(tr) İşçi Merkezleri ve Yeni Emek Hareketi - NMASS

a-infos-tr at ainfos.ca a-infos-tr at ainfos.ca
Thu Sep 4 14:19:49 CEST 2008


[Liberter Çeviri Kolektifi #8 liberterceviri-et-gmail-nokta-com]

Uluslararası ekonomi yoğun bir yeniden yapılandırma dönemi içinde ve 
nereye bakarsak iş ve üretim organizasyonunun değiştiğini görüyoruz. Bu 
değişimler, birkaç istisna dışında, emekçi halkın kâbusu olmuş durumda. 
ABD'li yüz binlerce işçi yeni teknolojiler ve emeğin yeniden 
düzenlenmesi yüzünden işinden oldu. Büyük imalathanelerin yerini küçük 
ve dağınık işyerleri aldı. “Bunların arasında, büyüyen ve düzenlemelere 
tabi olmayan bir yeraltı ekonomisinde göçmen emeğini sömüren bir terhane 
[çn1] ağı yeniden canlandı.”

ABD'deki emek gücünün gittikçe artan bir şekilde 
güvencesizleştirildiğini görüyoruz. Şu an ABD'deki işgücünün üçte biri 
yarı zamanlı, geçici ve sözleşmeli işlerde çalışıyor. Bu oran yaratılan 
yeni istihdam pozisyonlarında ise yüzde elliden fazlaya ulaşmış durumda. 
Bu işgücünün büyük bir çoğunluğunu ise kadınlar, beyaz olmayanlar ve 
göçmenler oluşturuyor.

Bu ekonomik ve politik yeniden yapılandırmaya örgütlü bir cevap olmaması 
ise en az onun yıkıcı etkisi kadar dikkat çekici. Bugün özel sektörde 
çalışanların %12'sinden daha az bir kısmı sendikalara üye ve yönetimle 
işbirliği planları ve kaçak işçilere karşı işverenin cevabı bile neden 
cevap vermekte başarısız olduklarını gösteriyor: İdeolojik yol 
göstericiliklerini büyük şirketlerden aldıkları gerçeği. Benzer bir 
şekilde NAFTA ile ilgili savaşta, sendikalar buradaki ve diğer 
ülkelerdeki işçilerle birlikte olmak yerine sermayenin bir bölümüyle 
birlikte olmayı tercih etti.

Sömürülmenin ne demek olduğunu kendi deneyimlerinden dolayı çok iyi 
bilen olarak göçmenler, kadınlar ve beyaz olmayan emekçiler doğal olarak 
ileri doğru bağımsız bir yoldan gitmenin öncülüğünü yaptı. Zaten genel 
olarak 'İşçi Merkezleri' hareketinin çekirdeğinde onlar vardı. Bu İşçi 
merkezleri yeni bir emek hareketinin kalbinde olabilir, çünkü emekçilere 
yönelik güncel saldırılar ve bu saldırılara nasıl bir cevap verilmesi 
hakkında net bir görüşleri var. Ve bağımsız bir düşünüş tarzı üzerine 
şekillenmiş bu yeni emek hareketi sadece yukarıda saydığımız emekçileri 
değil, bütün emekçileri kapsamalı. Bu yeni düşüncenin temelinde ise 
emekçilerin, çok uluslu şirketlerin ihtiyaç ve fikirlerinden bağımsız 
olarak, kendi öz-örgütlenmelerini kurmaları yatıyor.

