(tr) Ahali Gazetesi'nin 8. Sayısı Çıktı

a-infos-tr at ainfos.ca a-infos-tr at ainfos.ca
Sat Feb 26 23:41:10 CET 2011


Ahali'den
"Ahali Gazetesi'nin, O'nu var edenlerin gözünde yeri kendinden
menkuldür. Ahali, Anarşi'nin bu topraklardaki var oluş imtihanına, bir
yayım olarak ne katmış ise, O'nu var edenler yaşama, alanlarına,
yerelliklerine, çok daha fazlasını katmıştır. Hani bir kişi yapıp
ettiklerini anlatmak için etrafına bakıp "şu sokakların dili olsa da
konuşsa" der ya, işte ahali bir biçimiyle o sokakların, alanların
"dili" olmuş, 7 sayı konuşmuştur.
Ahali çıkmadı diye dilsiz kalmış olmuyoruz. Mecalimizi anlatıyoruz.
Muhatabımızın gözlerinin içine bakıp, omzuna dokunup mecalimizi
anlatmak, Ahali Gazetesi varken de güzeldi, yokken de güzel. Yani
mesele bu gazetenin varlığı ya da yokluğu değil, eyleyecek şeyin
olması. Zira eylem bereketlidir. Öyle bereketlidir ki eylemi gözün
görmesi kulağın duyması yetecektir. Yetmelidir.

Ahali büyük bir ara verdi ama onu var edenler, vicdanın, yüreğimizde
büyüttüğümüz dünyanın icabını yapmaktan geri durmadık:
İki 1 mayıs, IMF şenliği, bir DTCF şenliği, biri kavgayla sokakta;
diğeri mücadeleyle DTCF'de; iki Takas Pazarı süreci, Yüksel ve Konur
sokaklarına göz diken katillere karşı günlerce alan nöbeti, Meçhul
Öğrenci Eylemleri , 22 gözaltı ve bir tutukluyla süren Anti-militarist
direniş. Sürekli ayakta anti-faşist mücadele
Bunların hepsi, muhasebesiyle bu sayfalarda"
Ahali'nin 8. Sayısında...
sf 3-4:
Ateşler Bile Anladı, Yavuz Belge Haber Birimi
Bu isyan ne kadar akıllara durgunluk vermiş olsa, haftalar süren bir
hayret uyandırmış olsa da öncesiz ya da sonrasız değil. Tunus'ta
kendini yakan üniversite mezunu işportacı gence ilişkin yapılan haber,
üç yıl önce piyasa kriziyle içi içe geçmiş gıda krizinin yol açtığı,
hem özellikle Haiti olmak üzere Amerika kıtasındaki pek çok ülkede hem
de sosyal politikaları hiçbir zaman gelişmiş ülkelerinkine
benzeyememiş Afrika ülkelerinde görülen isyan haberlerinin bir devamı
gibi görülebilirdi...
Sf 4:
Ortadoğu ve Siyaset Üzerine Bir Mülahaza
Tunus ile başlayan ve Mısır'a sıçrayan isyan dalgası Kuzey Afrika ve
Ortadoğu'da iktidar yoklamalarına neden oldu. İsyanın etkisi birçok
Arap ülkesinde (Bahreyn, Yemen, İran, Ürdün, Cezayir) iktidara ve
baskıya karşı protestolarla devam etti. Bu krizin ilk dalgası, başka
bir veçheden de olsa Lübnan'da ocak ayı sonunda Hizbullah'ın Saad
Hariri başkanlığındaki koalisyon hükümetine verdiği desteği çekmesi
sonucunda hükümetin düşmesiyle başlamıştı.
Sf 14:
EV-EKSENLİ KADINLARLA SENDİKALAŞMA ÜZERİNE
Kapitalist düzen içerisinde en fazla sömürülenler kadınlardır. Erkek
egemen yapı, toplumsal baskı, ev içi kölelik derken neo liberal
politikalarla birlikte işin içine bir de evde çalışma zorunluluğu
girdi. Kadın bedeninin ev içi ve dışında tüketim nesnesine
dönüştürülme süreci yeni değildir. Aynı şekilde kadınlar için
örgütlenme ve direniş kavramlarının da tarihi vardır kuşkusuz...
Son yıllarda ev eksenli çalışma olarak adlandırılan yeni sömürü biçimi
hızla yaygınlaştı. Toplumsal cinsiyet rollerinin ağırlığı
kanıksandıkça, sınırları zorlayacak yeni sömürü biçimleri bulunuyor
bir şekilde...
1990'ların başından beri görünür olmaya çalışan ev eksenli çalışanlar,
2008'de EV-EKSENLİ ÇALIŞANLAR SENDİKASI GİRİŞİMİ adı altında
birleştiler. Mevcut yasal düzenlemelerde iş kolu olarak tanınmayan ev
emeği, yasal olarak sendikalaşma hakkına da sahip değildir. Bütün
yasal kısıtlamalara rağmen örgütlenen ve çoğunlukla 'yasal sendikalar'
tarafından görmezden gelinen ev emekçileri örgütlü mücadelelerini
sürdürüyorlar. 2008'de yayımladıkları deklarasyonlarında "... bizler
işçiyiz. Ama çalışması görünmeyen, emeği yok sayılan, işçi olduğu
tanınmayan işçileriz..."  diyen Ev-eksenli çalışan kadınlarla görüştük...
Sf 18-19:
Yeryüzünün Lanetlileri Mülteciler
Göçmen yasalarının sertleştirilmesi, yabancı düşmanlığı ve faşizmin
yükselmesi Avrupa'nın yeni yüzünü gösterecek işaretler oldu. Yasalar
halk nezdinde meşru bir hale getirildi.
Geçtiğimiz aylarda İngiltere eski başbakanı Gordon Brown bir 'yeniden
yapılanma' sürecinden söz etti. .
Sf 23:
Dil Tarih'in Orta Yeri Sinema
Üniversiteler 2010 eğitim-öğretim ehlileştirme dönemine
başladıklarında YÖK'ün yeni bir atağıyla karşılaştılar. Efendilerinin
buyurduğu, Yusuf Ziya Özcan'ın üstün görev bilinciyle yerine getirdiği
üniversiteleri''özgürleştirme'',"güvenli" birer kışla yuvasına
dönüştürme çalışmalarına tanık olduk. Üniversitelerde her noktaya
birden çok kamera konulması, varolan sivil polis kontenjanının
arttırılması, üniversitelerdeki öğrencilerin aldıkları her cezanın
ailelere de gönderilmesi ve öğrencinin aileye şikayet edilmesi ve
öğrencilerin en ufak bir hareketinde okuldan uzaklaştırarak tahakkümcü
ehlileştirme çabalarını hayatlarımıza entegre etmeye çalışmaktadır.
Buyruklarıyla öğrencilerin zorunlu yaşam alanları olan üniversitelerde
istedikleri gibi at koşturma olanağı sağlamaya çalışmaktadırlar ve
bunu da en demokratik duygularıyla ifşa etmektedirler.

Devamı ve Tamamı Ahali Gazetesinde!
http://www.ahaligazetesi.org/duyurular/1258/



More information about the A-infos-tr mailing list