(tr) İstanbul: Kardeşime Dokunma Kampanyası Cihangir'de..

a-infos-tr at ainfos.ca a-infos-tr at ainfos.ca
Mon Mar 23 09:38:53 CET 2009


21 Mart Cumartesi günü, Cihangir'de yaşayanlara, Kardeşime Dokunma
Kampanyası adına aşağıdaki bildiri dağıtıldı:
------------------------------------------------
Bütün gezegeni bir musibet sarmış durumda... Kâh sinsice, kâh apaçık,
her şeyi tahakküm altına almak, sindirmek, susturmak, boyun eğdirmek
için her yere sızıyor, kuşatıyor. Hiç tereddüt etmeksizin can yakıyor,
işkence ediyor, öldürüyor; kâh maaşlı görevlileriyle, kâh kendine
vazife çıkaran gönüllü neferleriyle. Bu musibet tepemizde, yanı
başımızda, içimizde bir zihniyet, bir aygıt olarak örgütlenmiş
otoritedir.
Ve bizler, içimizde bir nebze yaşama isteği, haz duygusu, neşe
bırakmamak üzere her birimizin hayatına her gün artarak nüfuz eden bu
şiddete karşı sessiz kalmak istemiyoruz. Çünkü otorite o korkunç
masalların bin başlı canavarı gibi her bir alanımıza saldırıyor, kaçış
çizgilerimizi nefreti örgütleyerek kuşatmaya girişiyor: farklı olana,
başıboş olana, otorite-sevmezlere, yabancılara, eşcinsellere,
translara, kadınlara, ağaçlara, hayvanlara, kendi kalın çizgili
normlarına tıkıştıramadığı ne varsa, onlara düşmanlık üretiyor. Bu
nedenle, tek bir soruna odaklanmaktan ziyade, otoritenin yakıcı
şiddeti her uç verdiğinde, mümkün olduğunca hızlı, "yerinde" ve
birlikte refleks gösterebilecek bir dayanışma ağı, bir kampanya
örgütlemek üzere yola çıktık ve adını da "KARDEŞİME DOKUNMA" koyduk.
Transseksüel kardeşimiz, komşumuz Ebru, geçtiğimiz hafta Cihangir,
Pürtelaş Sokak'taki evinde, bir akşamüstü, tanıdığı biri tarafından
bıçaklanarak öldürüldü. Daha doğrusu bir türlü gelmeyen ambulans onun
kan kaybından ölmesine neden oldu. "Yoğunluk" nedeniyle eve 5 saat
sonra varan ve ancak Ebru'nun cansız bedenini götürmeye yarayan
ambulansın transfobik dedektörleri olduğunu böylelikle öğrenmiş olduk!
Bu kıyıcı ve ikiyüzlü toplum, herkesi yaşamak için bir şeylerini
satmaya mecbur bırakıyor. Translara ise, yemek içmek ve barınmak
istiyorlarsa fuhuş yapmaktan başka bir seçenek tanımıyor. "Madem
erkekliğin şanlı derisinden sıyrıldın, sokaklarda sürün" diyor. "Ben
seni fuhuşa mahkûm eder, sonra seni fahişe ve 'genel ahlâka aykırı'
ilan ederim, böyle yaşayabildiğin kadar yaşarsın, sonra da çarka
çıktığın otobanlarda, yollarda, başını sokmayı başarabildiğin evlerde
öldürülmeni sıradanlaştırıp kolaylaştırırım" diyor!
Biz Cihangir'de yaşayanlar, bu "normal"liğe son verebiliriz; bir daha
böyle bir şeyin olmaması için çaba gösterebiliriz. Bir daha bir trans
maktulün kapısında çaresizlik, acı ve utanç içinde bükülüp
kalmayabiliriz. Ve unutmayalım; her ne kadar bu gözü kara periler
kadar "göze batıcı" değilsek de, her birimiz, her an kendimizi
otoritenin dişleri arasında paramparça edilmek üzere bulabiliriz.
Yaşadığın semti semt deyip geçme-tanı!
"Mutenalaştırılmış" semtimizde şu anda oturduğumuz evlerin çoğu 6-7
Eylül 1955 olaylarından sonra çekip gitmek zorunda kalmış ya da
mallarına zorla el konulmuş Rumlara ait. 6-7 Eylül'ün bitiremediğini
74 Kıbrıs harekatıyla estirilen fırtına ve hiç soluk aldırmadan peş
peşe yapılmış askerî darbeler tamamlamış görünüyor; şimdi Cihangir
sokaklarında Rumca konuşan birine rastlasak, sevimli hayaleti görmüş
gibi oluyoruz!
80'lerde Cihangir'in trans "sakinleri"nin sayısı da bugünkünden çok
daha fazlaydı. Pencerelerinden rengârenk saçları ve kılıklarıyla
tektipleştirilmeye çalışılan sokağa "sarkarlardı"! 80'lerin ikinci
yarısında, genel olarak Beyoğlu ve Cihangir'de eli sopalı, beli
silahlı çeteler türedi. Bunlar sabahlara kadar arabalarıyla Cihangir
sokaklarında devriye gezdiler. Sokaklar iyice ıssızlaştı. Trans
bireyler oturdukları evlerin pencerelerinden fırlatılarak, evlerinde
bıçaklanarak, sokaklarda taşlanarak linç edilmeye başlandı. "Namusu
temizlenmiş" bu sokakların adları o yıllarda değiştirildi: Hüzünlü
pembelerin kızıla bulandığı Pürtelâş o zaman "Başkurt" oldu, ve
Sormagir'in de açıldığı anayol olan "Tavukuçmaz" hedefe ulaşmanın
gururu içinde "Akyol"a dönüştü!
Bütün bunlar gözlerimizin önünde oldu. Translar hep "kolay" öldürüldü.
Ve Ebru'nun cansız bedeni, tüm bunların mazide kalmadığının acı
kanıtı. Birbirimize muhtaç olduğumuzu unutturdular bize nicedir.
Yalıtılmış odalarda, dışarıdakinin sesine kulak vermeyi hatırlamaz
olduk.
Cihangirde yaşayanlar olarak birbirimize sahip çıkmayı becerebilmenin
yolları olmalı. Kendimiz gibi olmayanın "öteki" ilan edilmesinin,
dahası ona yaşam hakkı verilmek istenmeyişinin umarsız seyircileri
olmak zorunda değiliz. Hepimizin her an kayıtsızca mağdur
edilebileceğini unutmadan, hiçbirimizin dokunulmazlığı olmadığını
bilerek, otorite başımıza musallat olduğunda, kapımıza dayandığında,
bıçağını boğazımıza salladığında acil sağlık, acil hukuk yardımı için
birbirimize ulaşabilir, sesimize ses veren, bizi duyan kardeşlerimizle
iletişebiliriz. Kardeşime Dokunma demek, çek elini üzerimizden demek
bir başlangıç olsun.
Kardeşime Dokunma İnisiyatifi
www.kardesimedokunma.wordpress.com
kardesimedokunma at gmail.com



More information about the A-infos-tr mailing list