(tr) DurDe ve Sosyal Değişim Derneği'nin Açıklaması Gerçekleri Yansıtmıyor

a-infos-tr at ainfos.ca a-infos-tr at ainfos.ca
Thu Jun 16 15:27:43 CEST 2011


DurDe ve Sosyal Değişim Derneği'nin Açıklaması Gerçekleri Yansıtmıyor
""Bu çevreler", "bazı kişiler", "bazı gruplar" gibi ifadeler, bizim
özellikle medyada ayrımcılık ve nefret söylemi analizleri yaptığımızda
karşımıza çok fazla çıkan tanımlamalar. Toplumdaki her hangi bir
grubu, azınlık mensubunu, muğlâklaştırmaya çalışmak egemen ideolojinin
her zaman başvurduğu bir yoldur."

"Nefret söylemi yayan muhafazakâr basının yaptığı gibi başörtüsü ile
LGBT özgürlüğünün kıyaslanması gibi kısır bir döngüye bizi sokmanıza
izin vermeyeceğiz. Açıklamanızla, LGBT aktivistlerin İslam'ı
eleştirdiklerini (bunun karşı tarafta nasıl okunacağını kimse bilemez)
söyleyerek LGBT bireyleri ve örgütlerini açık hedef haline
getiriyorsunuz!"

Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe Girişimi ile Sosyal Değişim
Derneği'nin "Nefret suçlarına karşı mücadelede şaşan hedef" başlıklı
açıklamalarına cevaben Kaos GL Derneği'nden Umut Güner'in kaleme
aldığı yazıyı yayınlıyoruz.

http://kaosgl.org/icerik/durde_ve_sosyal_degisim_derneginin_aciklamasi_gercekleri_yansitmiyor

15 Haziran 2011 tarihli Dur De Girişimi ve Sosyal Değişim Derneği'nin
açıklaması, gerçekleri yansıtmamakta. Bu açıklama ile Nefret Suçları
Konferansına LGBT bireylerin ve örgütlerin geri çekilmesine ilişkin
bilgiler çarpıtılarak, sadece LGBT bireyler ve örgütler değil, aynı
zamanda homofobi ve transfobi karşıtı mücadele eden herkes
"ibneleştirilmektedir".

Türkiye'de "nefret suçları konferansı" ilk kez yapılmıyor! Ankara'da
Pembe Hayat LGBTT Derneği bu yıl üçüncüsünü düzenledi, aynı şekilde
İzmir'de Siyah Pembe Üçgen Derneği, Nefret Cinayeti sonucu hayatını
kaybeden Baki Koşar'a atfettiğimiz Baki Koşar Etkinliklerinin üçüncü
kez düzenledi. Ve LGBT örgütler, nefret suçunun kökeni sadece
"homofobi ve transfobi"ye indirgeyen aymazlıkla değil tam tersine,
milliyetçilik, ırkçılık, otoriterlik ve muhafazakârlığın,
cinsiyetçiliğin, militarizmin, homofobinin ve transfobinin birbirini
beslediği bir alan olarak nefret suçlarını tanımlayıp bunun üzerinden
etkinliklerini inşa ediyor, politikalarını oluşturuyor.

Bizler "bazı insanlar" değiliz, bazı insanlar olarak kategorize
edilerek değersizleştirilmemize izin vermediğimiz için bugün
sokaklarda her türlü ayrımcılığa, şiddete, zorbalığa karşı sesimizi
çıkartan insanlarız. Ve bizler bugün "bazı insanlar" diyen azımsama,
yok sayma ve küçümsemeye izin vermeyeceğiz.

"Bu çevreler", "bazı kişiler", "bazı gruplar" gibi ifadeler, bizim
özellikle medyada ayrımcılık ve nefret söylemi analizleri yaptığımızda
karşımıza çok fazla çıkan tanımlamalar. Toplumdaki her hangi bir
grubu, azınlık mensubunu, muğlâklaştırmaya çalışmak egemen ideolojinin
her zaman başvurduğu bir yoldur.

