(tr) [Medya] Ve hiç bitmeyecek reddedenler

a-infos-tr at ainfos.ca a-infos-tr at ainfos.ca
Mon Jan 25 10:40:27 CET 2010


Ve hiç bitmeyecek reddedenler / Yıldırım Türker
Anayasa Mahkemesi imdada yetişti. Askerlerin örgütlü suçlarda sivil
mahkemelerde yargılanmasını iptal etti. Som hukuki bir karar. Bir kez
daha 'asker efendimizdir' makamından sapmamamız gerektiğini anlamış
olduk.
Albay Dursun Çiçek'in mahkeme çıkışı afra tafrasını şimdi daha iyi
anlıyoruz, değil mi?
Ama ne yapalım, 'ordu üstüme kalksa' yazacağım. EMASYA'yı sabitleyen,
askerin vatandaşa istediği koşullarda, istediği şekillerde
dokunabilmesinin garantisi olan bu karara varan Mahkeme, darbe
Anayasası'nın bekçiliğini yapıyor elbet. Yapacak da.
Çünkü hukukun üstünlüğünden dem vuran, hukuk devletini savunan kimi
demokrat kalemler varolan hukukun darbeci askerler tarafından inşa
edilmişliğini unutuyor. Unutmayı tercih ediyor.
Militarizmin bugünden yarına, kolaylıkla üstünden atlayabileceğimiz
bir mania, hayatımızı boyunduruğundan sıyırabileceğimiz bir bela
olmadığını biliyorduk zaten.
Sonuna dek inkârcı askeri yargı, hiçbir demokraside hükmedemediği
güçte hükmedecek hayatımıza. Amaç budur.
Genelkurmay'ın Taraf gazetesinin 'Balyoz' bombasından sonra yapmış
olduğu açıklama, müdanasız bir gücün, karşısındakileri toptan
küçümseyen rahatlığını yansıtıyordu. O açıklamanın bir kripto olarak
yorumlara açılmasından da anlaşılmıyor mu? Malumat vermeye kapalı
asker yine talimat dilinden sesleniyor kamuoyuna. Ama bir farkla.
Ordu, yekpare bir güç olarak,
fişçi-darbeci-suikastçı-sabotajcı-katliamcı-kendi halkına düşman bir
kurum tasvirini umursamadan karşımıza dikilmekte bir sakınca görmüyor
besbelli. Artık açıkça inkâr da etmiyor. İç meselemiz diye kapatmaya
çalışıyor. Yine zamanlamaya sitemler, iç düşmanlara gözdağı; velhasıl
bildiğimiz genelkurmay açıklaması. Ama bir farkı var elbet.
Fark şu ki, asıp kesmeye pek yanaşmıyorlar artık. Tehditlerinde bir
gevşeme okunuyor.
Bir gün sır kasalarının patlayıvereceği, kimi canına susamış
münasebetsizlerin bunları cümle aleme ilan edebileceği günleri hiç
öngörmemiş oldukları anlaşılıyor. Bildirileri artık iyice özensiz;
hazırlıksız yakalanmışın pişkin telaşını yansıtıyor.
Genelkurmay, bağrından durmadan sızan darbe planları karşısında aldığı
tavırla asıl halkı askerden soğutan güç. Ama öte yandan cezasını
görmeyeceğinden emin.
Bu arada vicdani reddin yolları hâlâ sıkı sıkı kapalı tutuluyor. Halkı
askerden soğutma cürmü konusunda bütün üniformalıların burunları ve
kulakları teyakkuzda.
Bugün altında imzasıyla bambaşka bir bildiriyi okumanızı istiyorum. Bu
çok güzel yazılmış bildiri, Ankara'da gözaltına alınan vicdani ret
destekçileri üstüne. Ama aslolanı, sarih bir dille yansıtıyor.
En önemlisi, postalların gürültüsü arasında bize gücümüzü
hatırlatıyor. Militarizme karşı çıkanların gücünü.

