adım atmak için yayınevi olarak yola devam
etmek istedim. Matbuu yayıncılığın da bir şekilde içinde olduğumdan,
en verimli yöntemin e-kitabevi kurmak olduğuna karar verdim. Aklımın
bir ucunda da, hep anarım, Hayalet Gemi ekibinin yıllar önce kurduğu,
AltKitap e-yayınevi vardı. Hoş, AltKitap bizim anladığımız anlamda tam
bir yayınevi değildi aslında, ama yine de, benim üzerimde etkisi
olmuştur.

Yayınevini kaydettirip, uluslararası ekitap dağıtıcılarına dahil
olmak, ISBN almak gerekliliğine karar vermemiz de bu stratejinin
ürünüydü – yani kitaplarımızı sen-ben-bizim oğlan dışındaki kitleye
ulaştırmak.

Çok bir tepki almadım – ne olumlu ne olumsuz. Çok nadiren öğrenciler
bir iki emaille teşekkür ediyor kaynakları erişilir hale getirdiğimiz
için. ‘Ateizmi Anlamak‘ kitabından sonra da bir süre küfür emailleri
aldık ve zevkle okuduk bu emailleri. Yapılabilecek, ortaklaşacak o
kadar proje varken, sürekli kapıların yüzümüze kapanmasına da alıştık.
Hoş, bu yol zaten kolay olsaydı, yürüne yürüne aşınmış olurdu çoktan.

F!: Özellikle Ateş Hırsızı, Kara, Efendisiz gibi, ülkede anarşizmin
bilinirliğini artırmış yayınların seçkileri bizce çok değer taşıyor.
Bu seçkilere ilgi nasıl, benzer yayınların şu anda olmasının önemi
hakkında neler düşünüyorsunuz?

CB: Teşekkürler. Bizce de çok önemli bu seçkiler. İlgi fena değil, her
kitap yüzlerce kere indiriliyor. Ama kitapların ne kadar okunduğunun
tahminin yapamam. Neredeyse hiç geri bildirim almıyoruz zira
değindiğim gibi. Benzer yayınların bir an önce yayınlanması lazım,
zira yavaş yavaş o döneme ait hafızalar siliniyor ve bir yerden sonra
sadece hafızalarda kalan bir çok detay tarihe gömülüp gidecek.
Bilhassa ’90 kuşağının artık erişkin olmasının yarattığı politik
sorunları öngörmek zor değil. Bu seçkilerin yeni nesil anarşizan
cengaverleri tarihe bağlayabilmenin tek yolu olduğunu düşünüyorum.

Türkiye’de anarşizm üzerine yazılan çizilenlerin çoğunun saçma sapan
olduğunu düşünüyorum bir kaç ele gelen çeviri dışında. Eskiden, epey
bir emek sarfederdim bu tip yazılara yanıt vermeye. Dolayısıyla, aynı
mantıkla bu seçkileri yaptık. Bırakalım, dergiler kendilerini
anlatsınlar diye düşündük. Bir yandan da, ciddi bir vaka incelemesine
ihtiyaç var elbet. Ama bunu kimin nasıl yapacağında dair bir fikrim
yok.

F!: Kendin yayınla (self publishing) hakkında düşünceleriniz neler?

CB: Kendin yayınla’nın kapitalizmin sahte üretkenliğinin en güzel
örneklerinden biri olduğunu düşünüyorum. İnternet’in belki de ikinci
bir Gütenberg devrimi olmadığını düşünmemden dolayıdır belki de bu.