Yeni Emek Hareketi

İşçi Merkezleri yeni bir emek hareketinin yaratılmasında ana rolü 
oynayacak. Bu hareketi geliştirmek için bir araya gelmeli, birbirimizle 
ve ilgi duyanlarla bu merkezlerdeki deneyimlerimizi paylaşmalıyız. Bu 
hareketin bazı karakteristik özellikleri şöyle:

İşçi Merkezleri birçok mesleği ve sektörü kapsar: Birçok iş ve endüstri 
dalından insanları, işsizleri, yarı zamanlı çalışanları ve daha önce 
hiçbir işte çalışmamışları örgütleyerek, bu insanların kendi ortak 
sınıfsal çıkarları doğrultusunda yeni stratejiler geliştirmelerine ve bu 
stratejilerini hayata geçirmelerine olanak sağlar. İşçi Merkezlerindeki 
bu birçok iş sektörünü kapsayan yapı, işçilerin belirli konular üzerinde 
toplu pazarlık etmeye dayanan mücadelenin ötesine geçip, ortak ekonomik, 
sosyal ve politik konular doğrultusunda hep birlikte mücadele etmelerini 
sağlar.

İşçi merkezleri, emekçilerin çalıştıkları ve yaşadıkları yer arasında 
bağlantı kurar. İşçi Merkezleri, emekçileri sadece bir atölye ya da 
fabrikanın çalışanları olarak değil, bir topluluğun ve bir sınıfın üyesi 
olarak örgütler. Bu, üyelerin hak mücadelesinde toplumsal güçlerini hem 
çalıştıkları yere, hem de yaşadıkları yere yöneltmesine neden olur. Bu 
sayede bu iki dünyanın nasıl birbiriyle bağlantılı olduklarını kolektif 
bir şekilde analiz etme imkânı doğar.

İşçi Merkezleri kavgacı kurumlardır: İşçi Merkezleri mücadele 
örgütleridir. İşçi Merkezleri servis sağlayıcısı, hukuki savunma grubu 
ya da eğitim kurumları değildir - bunları mücadelenin seyri içerisinde 
kullanacak olsalar bile. İşçi Merkezleri, işçilerin bir araya gelip 
problemlerinin kaynakları konusunda kendilerini eğitebilecekleri, hangi 
strateji ve taktikleri benimsemeleri konusunda tartışabilecekleri ve 
çevrelerinde mücadele örebilecekleri yerlerdir.

İşçi Merkezleri demokratik işleyişin olduğu kitle örgütleridir: İşçi 
merkezleri, gereken zaman, mekân ve kaynak sağlandığında işçilerin 
kendilerini geliştirecek ve kendi kaderlerini belirleyecek kapasiteye 
sahip olduğu felsefesi üzerine kurulmuştur. İşçi Merkezleri, demokratik 
bir işleyişin hakim olduğu, dışarıya olabildiğince açık olan, üyelik 
sisteminin geçerli olduğu kitle örgütleridir. Karar alma ve planlamada 
açık bir süreç izleyerek elitizme imkân verecek yanılsamaları kırarlar. 
Bu da bir elitin değil; İşçi Merkezi üyelerinin sürece hakim olmalarını 
sağlar.

Örgütlenmek sendikalaşmak değildir: Sendikalarla olan problemimiz sadece 
onların bürokratik olmaları, toplumsal konuları ele almada başarısız 
olması ve sözleşmeler için yeterince militan mücadele vermemeleri 
değildir. Sendikalarla olan problemimiz, sendikaların kendilerini toplu 
pazarlık süreçleri çerçevesinde mücadeleyle sınırlandırmış olmasıdır.

İşçi Merkezleri sendika ya da sendika öncesi kurumları değildir. 
İşçileri, toplu pazarlıkta temsil etmez. Bazen pazarlık mücadelesiyle 
uğraşan işçilere destek olur, ama bunu daha geniş bir tabana ulaşma ve 
daha büyük amaçlar doğrultusunda bir adım olarak gördüğünden bu desteği 
verir.

Geleneksel sendika hareketinden bazı kişiler, İşçi Merkezlerini, 
sendikalaşmak konusunda bir araç olarak kullanmaya, kendi kurumlarının 
bekası için bu yeni örgütsel modelden çıkar sağlamaya ve - bazı yeni 
düzenlemeler de yaparak - Amerikan sendikacılığının temel varsayımlarını 
ve yöntemlerini sürdürmeye çalışıyor. Biz ise tam tersi olarak İşçi 
Merkezlerini yeni emek hareketini inşa etmede bir yol olarak görüyoruz. 
Sendikalaşmayı bir strateji değil, bir taktik olarak görüyoruz. İşçi 
Merkezlerini gelecekteki bir sendikanın altyapısını hazırlayacak bir 
şekilde geliştirmeyi istemiyoruz. Onun yerine emekçileri, sendikanın 
ötesine geçen, geçmişin varsayımları, yöntemleri ve örgütsel biçimleri 
ile bağlantıyı kopartan yeni bir emek hareketi içine örgütlemeyi umuyoruz.