Sözlerimizin çarpıtılmasına izin vermeyeceğiz! Türkiye'de en yoğun
nefret suçları mağdurunun Kürtler ve LGBT bireyler olduğunu, bu
alanının özelinde çalışan iki tane LGBT örgüt olduğunun altını çizdik.
Ve bunun yanında LGBT örgütler olarak uzun zamandır çalıştığımızı ve
bu sürecin bizimle birlikte örülmesi gerektiğinin altını çizdik. Ve
bunu kamuoyuna paylaşmadan önce LGBT örgüt temsilcileri olarak
doğrudan Dur De ve Sosyal Değişim Derneği'nden bizimle bu projeleri
için iletişime geçen kişilere bu tepkilerimizi ilettik.

Kişisel olarak, Nefret Siyaseti oturumu kapsamında neden
homofobi&transfobi meselesinin ele alınmadığını, son dört yıllık insan
hakları ihlalleri raporlamalarına baktığımızda ortalama olarak bir
sene içerisinde 18'e yakın gey ve trans kadının nefret suçları
sonucunda hayatını kaybettiğini ama bizim yaşadığımız coğrafyada kaç
kişinin Müslüman olduğu için nefret suçu, nefret söylemi ve nefret
cinayetine maruz kaldığını merak ettiğimi, İslam'ın Türkiye'de hem
ideolojik olarak her daim iktidarda olduğunu unutmamak gerektiğinin
altını çizdim hem de mevcut hükümetin İslam odaklı bir parti olduğunu
hatırlatmak zorunda kaldım!

Ancak Dur De ve Sosyal Değişim Derneği yaptığı açıklama ile, homofobi
ve transfobiyi, "ırkçılık, milliyetçilik ve etnik ayrımcılık" gibi bir
ideoloji olarak görmediğini ve nefret suçlarına karşı mücadeleyi genel
faaliyet alanı olarak belirlediğini söylüyor. Aslında bu açıklama bile
çok net bir şekilde homofobi ve transfobi meselesine yaklaşımlarını
ortaya koymaktadır.

Biz kendi yaptığımız etkinliklerde bile hiçbir zaman "mağduriyet
hiyerarşisine" düşmedik. Ancak, bir Cumartesi Annesi" ile işkenceci
polisi yan yana getirmeyi de demokrasi ya da ifade özgürlüğü olarak
tariflemedik. Bu hataya şimdiye kadar hiç düşmediğimiz için sivil
alanda varolabildik ve varolacağız. İşkenceci polis ile cumartesi
annesi "farklı görüşler" olarak tariflenemez.

Genel olarak program için bize danışıldı, öneriler soruldu, ancak
Hilal Kaplan gibi doğrudan eşcinselleri günahkâr ilan eden (AKP'li
bakan Selma Aliye Kavaf bile hastalık demekle yetinirken) ve
eşcinselleri bu günahtan geri çevirmeye yönelik her türlü müdahaleyi
meşru gören birini toplantıya çağırabileceklerini gerçekten
düşünemezdik. Bu Ogün Samast'ın Hrant Dink Etkinliklerinde konuşmacı
olması kadar akıl dışıdır. Katil sadece Baki Koşar'ı 27 bıçak
darbesiyle öldüren zanlı olmadığının gerçekliği ile hareket ediyoruz.
27 bıçak darbesinin arkasında bir ideoloji yatıyor ve biz bu
ideolojiyi deşifre etmeye çalışıyoruz.

Sanki LGBT'ler ve LGBT örgütleri "hep ben, hep ben", "en mağdur benim"
demişçesine yaptıkları açıklamada Türkiye'de ayrımcılığa, insan
hakları ihlallerine ve nefret suçlarına maruz kalan grupları
sayıyorlar. Farkında değiller ama sanırım LGBT bireyler zaten uzaydan
gelmiyorlar. Bu grupların içindeler, Çingenesi, Kürtü, engellisi,
kadını, Alevisi, Ermenisi var. Üyesi olduğum Kaos GL başta olmak
üzere, Pembe Hayat, Lambdaistanbul, Siyah Pembe Üçgen, Mor-EL, Hevjin
LGBTT Dernekleri bunun farkındalığıyla mücadele ediyor. Bu yüzden iki
senedir Newroz meydanlarındayız, bunun için yıllardır 1 Mayıs
alanlarındayız.