'19 anti-militariste halkı askerlikten soğutma davası
6 Ocak günü Ankara'da Yüksel Caddesinde çoğunu anarşistlerin
oluşturduğu anti-militarist bir grup, basın açıklaması yaptı. Yapılan
basın açıklaması, tutuklu bulunan "Vicdani retçi" Enver Aydemirle
dayanışmak amacına yönelikti.  Zaten Basın açıklaması sırasında grubun
taşıdığı pankartta "Vicdani Retçi Enver Aydemirle Dayanışma
İnisiyatifi" yazıyordu.  Grup Yüksel Caddesinde açıklamasını okumaya
başladığı an, polis'in gözünün döndüğü andı. Çevik Kuvvet Polisi grubu
görür görmez hızla gruba doğru yöneldi ve çembere aldı. Polis'in
sayısı 100 kadar iken anti-militaristler 30 kişi ya var ya yoktu.
Böyle meselelerde, varla yok arası nitelenen "özgürlüğü", öldürmeyi
reddederek temsil edenlere karşı, neyi temsil ettiği kendinden menkul
olanlar, her zaman orantısız bir denklemle ifade edilir. Orada da
böyle olmuştur. Bu durum orantısızdır çünkü boyun bükmek kafayı havada
tutmaktan daha kolaydır. Anti-militaristler azdır çünkü itaat etmek
reddetmekten daha kolaydır.
Ama tarih daha reddedenlerin bittiğini tükendiğini yazmamıştır. Az da
olsa reddedenler oradadır. İtaat edenlerde. Efendiler tut derse
tutacak birisi mutlaka bulunur. Dakikasında rütbeli polis tut demiş,
rütbesiz polisler de tutmuştur. Ne kadar basit bir ilişki... Daha
basın açıklaması bitmeden, "bir vatandaşlık hakkı "olan basın
açıklamasını bitirmeden taciz edilenler Anti-militaristler olur."
Vatandaş"ın bittiği, hikâye olduğu yer işte tamda burasıdır. Vatandaş
dediğin emre itaat edendir. Reddeden değil.  Tut emrini,
Anti-militaristlerin üzerine kâbus gibi çöken lacivert üniformalı
vatandaşlar alır, her bir anti-militaristin üzerinde en az üç çevik
tepinmeye başlar. Polis, kolları büker, boyunları tutar, enseleri
çökertir, postalla bastırır. Toza dumana kesen ortalıkta, kesin olan
tek rakam gözaltına alınanların sayısı olarak kalır: 23
Sonra, Gözaltı aracından başlayarak 24 saat sonraki adliyeye kadar
sürekli taciz tehdit ve baskıya maruz bırakılırlar. Saçı kısa
kadınlar, Polislere göre "at gibi", saçı uzun erkekler "karı gibi"dir.
Atların ve karıların ve erkeklerin nefes alıp verdiğini bilip yaşamı
sevenleri ve öldürmeyi reddedenleri böyle ezmeye çalışırlar.
Nezarethanede gece boyu kapıları çarparak anti-militaristlere uyku
uyutmazlar. Sonra onlara ifade imzalatmaya çalışırlar.
Anti-militaristler, Susma haklarını kullanırlar. Sabah adliyeye
götürülürler. Savcı 22'sini serbest bırakır. Volkan sevinç tutuklanır.
Gerekçe, Savaş karşıtı Volkan Sevinç'in "kanunsuz" toplantıya,  hiçbir
zaman sahip olmadığı ve polis'in "silah" diye nitelediği bir çakıyla
katılmasıdır. Mehmet Ali Ağca'yı aramıza karıştıran, Ogün Samast'la
yan yana fotoğraf çektiren, Engin Ceber'i yok eden, Alexsis'i ve
Carlo'yu öldüren, Uğur Kaymazın ve Ceylan'ın küçük bedenlerini
kurşunlarla delik deşik edenler, bir şeyi silah olarak niteleyebilir
mi? Bunların yaşa dedikleri hayat yaşanır mı? Bunların elinden su
içilir mi? Sofralarından ekmek yenir mi?
Volkan Sevinç şu anda, Sincan'da tutuklu. Volkan dâhil o gün
salıverilenlerden 19 Anti-militarist, "halkı askerlikten soğutmak" ve
"suç ve suçluyu övmek" suçuyla yargılanacaklar. 19 Anti-militarist.
Dava tarihi henüz belli değil, ama yaşamın korkunç bir cendereye
dönüştüğü, yüzlerin silikleştiği, gündelik hayatın sabahtan akşama
ölümcül bir hakiyle militarize edildiği bugünlerde belirsiz kalarak
canımızı sıkan tek şey bu dava değil. Kimseye güvenmiyoruz, adını
bildiğimiz, omzuna ve vicdanına dokunabildiklerimiz dışında. Bu
topraklarda, yeryüzünde binlerce yıldır, çelikle, yasalarla ve
postalla ezilenler, Kürtler, Ermeniler, Çingeneler, zenciler,
eşcinseller, yani başka türlü doğanlar ve başka türlü dünyalar
düşleyenler, Anarşistler, komünistler...  Başını bilmediğimiz, ama
sonuna da gelmediğimiz tarihin her zaman bir parçasıydılar ve
bitmediler, bitmeyecekler.
Bugün, medya ve iktidarlar kendi yarattığı ucubelerle hesaplaşıyor.
Mehmet Ali Ağca, medyanın yarattığı dünyada katil oldu. Şimdi ona
"katil" diyorlarsa, o adam gibilerini sokakta görmekten utanıyorlarsa,
kendilerine pay biçmeliler. İkiyüzlülüğün daha basit bir ifadesi az
bulunur. Diz çöküp, emir bekleyen kalem ehli gazetecilerin sayfa sayfa
kana boyadıkları bir dünyada öldürdü Hrant Dink. O artık yok. Ama onun
bir oğlu var. Hrant'ın oğlunu dinlesinler. O adam vicdan taşıyor,
ölümü ve büstleri değil, insanları sevdiğini söylüyor. Öldürmeyi
reddedenleri dinlesinler. Vicdanı susturulamayanları, Volkan Sevinç'i
dinlesinler. Yastığa koydukları başı değil yastıktan kaldırdıkları
başı gözetsinler. Uyumanın ve unutmanın dünyasında uyanışın ve
hatırlamanın hikâyelerine kulak versinler. Bu ateş, iktidarların
yaktığı yaşamı kül etmeye niyetli bu büyük yangın, bir gün kendilerini
de yakar. Bir gün reddedeceksiniz çünkü içinizden kopan ses,
vicdanınızdan başlayarak ürpertecek tüylerinizi. Kayıtsız
kalabilirseniz o sese, vicdanınızın sesine, Eyvallah. Orada, Sağır
olduğunuz odada kalın. Uyanmayın, kapınızı pencerenizi açmayın, bir
tanenize daha tahammülü yok yeryüzünün...
Vaktiyle, rivayet edilir ki, bu dünyada var olmak bir hafiflikti.
Öldürmeyi redderek var olanların, var olmakta inat edenlerin azametine
dayanarak, el ve omuz alarak sürüyor bu hayat. Faşizme ve iktidarlara
inat devam ediyor. Ve hiç bitmeyecek reddedenler."
Anti-Militarist Tutsaklara Özgürlük İnisiyatifi'


Kaynak: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=976569&Yazar=YILDIRIM&Date=25.01.2010&CategoryID=97



More information about the A-infos-tr mailing list