En büyük amaçlarımızdan biri mali getirisi olmayan sahalarda kitap
boyutunda araştırma yapan titiz araştırmacıların kendilerini yalnız
hissetmemesi

CAN BAŞKENT

Kendin yayınla sayesinde, yayın yapmak kolaylaştı. Ama es geçilen
nokta şu – mesele artık yayınlamaktan ziyade, okunası bir şeyler
yayınlamak. Eğer kendin yayınla’yı bir devrim olarak addedersek,
meselenin ego safhasında takılı kalırız. Elbette bir şey yazıp
yayınlamak çok güzel, ama bu yayınların okunması da gerekiyor. Kendin
yayınlayla üretilen zerzevatın %99′unun saçmalık olduğu
düşünüldüğünde, bu eserler okura bunları okumak için bir neden/gerekçe
sunmuyor. Kısacası, sırf bilgisayar başında biraz zaman geçirip
kitabını kendin yayınladın diye, neden okuyayım?

Bu nedenle editörlük ve eleştiri müesseseleri gereklidir bence.
Özellikle kitap eleştirisi denen zanaatın çok mühim olduğunu
düşünüyorum. İnternet devrimi artık belki editörlüğü öldürüyor ama,
kitap eleştirmenlerine ihtiyacı arttırıyor. Elbette, eleştirmenle
kastım, amazon.com’da iki paragraf yorum yazanlar değil.

F!: “Türkiye’de Anarşist Düşünce Tarihi” dizisini ingilizceye çevirmek
konusunda bir gelişme var mı?

CB: Yok. Başvuran çevirmenlerin çoğu ‘hobi çevirmeni’ olduğu için,
verim alamıyoruz. Dahası, şimdiye dek bütün yabancı yayınevleri
reddetti projemizi. Ama hala uğraşıyoruz. Düşündükçe tepem atıyor,
TV’de yayınlanan dizilerin altyazıları ertesi güne çevriliyor torrent
ortamlarında, ama bu kadar ilginç dergilerin makalelerini çevirtmek
için kalifiye adam bulamıyoruz. Eh, bulamadığımız için de yurtdışında
İngilizce yayınlama imkanımız olmuyor. Bu kadar basit bir denklem
aslında bu.

F!: Yakın dönemde hangi kitapları beklemeliyiz?

CB: Şu anda ‘İzmir Savaş Karşıtları Derneği’ kitabını yayına
hazırlıyoruz. Bir sözel tarih çalışması olacak. Oldukça hevesli
olduğumuz bir çalışma. Zira, İSKD tarihine yoğunlaşan ilk kitap olacak
bu. Antimilitarist harekette yer alan herkesin, hepimizin türlü türlü,
duygusal ve heyecanlı kişisel hikayesi vardır İSKD’yle. Bu açıdan
kişisel olarak bir minnet borcunu ödemek olarak görüyorum bu projeyi.
Amacımız ocak-şubat (2013) ayına yetiştirmek.

Bir de vegan-anarşist tutsak Osman Evcan ile nehir söyleşi yapıyoruz
mektup aracılığıyla. Bunu da kitaplaştıracağız. Ama geçen ay (Kasım
2012) öğrendiğimize göre, Osman’a keyfi bir şekilde mektuplaşma kısıtı
uygulanıyor. Mektupları bize ulaşmıyor. Türkiye faşizminin halleri…

F!: Size dosya göndermek isteyen yazarlar ne yapmalılar, nelere dikkat
etmeliler?

CB: Kurgusal çalışmalarla (roman, şiir vs) çeviri yayınlamıyoruz.
İdealimiz, yoğunlaştığımız sahalara ve konulara dair çalışmalar
yayınlamak. Ama elbette, epey esneğiz. Gelen dosyalara genelde bir ay
içinde yanıt veriyoruz. En büyük amaçlarımızdan biri mali getirisi
olmayan sahalarda kitap boyutunda araştırma yapan titiz
araştırmacıların kendilerini yalnız hissetmemesi. Çirkef matbuat
piyasasının çarkına girmeden kitaplarını kitlelerin erişebileceği
şekilde yayınlamak isteyen yazarlara kapımız açık.


Kaynak: http://www.futuristika.org/roportaj/propaganda-yayinlari/



More information about the A-infos-tr mailing list