"Bir Müslüman (başörtülü bir kadın), bir eşcinsel, bir Kürt" gelsin
bir masada otursunlar ile sorun çözülmüyor. Eğer bir masaya
oturacaksak eğer her birimizin diğerine ilişkin önyargılarıyla,
sistemden, dinden vs.den beslendiği dogmalarla yüzleşmesi gerekir. Bir
Kürt'ün kendini "vatan haini" ilan eden bir faşist ile oturmasını
nasıl ki beklemiyorsak, benim de beni günahkâr ilan eden her hangi
biriyle aynı masaya oturamayacağımı kestirmek gerekir!

Nefretin Siyaseti, İslamofobi, Antisemitizim, milliyetçilik"
oturumunda Hilal Kaplan'ın olacağının açıklanması ile birlikte boykot
edildi ve grup kuruldu. Grubun adı bile, insafınız kurusun, "Nefret
Suçları Konferansında Hilal Kaplan'a Dur De" idi; katılacağı belli
değildi demek düz anlamda yalan. İkinci olarak da, Hilal Kaplan'a
"sayın" diyor olmanız bizi rahatsız etti. Çünkü homofobi ve
transfobinin en görünür naif tezahürlerinden biridir, "adını
anmazsın"... Hilal Kaplan gelen eleştirilerden dolayı geri çekildi
dediniz ama kim neyi eleştirdi söylemediniz ve bu eleştirilerde üslubu
filan bir kenara bırakın şu metinde elle tutulur tek açıklamanız olan
""Öte yandan, bu ifadelerin Türkiye'de yaygın homofobik düşünceleri
beslediği, LGBT camiasına karşı oluşturulan iklime katkıda
bulunduğunu; oluşan bu ortamda birçok LGBT bireyinin cinayete varan
şiddetle karşı karşıya kaldığının bilinciyle, içeriğine hiçbir şekilde
katılmıyoruz." deseydiniz. LGBT örgüt temsilcileri ve LGBT bireyler o
gün konferansta olurduk ve bugün böyle talihsiz bir açıklama yapmak
zorunda kalmazdık.

Öncelikli olarak, sosyal medya, paylaşım alanları konusunda şunu ifade
etmek gerekir. "Nefret Suçları Konferansında Hilal Kaplan'a Dur De"
ağı ve bu ağın içindeki paylaşımları, Dur De ve Sosyal Değişim
Derneklerinin bir araya gelerek örgütledikleri Nefret Suçları
Konferansı ile sorumlulukları aynı değildir. LGBT alanında çalışan
bizler, seks işçiliği alanında da politik mücadele veriyoruz. İçimizde
seks işçisi arkadaşlarımız var. Nasıl ki, eşcinselliğe ilişkin
herhangi bir kelimenin eşcinselliği aşağılamak için kullanılmasına
izin vermiyorsak aynı duyarlığı seks işçiliği alanında da
gösteriyoruz. Face'deki grup içerisinde her hangi birine "cemaat
orospusu" dendi ise ve nefret suçlarına karşı bu grupların bir
aradalığını savunan iki örgütün temsilcisi "bak işte gördünüz mü"
fırsatçılığıyla bu açıklamada buna yer vermesi yerine pekâlâ bu fark
ettikleri anda en azından iletişimde oldukları arkadaşları
uyarabilirlerdi. Orospuluğun hakaret sözcüğü olarak kullanılmasını
eleştiririz çünkü LGBT özgürlük hareketinin hep eleştirdiği genel
ahlak, cinsiyetçilikle harmanlanır.