Irkçılık, cinsiyetçilik ve homofobiyle savaş ve işçi sınıfının 
birliğinin inşa edilmesi: İşçi Merkezleri çeşitli ezilen gruplardan 
insanların işyerlerinde, yaşadıkları toplumda ve İşçi Merkezinin 
kendisinde önder konumlarda olması için özgül kaynaklar ayıracağını 
taahhüt eder. İşçi Merkezlerinin ortaya çıktığı yerlerde bu zaten 
gerçeğe dönüşmüştür, ama İşçi Merkezlerinin, sınıfın diğer 
topluluklarına doğru genişlediğinde de bu devam etmelidir.

İşçi Merkezleri emekçi insanlar arasında kültürel ve dilsel 
farklılıkları tanır ve bu yüzden ayrımcılığa uğrayan insanların kendi 
öz-örgütlenmelerini yaratmaya yardımcı olmaya çalışır. Aynı zamanda İşçi 
Merkezleri, sınıfsal sorunlara dikkat çekmeye, işçi sınıfı kimliğinin 
desteklenmesine ve örgüt içersinde yeni değerlerin ve toplumsal 
ilişkilerin geliştirilmesi ile dayanışma ve mücadeleden ortaya çıkan bir 
işçi sınıfı kültürü yaratılmasına çabalar.

Politik eğitime, liderlik yeteneklerini geliştirmeye ve özgürleşmeye 
olan bağlılık: İşçi Merkezleri, işçileri gerçekten ekonomik, toplumsal 
ve politik güce ulaştırmaya yarayacak uzun vadeli değişimler için 
savaşır. Bu temel değişime olan bağlılık, kitlesel bir örgüt ve geniş 
bir toplumsal taban yaratma mücadelesine olan bağlılıkla el ele gider. 
İşçi Merkezleri, işçilerin bilinçlerini geliştirecek, onları önderler 
olarak geliştirecek fırsatlar sunacak ve emekçilerin sömürüyle baskıdan 
kurtuluş mücadelesine kendisini adayacak bir örgütlenme modelini 
gerçekleştirmek amacındadır.

Çevirenlerin Notları:
Çn1: "Sweatshop" terimini "terhane" olarak çevirme fikrini Kenan 
Erçel'in Birikim'in Mayıs 2007 (217) tarihli sayısında yayımlanan 
"Terhaneler: Emeğin "Oryantal" Halleri" başlıklı yazısından aldık. 
Erçel'in açıklaması: “1990'lı yıllarla birlikte ABD kamuoyu "terhane" 
(sweatshop) terimiyle yeniden tanıştı. "Yeniden" çünkü terim çıkışı 
itibariyle, bundan neredeyse bir yüzyıl kadar önce Eski Dünya'dan Yeni 
Dünya'ya göç eden Avrupalıların istihdam edildiği imalat atölyelerini 
adlandırmak için kullanılıyordu. Söz konusu işletmelere "terhane" 
denilmesinin nedeniyse barındırdıkları içler acısı çalışma koşullarıydı. 
İşçilerin izbe, havasız, gürültülü, dar mekânlara istiflenerek 12-14 
saatlik işgünü boyunca dur duraksız ter döktükleri bu atölyelere 
hakikaten çok yaraşır bir terimdi "terhane".”

İngilizce Orijinali:
Related Link: 
http://www.workersolidarity.org/WS3NMASSonworkerscenter...s.htm

Kaynak:
http://www.anarkismo.net/article/9784


More information about the A-infos-tr mailing list