Biz LGBT camianın bütününü temsil ettiğimizi şimdiye kadar hiçbir
zaman iddia etmedik. Ancak bunun bizim sözlerimizin
değersizleştirilmesine de izin vermeyeceğimizi çok açık bir şekilde
ifade etmek zorundayım. Bunun yanında LGBT hareket gibi yeni sosyal
hareketler olarak tariflenen hareketlerin kimlik ve içinde bulunduğu
bütün toplumsal kesimleri temsil etme gibi bir iddiasının olmadığını
artık idrak etmek gerekir diye düşünüyorum. Bunun yanında eğer
herhangi bir şekilde her hangi bir örgütün herkesi temsil etmek gibi
bir derdi olsaydı şimdiye kadar örgütlendiğimiz gibi LGBT örgütler
dayanışmayla birlikte mücadele edemezlerdi.

Dur De'ye cidden "dur de" demek istiyorum: "İslam dininin cinsel
yönelim ve toplumsal cinsiyet konusundaki yorumlarına yönelik
eleştirilerimiz, inanç ve ifade özgürlüğüne ve Müslümanlara yönelik
toptan bir ayrımcılığa dönüşmemelidir. Elbette ifade özgürlüğünün
kullanıldığı koşullar ve bu ifadelerin oldukça hassas bir grup olan
LGBT'lere nasıl bir geri dönüşü olabileceğini de unutmamak gerekir.
Burada inanç ve ifade özgürlüğü/nefret söylemi ve nefret suçu
arasındaki çizginin oldukça ince olduğunu bir kez daha vurgulamak
istiyoruz." Biz İslam'ı eleştirmiyoruz, İslam'ın eşcinsel, biseksüel
ve trans bireylere yönelik homofobik ve transfobik yorumlanmasına ve
bu yorumların LGBT bireylerin hayatını tam da konferansın işaret
ettiği nefret suçlarına dönüşmesinden endişe ediyoruz. Bugün Ahmet
Yıldız'ın duruşması var. Ahmet Yıldız'ı öldüren babası ile Hilal
Kaplan İslam'a aynı pencereden bakıyor ve eşcinselliği aynı yerden
yorumluyor. Biz bunu söylüyoruz. Bizler şimdiye kadar, Müslüman
feministlerin mücadelelerini hep destekledik ve desteklemeye devam
edeceğiz. Nefret söylemi yayan muhafazakâr basının yaptığı gibi
başörtüsü ile LGBT özgürlüğünün kıyaslanması gibi kısır bir döngüye
bizi sokmanıza izin vermeyeceğiz. Açıklamanızla, LGBT aktivistlerin
İslam'ı eleştirdiklerini (bunun karşı tarafta nasıl okunacağını kimse
bilemez) söyleyerek LGBT bireyleri ve örgütlerini açık hedef haline
getiriyorsunuz!

Nefret suçu ya da söylemi mağduru kişilerin, kendilerinin de farklı
alanlarda nefret suçu ya da söylemi üretebilecekleri bir kültürde
yaşadığımızı; hepimizin bu kültürün parçaları olduğunu biliyoruz. Siz
biliyorsunuz biz yaşıyoruz. Keşke Hilal Kaplan'dan özür dilerken bunun
altını çizme ihtiyacı duysaydınız. Şimdi bunun altını çizince sanki
şiddet karşıtı, militarizmi, cinsiyetçiliği dert eden benim gibi LGBT
aktivistlerin Hilal Kaplan'a karşı nefreti kışkırtabileceğini
belirtmiş gibi oluyorsunuz. Sorarım size, bugün Türkiye'de İslamafobi
mağduru kaç kişi var ve sizin tabirinizle "bazı çevrelerin" LGBT
bireylere yönelik ayrımcı tutumunu eleştirdiği için Hilal Kaplan'ın
bir hedef haline gelmesi mi kolay, yoksa gazetesinde köşesinde,
katıldığı farklı alanlarda beni günahkâr ilan edip, günahtan döndürmek
için her yolun mubah olduğunu söylemesiyle benim gibi insanların hedef
haline gelmesi mi kolaydır.

Herkesin Ötekileri oturumunun, bizlere rağmen değil, kendinize rağmen
iyi geçmiş olmasına sevindim. Ancak oturuma katılan izleyici
arkadaşlarım, başörtülü kadınların oturuma gelip, sürekli Hilal
Kaplan'ı açık hedef haline getirdiğimizden bahsediyor olmalarının ve
Dur De ile Sosyal Değişim Derneği'nin Hilal Kaplan'a ilişkin LGBT
örgütlerin eleştirilerini konferans sırasında dile getirmediğinizin
altını çizdiler.

Sosyal Değişim Derneği ve/veya Dur De konferansa ilişkin en temel
eleştirilerimizden birine yanıt vermiyor. Nefret konferansını bu
topraklarda yapıyorsanız, nefret siyaseti gibi bir oturumda
heteroseksizmn tartışılıyor olması gerekirdi. Nefret siyaseti ve
nefreti besleyen ideolojilerin konuşulduğu iki ana oturumda homofobi
ve transfobinin ele alınmıyor olması ve sadece LGBT bireyler için ayrı
bir oturum açılması aslında sorunun kaynağına ilişkin ve homofobi ve
transfobi meselesine ilişkin Dur De ve Sosyal Değişim Derneğinin bakış
açısını göstermektedir.

Hormonlu Domates Ödüllerini Halk belirliyor. Destek verdiğiniz
mücadelenin neler yaptığından biraz haberdar olsaydınız bunu dert
etmezdiniz. Hormonlu Domates Ödülleri için aday gösterme ve bu
adayları oylama süreçleri var. Ödül size verilir mi verilmez mi
bilmiyorum, ama yukarıda sizden alıntıladığım birkaç cümleyi, Hilal
Kaplan'ın konferanstan çekilme sürecinde dile getirseydiniz ve bizi
ötekileştirerek, "bazı çevreler, bazı LGBT'ler, bazı gruplar, tüm
LGBT'leri temsil etmeyenler" gibi ifadeler kullanmasaydınız keşke.
Çünkü eminim bunlar sizin oylarınızı arttıracak. Hormonlu Domates
Ödüllerini, mutlak homofobik ve transfobik olarak nitelendirdiğiniz
şeklinde yorumlamak lazım. Ben sizlerin yerinde olsam hem Hilal
Kaplan'ın çağrılması ile birlikte başlayan hem de 15 Haziran tarihli
bu açıklamanıza istinaden özür dilemek için Hormonlu Domates Ödül
törenine ödül alsam da almasam da giderdim.

İlk defa bu kadar açık bir şekilde
(http://www.durde.org/2011/06/nefret-suclarina-karsi-mucadelede-sasan-hedef/)
ve yer yer LGBT örgütlerin bile katılabileceği bir üslupla Hilal
Kaplan'ın eşcinsellikle ilgili ifadelerine katılmadığınızı dile
getiriyorsunuz, bu ödül sürecinin en azından buna yaradığını söylemek
mümkün.

İlgili bağlantılar:


Melek Göregenli
http://www.kaosgl.org/icerik/homofobik_olmayan_bir_milliyetcilik_soz_konusu_bile_olamaz

Elif Ceylan Özsoy
http://www.kaosgl.org/icerik/kimliginize_yapilan_saldirinin_altindaki_saiki_cezalandirmiyoruz

Günal Kurşun
http://www.kaosgl.org/icerik/ceza_hukukcusu_gunal_kursun_telaffuz_etmeyi_bile_ayip_kabul_ediyoruz

Yasemin Öz
http://www.kaosgl.org/icerik/nefret_suclarina_verilecek_taviz_nefretle_mucadelenin_icini_bosaltir

Volkan Yılmaz
http://www.kaosgl.org/icerik/uluslararasi_nefret_suclari_konferansi_uzerine_notlar

Salih Canova
http://www.kaosgl.org/icerik/aydin_olma_sorumlulugu_ve_fetva_verme_ozgurlugu_uzerine

http://www.kaosgl.org/icerik/lgbt_orgutler_de_nefret_suclari_konferansindan_ayrildi



More information about the A-infos-tr mailing list